BÖYLE BURADA – Afşar Timuçin

BÖYLE BURADA - Afşar Timuçin

Burada böyle durma
Benim gibi değilsin sıkılırsın
Yağmurlar üstüne yağar
Kırgınlıklar parçalar içini
Arar da bulamazsın kendini
Yaşanmamış zamanları düşündüren
Akşamlara alışık değilsin sen
Susarsın kalakalırsın
Kötü şeyler olacak sanırsın
Saatler gözünde büyür
Burada böyle durma
Kimseler anlamaz seni
Solarsın yıpranırsın
Benim gibi değilsin usanırsın
Karanlık kör eder gözlerini
İçindeki boşluğa alışırsın

Afşar Timuçin
-Bulutlar Deniz Kokar-

Akarı – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN AKARI

Bir dizeden diğerine sekerek
elinde biçim değiştiren suyun gücü
kelimelerin ve zamanın debisi

kâğıt üstünde saklı
hayatın zemin matematiği
deltanın tabiat bilgisi
pamuk ipliğinde trapez
dengede tutmak
şiiri adımlayan ruhun ibresini
boşlukta giz ve anlam
akarında atan nabız

Murathan Mungan
-Solak Defterler-

©Serj Master..

Yalıoba Günlükleri – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN YALIOBA GÜNLÜKLERİ Darek Mitręga

Bir bir çatlıyordu kılcal damarlar.
“Mutluluktandır.” dedin.
Yeşil bir koku yayılıyordu havaya
biçilen otlardan.
Bilinmez bir yönden esiyordu meltem
bir düşten uyanmadan,
bana senden haber getirircesine.
Acemi gözlerle baktım eskimiş dünyaya:
sabahın ovada dağılan sisini gördüm,
sendin uzaklaşıp giden dağlardan dağlara.

——
“Güzel ” anlamını yitirdi diyordu derviş
akşamın geceye dönüştüğü bu saatlerde.
Ey dünya, koca dünya, uçsuz bucaksız çöl,
oysa kendini alışmış sanırdın sen gülüne
dikenine…
Şimdi yürürken Karasu boyunca
daha Murat’ karışıp Fırat olmadan,
atının yedeğinde, aklında bilmediğin
uzaklar ve daha kavuşmadığın gece.

——
Çıkar dağlara uzakları getirirdin bize kekiklerle
sabahları denizi sererdin önümüze olanca
maviliğiyle,
karşıda ıssız bir adanın çakıllı koyuna sığınan
korsanlar, geceleri lacivert sularda yansıyan
ateşler yakarlardı, sessizce beklerdik biz.
Kayaların ucunda yaşlı bir kadın, siyahlar içinde,
dip sulardaki yosunlara bakarak
bir zamanlar deniz kızlarından öğrendiği
şarkılar mırıldanırdı kendi kendine.

——
Lambanın titreyen ışığında seyrederdim seni
kış için bana eldiven örerken,
Uyuya kalırdım elimde mavi kalem
boyarken harita defterimdeki denizleri.
Göller yeşil olmalı diye sayıklardım düşümde,
kamışlar sarı,
ve bembeyaz durgun suda yüzen nilüferler.

——
Bir şarkı söylerdim içimden
seven herkesin bildiği,
geleceklerin gelmediği
bir ağustos sonu.

Uzak bir yel değirmeninde
bizimle vedalaşırken yaz.

——
Bir zeytin ağacının gölgesinde,
Ağustosböceğinin sesinde,
nasıl canlanıyor şimdi
zamanın göz kırpan ışıltısında
o deniz feneri gülümseyişin.

Çevat Çapan
– ara sıcak-

©Darek Mitręga

Siyahkâr – Ahmet Telli

Siyahkâr - Ahmet Telli

Siyahkâr kelimeler sızıyor aklımın
Dehlizine ki önceleri serin sözler
Dingin yalnızlıklardı oyalandığım
Yaz bitti de onun içindir diyor biri;
İlk kez bitmiyor yaz, hayat çoktan
Farkında bunun akşamlar apansız
İniyor geceyi siyahkâr kılmak için
Hançer birdenbire saplanıyor, güz
Usulca örtüyor masumiyetin üstünü

Zifirî kelimeler sızıyor yazın bittiği
Göçmen bir kuşun yolunu şaşırdığı

Ağır bir ağrı gibi ağıyor sözlerin
Burgacına vedâ: Yaz yine bitti.
Şarkılardan öğrendiydik: Sevdâ
Sitemkâr bir vedâ idi ömür gibi
Hâtırası için kitabın bir yerinde
Saklı bir söz düşülür belki de.
Mecaza dönmüşse vefânın enkâzı
Sükûnet gerekir unutmak için
Hatırlamak içinse yeni bir yaz

Ki unutuldu sanılsın diye bu öykü
Bir aşkın kelimelerle sürüp gittiği

Söz de ürperiyor kalın ve soğuk
Karanlığa gömülüp giderken şiir
Bizi kendine çeken dip, oradaydı
Yazın bittiği ve siyahkâr bir aşk
Öyküsünün anlatıldığı yerde
Ufkun kalbine çöktüydü tuhaf yaz
Unutuşun uçurumuna düşmüştü
Şimdi yine zifirî kelimeler sızıyor
Düşünsem hatırlarım dediklerime

Ki unutuldu sanılmasın dünkü öykü
Hani bir aşkın güzle solup gittiği

Ahmet Telli
-Nidâ-

©Bruno di Bernardo