UÇUŞTAN ÜSTÜN – Sohrab Sepehri

SOHRAB SEPEHRİ UÇUŞTAN ÜSTÜN

Kafesin açık kapısı uzanıyor bahçelerin tazeliğine.
Kanat kurtulmuş kıpırtıdan ama.

Boşuna çayırların kuruntusu.
Kanat unutulmuşluğu var kuş ile uçuş arasında.
Görüş damlası var kuşun gözünde:
Gövde tırmanır yukarı, meyve iner aşağı.
Hüzün verici bir değişim.
Işık, bulanmışlıktır, hareket bulanmışlık, gidiş bulanmışlık.
Kanadının düşünde yalnız kalmıştır kuş.
Kovuyor meyvelerin ışığını gözleri.
Baskın çıkmış ezgileri dalların diyezinde bemolünde.
Coşkusu sarsıyor kafesi.
Meltem havayı kırıyor: Hâlsizdir kafesin kapısı.

Sohrab Sepehri
-Sekiz Kitap-
Çeviri: Mehmet Kanar

ŞARKISIYDIK RÜZGÂRIN – Neriman Calap

NERİMAN CALAP ŞARKISIYDIK RÜZGARIN Edi Adamov

buğulu camlardaki sözcük
yüreğin kalemiyle yazıldı
yaşamımdan geçip giderken güz
söylenmemiş şarkısıydık rüzgârın

inmedi dünyamıza bir ışık
yıldızların uzak yalnızlığından
dönüşmedi söze / yürekteki çırpınışlar
gömütlerde kaldı özlem kuşları
dili tutulmuş suskunluğun

unutulandan geriye kalan
bitimsiz özlemlerin tutsağı
rüzgârdır acının dallarını sarsan
düşlerimiz yitik bir gece yıldızında
zamanı gecikmiş anılar yaşadıklarım

Neriman Calap
-Güncemde İzdüşümü-

©Edi Adamov

BÜTÜN AŞKLAR KARDEŞTİR – Yelda Karataş

YELDA KARATAŞ BÜTÜN AŞKLAR KARDEŞTİR
Umudun kırık küreğiyle aşk denizinde
Sokağa çıkma kimse tanımaz seni
Kuşdili bilmesen de asfaltta dik yürümelisin
‘seni seviyorum’ cümlesini yüreğinde ışıkla
Hiç değilse bir defa yalansız söylemelisin
Yakamozların sırrına eremez her tatlı su
Kanayan kalbinde mehtabı göreceksin
Yüzme bilmeden denizi öpemezsin
Kendine inanmadan açamazsın sevdanın kilidini

Çünkü bütün aşklar kardeştir

Yelda Karataş.
-Sabır Masalı, 2012-

DÜŞ GİBİ – Turgay Fişekçi

TURGAY FİŞEKÇİ DÜŞ GİBİ CAN POLAT

— Gülten Akın’a

Ne güzel bir kasımdı
Elma döşeli odamda
Kayısıdan yastığım
Narlardan yorganımla uyuduğum

Mavi kumsalda portakal ışıkları
Sıcak bir yazın anısı
Öpüşülen orman araları

Soba yakmıştık oysa sabah
Ev içleri kış, kapı önler yazdı

Yürüsek mi dursak mı
Bilemeden hangisi iyi
Bir durup bir gittiğimiz
Bir bahçeden bir bahçeye

Kıyı boyu
Ayağımızın altında yaylanan yumuşak toprak
Basmaya kıyamadığımız
Köstebek kanalları, karınca yuvaları.

Şiir için yaratılmış bir gündü
Çıtırdayan odunların yandığı sobanın yanında
Çorbamızı içtik
Şiiri yazıdan çekip odaya serdik
Üzerinde uyudu bütün ozanlar.
Yüreğimde gözleri açık bir serçe
Bana baktı bütün gece.

Turgay Fişekçi
-Nerdesin?-

©Can Polat

NE YAPIP NE EDİP – Sunay Akın

SUNAY AKIN NE YAPIP NE EDİP

“Kurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi Yakup”
Edip Cansever

Çocukların uyumasını bekleyen sevişmeler
başlarken yatak odalarında
bir gramofonun
kırık iğnesi gibi yürüyorum
sokakların siyah
taşlarında

Faytonlar geçmiyor önümden artık
son sürücünün
elindeki kırbaç
mazoşist bir müşteri için
sexshop’un vitrininde
satılık

Ansızın bastırıyor yağmur
işte buna seviniyorum
belki de
bakkaldan dönen çocuğun
balkondaki çamaşırları
toplama telaşındaki annesine
paranın üstünü
unutturur

Yalnış duydun seni değil
organlarımı bağışladım
ben ki öptüğüm
ilk dudakta
traş olmuş babanın
tadını bıraktım

Ne yapıp ne edip
buldum sonunda
içinde kurbağaların yüzdüğü
o küçük gölü
ama kimsecikler yok ortalıkta
ne yakup ne edip

Sunay Akın
-62 Tavşanı-