kimlik sonnet’ si – Hilmi Yavuz

multi mirror wall decor Lovely Inside Out Design Blog swap with Third Floor Design Studio

ben aynada büyüdüm, aynalar ise bende,
acıları gezerken, sözlerimizle ikiz;
birlikte olduğumuz, âh, o ürkünç bedende
bakarken kendimize, sevişen günlerimiz
birer birer görünüp dibe çöker, âh, kısır
bir yolculuk bizimki…hani durak, yol nerde?
hangimiz ötekine giz oluruz ya da sır?
aynı tende dağılır, ten aynada yiter de
fırtına saatlerde aşklardaki ince kum
üstüme yığılırken, akşamları kederle
—ve sanki sevişirmiş gibi ikindilerle
o dökülüp düşerse, kırılan ben olurum…

kimliğim öldü benim, çoktan geçtim adımdan,
âh, başka bir şey değilim aynalarımdan…

Hilmi Yavuz
-Ayna Şiirleri (1992)-

İKİLİ- Sabahattin Kudret Aksal

SABAHATTİN KUDRET AKSAL İKİLİ © Tsvetan Ganev

Sevinin elinde su gibi ince,
Bir akşamdı mavi. Uzanıyorduk,
Serin yataklarında yanyana,
Geceyle gündüz arasında işlek,
Gidiş gelişine düşüncenin.

Bir kuyudan çekiyorduk yavaşça
Sonra hızlı, bir eski gökyüzünü,
Homeros’un uykusuz bilinci, çiğ
Aydınlık. Suları akan bir balık
Gibi çıkarıyorduk denizlerden.

Bir yağmur arasız yağardı, çamur
Basardı sokaklarımızı. Yasa,
Bir parıltıyı üretmek olmalı
Ondan. Altın damarını bulmak
Ve işlemek bir sıcak tezgâhta.

Yalnız ve kalabalık. Birdenbire,
Şaşmaz bir düzendi dağınıklık.
Bir avucumda bir kuş ötüyordu,
Avcısı gecenin, çığlık çığlığa,
Konuyordu onun, öbür avucuna.

Sabahattin Kudret Aksal
-Eşik-

© Tsvetan Ganev .

OYUN – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN OYUN © Nikolai Shakhmantsir 2

Bazı adamların aşk
Bazı kadınları sokaklardan
Çekip alması karanlığa

Bazı kadınların aşk
Üşüyen burnunun kulağının
Parmak ucunun göz kapağının
Öpüle hohlana ısıtılması

Bazı adamlarn kadınların
Aşk yürüne yürüne yıpranmış
Ayakkabısından havasından
Günde yaşamasından kurtulması

Ama dışarda bir izmarit
Bir deniz bir ağ bir sandal
Bir akşamüsü seyredilecek

Ama dışarda geçilecek
Bir köprü elinden tutulacak
Bir çocuk tutup sallanacak
Bir erik dalı —Bir erik dalı—
Ama dışarda —Ben anlatamam—

Bazı adamlar aşkı
İtip odalara karartır
Bazı kadınlar için aşk
Şöyle bir rüyasız sere serpe
Şöyle bir korkmadan uyumadır

Gülten Akın
-Kestim Kara Saçlarımı-

© Nikolai Shakhmantsir

 

AĞACA, RÜZGÂRA, YAĞMURA POETİKALARI SORULSA… – Cahit Koytak

CAHİT KOYTAK AĞACA RÜZGÂRA YAĞMURA POETİKALARI SORULSA

Badem ağacına çiçeğinden sual olunsa,
“Baharı bekleyin
ve bunu saka kuşuna sorun!” diyecektir.

Yağmurdan kendini anlatması istense,
“Tohum olun
ve bunu toprağa sorun!” diyecektir.

Bir kayadan bilgi sorulsa, suskunluğuna dair,
“Kulaklarınızı tıkayın
ve bunu kalbinize sorun!” diyecek
sonra tutup daha derin bir sessizliğe gömülecektir.

Şairden de konuşması istenecek olursa, şiir hakkında
kimi şair saatlerce, belki günlerce konuşur size.
İyi olan da budur belki.
Çünkü böyle biri, konuşa konuşa, şiirin gökçe haritasını
avucunun içi gibi serebilir gözlerinizin önüne.

Size su çektiği kuyuları,
tırmandığı burçları gösterebilir.
Elinizden tutup, meleklerle ya da cinlerle
çene çaldığı gök katlarını
ya da mağaraları gezdirebilir size.

Ne mutlu bunu yapabilen şaire!
Ve ne mutlu onu dinleyenlere!

Ama kimi şair de konuşmayacaktır sizinle.
Çünkü bakın, konuşmasını sevmeyebilir böyleleri;
belki beceremez de.

Ve kendisine şiir hakkında sorulduğunda,
“Rüzgârı dinleyin! der; geceyi dinleyin,
denizi dinleyin! der.
Şehirlerin uğultusuna kulak verin!
Şehirlerin, ormanların, mezarların uğultusuna…

Kulağınızı toprağa, ağaca, yastığa,
aşıkların kalbine, meczupların beynine,
hamile anaların karınlarına dayayın ve
Varlığın sesini oralarda dinleyin! der.

Bunları söyler ve susar;
belki ötesini bilmediği için,
belki sorulardan korktuğu için,
belki de, yalnızca şiirin sesi duyulabilsin diye
bunları söyler ve susar.

Evet, bunları söyler ve susar
kanatlarının hışırtısı duyulabilsin diye, şiirin,
Rüzgârın, gecenin, denizin,
kalemin, fırçanın ya da mızrabın sesi,
sessizliğin sesi,
uyumun ve kaosun sesi…

Ve olabilir ki, yeterince sessiz,
yeterince dingin bir anda,
Tanrı’nın sesi
duyulabilsin diye,
tutar daha derin, daha büyük,
daha dokunaklı
ve daha konuşkan
bir sessizliğe gömülür.

Cahit Koytak
-Yoksulların ve Şairlerin Kitabı 3. Cilt-