İSTASYON – Melih Cevdet Anday

M C ANDAY İSTASYON

Peronu kocamış bir istasyonun,
Bilmediğim akşam saati, hüzün
Yanımda, şaşırdım yönleri.

Yukarda bırakmıştım seni, gökte,
Karanlıktı ağaçlar ve yol,
Karanlıktı ak giysilerin.

Gece, o hazne, yabancı taş.
Ağaçların üstündeydi penceren,
Artık ses ve demir onamaz beni.

İşte burda saatlardayım,
Saatlar hiçbir yerde değil,
Ne bu yönde, ne de o yönde,

Yukarda bırakmıştım seni, gökte.

Melih Cevdet Anday
-Lirik Şiirler/Teknenin Ölümü-

SENİ SEVDİM, OLUR MU? – Ülkü Tamer

ÜLKÜ TAMER SENİ SEVDİM OLDU MU

Büyüsem asarlar beni, çınar olur ağacım,
Elmaların gümüşten çekirdekleri olur;
İstersen ellerini bağlarım, on kuruş alırım,
On kuruş alırım, yolculuğa çıkarım,
Oradan bir elma ağacına çıkarım;
Bütün komşular üzülür buna.

Asarlar beni belki bir yıldız ağacına,
Ay ışır belki cebimdeki kupadan,
Çünkü her yolculukta on kuruş vardır,
Çünkü şarap içilir, düğme dikilir;
İstersen gece olur, bıçaklar olur,
Bütün komşular keserler elma.

Çekilir kepengi denizin, başlar usulca koru,
Kahverengi bir gömlek giyerim sana doğru.

Ülkü Tamer
-Soğuk Otların Altında-

Gül Dönüyor Avucumda – Edip Cansever 

EDİP CANSEVER GÜL DÖÜYOR AVUCUMA 1

I
O akşam söylediydim ona
Gördüm Hüma kuşunun iskeletini
Haber de saldıydım Pegasos’un sırtındaki ozana
Seyretsin diye ölümün bu sırça gelinliğini
Duyan da var bunu duymayan da.

O gün bugündür ıslık çala çala
Gelip geçiyor kapımın önünden
Konuşuyoruz da arasıra. Geçen gün dedi ki
Farketmez gözyaşı kimseyi, ruhsa
Başıboş bir deniz gibi anlamsız yatar
Kocaman bir ıssızlığı yonta yonta.

Anlattı sonra uzun uzun.
Nasıl onardığını eski tekneyi
Nasıl kalafata çektiğini, boyasını
Hangi dağ çiçeklerinden kardığını.
(Bir çocuk dişi parladıydı. Çekmişti onu kırmızı bir akşamüstünün dişetlerine. Ya direkleri? özenli bir kılıfa girer gibi girmişti göğe. Doğrusu görkem iki parmak arasında büyüyen ama hiç gölgesi olmayan uçsuz bucaksız bir bitkiydi. Giz olmayan bir gizdi belki. Evleri dolaşan cinsiyetsiz bir tanrı da olamazdı ki. İnandıydı bu yüzden kanının tekneyi dolaşıp şafakları çevirdiğine. Ve gördüydü yer değiştirdiğini gövdesiyle teknenin böylece ruh olduğunu anladıydı bira köpüğü gibi altınsı altınsı parlayan tahtalara. Ve yetinmedi. Bir öğleüstü konservesini yedi. Çekti bıçağını sapladığı yerden kaldırdı havaya. Birden parladı bıçak dünya zamanından başka bir zamanla ve noktalandı uzayın çilekleri işbaşındayken. Besbelli bir uzay tapınağındaki ilk duaydı bu. Ve seyretti uzun uzun tarihte yeri olmayan bu titreşimi. Bir şey ki artık birdenbire her şeydi. Ve yazdı bordasına İki Parmak diye İki Parmaktı çünkü teknenin ismi.)

Edip Cansever
-Kirli Ağustos/Sonrası Kalır I-

© Emil Ciubotaru

SON OLARAK DAĞLAR SULAR OVALAR ALDI – İlhan Berk

İLHAN BERK KÖROĞLU 7 SON OLARAK DAĞLAR SILAR OVALAR ALDI

Adım adım görüyorduk karanlığın
Yerini aydınlığa bıraktığını.

İlk bir gül tomurcuğu tutup açıverdi.

Hiçken
Her şey oluyorduk.

Ayrı ayrı iken
Birleşiveriyorduk.

Birden her şey
Bir işe yarar oluyordu.

Şafak sökende
Öpüşen öpüşene.

İlhan Berk
-Köroğlu 1955-