Yüz Aşk Sonesi – Pablo Neruda

PABLO NERUDA YÜZ AŞK SONESİ VI Svetlana Ivanova

VI
Kararmış bir dal kestim yitik ormanlarda
ve götürdüm mırıltısını susamış dudaklarıma:
Ağlayan yağmurun sesiydi bu belki de,
kırık bir çan ya da bir yürek kan içinde.

Bir şey sezerdim çok ötelerden,
ağırlığına gömülmüş, örtülü toprakla,
sonsuz güzle sağırlaşmış bir çığlık,
yarı açık bir geceden, yapraklarla nemli bir karanlıktan.

İşte orada, uyanıp ormanların düşünden,
şarkı söyledi fındık dalı dudağının ucunda
ve o serseri kokusu tırmandı aklıma.

Sanki hep arıyorlardı beni yana yakıla,
o terk edilmiş kökler, çocukluğumla yitmiş toprak.
Bense yaralı kalmıştım göçebe bir kokuyla.

Pablo Neruda
-Yüz Aşk Sonesi-

Çeviri: Adnan Özer

PERU PELİKANI – Pablo Neruda

Pelícano_en_Pucusana
Pelecanus thagus

Oturmuş denizin üstüne
derin sorunları tartıyor pelikan:
okyanusun hacmi
yiyecek derdi,
dalgaların tekrarı,
balinanın yalnızlığı,
ay falı,
rüzgârın koordinatları.

Vurdumduymaz yargıcı denizin:
yuvarlanır zaman kafatasının üstünde
yağmurdan ya da dalgadan bir damla
kayar uzun gagasından
saydam bir hüküm gibi.

Sallanarak çatlayan dalgada
bir yuva ya da terk edilmiş bir beşik gibi,
sayıyor pelikan
biriktirdiği balıkları,
plastik paralar gibi,
gagasından sarkan kesede.

Sardalye sürüleri,
solgun güz balığı,
Taitao’nun pürtüksüz merlosu,
bıçak renkli istavrit azmanları,
yakamoz yumuşakçaları,
mürekkepbalığı kolları,
şeytansı kalamarlar
ve kurdeşenli kafadanbacaklılar
saklamış kesesinde pelikan.

Birden kaldırıyor pinti kuş
balık yüklü torbasını,
açıyor kurşundan kanatları,
uçuyor göğe demirden tüyler
ve seyrediyor sessizlikte sessizlik
dinsel bir gemi gibi.

Pablo Neruda
-Kuşlar Sanatı-
(1971 Nobel Edebiyat Ödülü)
Çeviri: Erdal Alova

 

Pablo Neruda (12 Temmuz 1904 – 23 Eylül 1973) Anısına saygıyla…

PABLO MATIİDE NERUDA YIRMİ AŞK ŞİİRİ 5 2018

5
Duyasın diye beni
incelir
sözlerim arasına
kumsallarda martıların izleri gibi.

Gerdanlık, esrik çıngırak
üzümler gibi tatlı ellerin için.

Ve ta uzaklara götürürüm sözlerimi:

Benim değil senin onlar.
Tırmanırlar eski acıma sarmaşıklar gibi.

Nasıl tırmanırlarsa nemli duvarlara öyle.
Bu kanlı oyunun sensin suçlusu.

İşte kaçışıyorlar karanlık inimden.
Sen hepsiyle dolusun, seninle dolu hepsi.

Senden önce sardılar yerleştiğin ıssızlığı
ve benim hüznüme alıştılar, sana değil.

Desinler isterim şimdi sana demek istediğimi,
onları duy beni duymanı istediğim gibi.

Bir bunaltı rüzgârı sürüklüyor sözlerimi hep.
Düş kasırgaları deviriyor ikide bir.
Başka sesler duyuyorsun acılı sesimde.
Eski ağızlardan ağıt, eski işkencecilerden kan.
Sev beni dost. Bırakma beni. İzle beni.
İzle beni dost, şu bunaltı dalgasında.

Ama aşkının rengine bürünüyor sözlerim.
Sen sarıyorsun işte, sen dolduruyorsun hepsini.

