YOL TÜRKÜSÜ – Afşar Timuçin

(c) Ayhan Kurt TRİLYE

Çiz beyaz haritalara mor kalemle
Hiç görülmedik yepyeni kentleri
Hep oralara götür beni
Seninle olunca sıkılmam giderim

Çocuk yüreğinle sen kurarsın
Köprüleri alanları kuleleri
Panayırları ve çocuk bahçelerini
Çiz haritaların en güzel yerine
En güzel günleri ve geceleri

Seninle olunca çekinmem giderim
O kentlere yolcu diye çiz beni
Biletim pardösüm şemsiyem şapkam
Yüreğimde sevincim kafamda düşüncem
Nasıl da çok karıştık birbirimize
Bu el hangimizin eli
Bu saçlar hangimizin
Senin gittiğin her yere giderim

Afşar Timuçin
-Savaşçı Türküleri-

©Ayhan Kurt, Trilye..

 

Soneler – William Shakespeare

SHAKESPEARE SONE 92 Miranda_-_John_William_Waterhouse

92

Kendini çalmak için yap elinden geleni
Yine de sen benimsin sonuna kadar ömrün;
Hayatım sürer ancak gönlüm sevdikçe seni
Yaşamak sona erer bu sevgi bittiği gün .
Artık korkutmaz beni en korkunç acı bile
Çünkü daha ilk acı benim ölümüm olur;
Senin keyfine kalsam ne dert biter ne çile
Oysa şimdi varlığım işkenceden kurtulur:
Artık kaygım olamaz cayarsın diye belki
Çünkü sen cayar caymaz bitmiş demektir ömrüm;
Bahtın bana verdiği fırsat öyle güzel ki
Nasıl mutlu sevdimse öyle mutlu ölürüm.

Karanlıktan korkmamak gibi mutluluk var mı?
Sen sırt çevirsen bile bunu ruhum duyar mı?

William Shakespeare
-Soneler-
Çeviri:Talât Sait Halman

©John William Waterhouse..

TAŞA BAĞLARIM ZAMANI – Ahmet Ada

AHMET ADA TAŞA BAĞLARIM ZAMANI Anatoly Dovydenko 6

“Bizim yüreğimiz göçük dönerken
Kentlerin varoşlarına. Sandallarını buluta
Bağlayan göçmen balıkçılara döndük.
Sonbahar kokan odalarına döndü
Kadınlar uzun yolculuklardan. Bu sefer
Uzun sürdü çapalamak şafağı.”
Sarıasma kuşu Gözne bağlarını dolandığında
Mersin uyuyan denizi uyandırmıştı.
“Hadi şimşeği verin bize” diyordu
Yaşlı bir adam gözlerini kısarak
Dağ yolunda değişmeler içindeyken taşlar.
“Akdeniz’de taşa bağlarım zamanı,
Çamlar gecenin çobanı” diyordu
En çılgınımız elinde ayçiçeği kalpağı.

Köpekler yakındı, hissediyorduk
Serçeler yorgunluğumuzun ikinci, üçüncü yoldaşı
Beraber döndük kentin yıkıntılarına
Kitaplarımızın yakıldığı
(O da başka bir ölümdü)
Ağır sessizlik ânları ayaklar altında
Ağır yükü onurun ağrılı sanrı.
Tabaklar bardaklar kaşık sesleri
Bütün zamanlar boyunca kulaklarımda.
Ne zamandı? Yemek yiyenler kimdi?
Ağlayanlar isli gök altında.
Sonunda denize baktık, öylesine incelikle,
Kimsenin farkında olmadığı denize

Hadi dedi bunları yaz, şimdi anlattıklarımı
Bu insanlar ne ister? Kendileri kanatsız
Kuşken. Hangi erinç doldurabilir
Kalan günlerini. Bize de kalmaz tek
Bir ağaç, tek bir kuş, tek bir rüzgâr.
Kürekler elimizdeyken açılalım denize,
Enginler bilge kaygılarımızın erinci.
Kim alıkoyabilir bizi? Bulabilseydik sevgiyi
İnsan yüzlerinde kucaklardık direkleri.
Eyvah! Geçen her ân bir buğu,
Kim karşılayabilir “başka bir ölümü?”

Ahmet Ada
-taşa bağlarım zamanı-

©Anatoly Dovydenko 

BİZ, İNSANLAR – Ziya Osman Saba

BİZ, İNSANLAR - Ziya Osman Saba

Allahım! Bizler, dünyanı dolduranlar
Gülen, ağlayan, türlü türlü konuşan
Birbirini yemek için boğuşan
Biz, insanlar…

Dudaklarının ucunda yalanları,
Damarlarında kan, etlerinde şehvet.
Kin, garez, hırs, hiddet…
Allahım! Sen yaratmadın insanları.

Ziya Osman Saba
-Geçen Zaman-

EDITH ALMERA – Orhan Veli Kanık

EDITH ALMERA - Orhan Veli Kanık

İhtimal ki şu an o,
Brüksel’e yakın
Bir gölün kenarında
Edith Almera’yı düşünmektedir.

Edith Almera
Kafeşantanlarda muhabbet toplayan
Bir Çigan orkestrasının
Birinci kemancısıdır.

O,
Kendisini alkışlayanlara
Selâm verirken
Gülümser.

Kafeşantanlar güzeldir
İnsan ,
Orada çalışan kemancı kızlara
Âşık olabilir.

Orhan Veli Kanık
(Mehmet Ali Sel adıyla
Eylül 1937)
-Bütün Şiirleri-

©Pierre Auguste Renoir