Bir sonsuz gerdanlık yapıyorum onlardan
üzümler gibi tatlı, beyaz ellerin için.

Pablo Neruda
-Yirmi Aşk Şiiri ve
Umutsuz Bir Şarkı-

Çeviri: Sait Maden

 

İlk Vuruşlar – Cahit Koytak

CAHİT KOYTAK İLK VURUŞLAR Yuriy Shevchuk (7)

“insan müzik için yaratılmıştır
ve dünyadaki tüm sesler,
tüm susuşlar insan kulağı için…

diye başlasan söze
söyle, GüzelSözlerinCini,
nasıl bitirirdin, bu fiyakalı sözü?”

“zaten bir çalgıdır, diye
tamamlardım Efendimiz
bir çalgıdır, derdim, dünya,

biri hayat, biri ölüm, iki telli bir çalgı-
kendini çalgısının arkasında saklayan
bir Büyük Besteci’nin elinde”

Cahit Koytak
-Cazın Irmakları-

©Yuriy Shevchuk

Güz Gelmiştir – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA GÜZ GELMİŞTİR Jin Hongjun ___ Tutt'Art@ (38)
Orada
güz çoktan gelmiştir senin yerlerine.
Buradaysa sessizce direnmeğe çalışıyor yaz
ısıyı alıp götürecek soğuk rüzgârlarla
çiçeklere yavaş bir canlıklık vererek
açarak göklerini bulutlara
korkusuz, sessiz
yavaş.

Burada
kış çabuk gelecek benim yerlerime
Oradaysa dingince oluşmaya başlıyor bahar
ışığı alıp getirecek parlak güneşlerle
bitkilere hızlı bir canlılık vererek
doldurarak göklerini bulutlarla
aldırmaz, dingin
hızlı.
*
Geri getirecek misin güneşlerini?
Donuk gözlerim özlüyor seni.
Ne yaparım ki güneşsiz, sensiz?
Kopuk köklerim bekliyor seni.

Geri getirecek misin ellerimi?
Güdük bileklerim özlüyor seni.
Ne yaparım ki elsiz, sensiz?
Çürük bileklerim bekliyor seni.

Geri getirecek misin ışıklarını?
Soğuk kâğıtlarım özlüyor seni.
Ne yazarım ki ışıksız, sensiz?
Boğuk harflerim bekliyor seni.

Geri getirecek misin ellerimi?
Kırık sözcüklerim özlüyor seni.
Ne yazarım ki elsiz sensiz?
Yıkık tümcelerim bekliyor seni.
*
……..
Oruç Aruoba / Güz Gelmiştir
– ol an-

 © Jin Hongjun

İPEK MENDİL – Zerrin Taşpınar

ZERRİN TAŞPINAR İPEKMENTDİL

Bir ipek mendili olmadı hiç
yakasına takılan bir karanfil
yatağında gül yaprakları.

Tam öğrenirken şehrin çıkmaz sokaklarını
dükkân adlarını, güleryüzlü satıcıları
—Çünkü ürkekti ve çatık kaşlardan kekelerdi hemen —
tam öğrenirken bir şehri…

Her yolculuğa umut ve hüzünle başlardı
kocaman saksılarda taşırdı kirazlarını
nazarlıklar asardı dallarına, yumurta kabukları
paslı anahtarlar, önceki evin bırakılmışlığı
isli baca, çatlamış fayans, herşey
herşey bir ipek mendil özlemenin tadında.

Yeni komşular benimserdi severek gülümsemeyi
taş balkonları süslerdi renk renk
bıkmadan silip parlatırdı eski pirinç mangalları
bir ipek mendil özlemenin tadını ekleyerek
reçeller kaynatırdı sağaltım günlerinde.

Şiir yazmak ister de ağlardı her bahar
—Çünkü aşklar yanılgıyla gelirdi ipek bir mendildi bütün dileği oysa —
ipek bir mendil için taramak saçlarını.

Bir ipek mendili olmadı hiç
ne de yatağında gül yaprakları.

Zerrin Taşpınar
-Bir Ardıç Kuşuyum Ben-