SARAY KÖFTESİ – Edip Cansever

EDİP CANSEVER SARAY KÖFTESİz_eski_bogaz_konaklari_karakalem_29x42

Cebinde parası yok ama yoksul değil
İleri görüşleri var okumuşluğu yok
Canı hürriyeti çekmiş saray köftesi yiyor
Koca bir konağın iç odasında
Bin dokuz yüz beşte İstanbul’u düşünüyor

Bin dokuz yüz beşte İstanbul’da
Bir semai kahvesinde şiir okunuyor.
Siz de okuyun o şiir güzel
Efendim kim demiş üftâdegânında muhabbet yok

Bin dokuz elli üçte İstanbul’da
Evin küçük beyi saray köftesi yiyor
Siz de yiyin iç odalara çekilin de
İçinize hüzün akıtın iyimser olun biraz
Para pul düşünmeyin sakın
Kötü işler gelmesin aklınıza
Kılığı yok mu bir adamın yoksul demeyin
Ot mu yiyor ekmek mi görmezlikten geleceksiniz

Bakın bakın bakın
Döşeklere yaz kokuları sinmiş
Bilir bilmez ötüşleri var toprağın içinizde
Kim demiş tabiatta düzen var diye
Aç bir kedi duvara sürtünüyor onu da görün
Atın kendinizi çalgıların çağanların içine
Uygarlığı insan işlerini bilginler düşünsün

Ardarda betikler yazsınlar size ne
Böyle yaşıyacaksınız işte söz yok
Ölümsüz bir çiçek sofranızda
Yaz güneşi pembeden kırmızıya kırmızıdan pembeye
Kapılar pencereler tabiatla oynaşacak

Bu düzen size insanlığınızı unutturacak

Edip Cansever
-Dirlik Düzenlik-

©Yılmaz Güneş, karakalem çalışmalarından..

Edip Cansever, (8 Ağustos 1928 – 28 Mayıs 1986) Anısına sevgi ve özlemle…

BEYOĞLUNDA GECE 8 AĞUSTOS 18

BEYOĞLU’NDA GECE – Edip Cansever

Bazan şöyle dokunaklı bir şarkı söylenir ;
Ekseriya filimlerde gördüğümüz esmer bir kadın
Aydınlık bir sokaktan geçiyordur.
Yahut da sıcacık bir barın içinde,
Kumral, çekingen bir oğlanın karşısında
Dişleri bembeyaz bir İspanyol yahudisi kastanyet açlıyordur…

Öyle insanlar vardır ki akşamları
Caddelerde korsanlar gibi sıçramak ister
Dalarlar kapısı açık barlardan birine,
Sızarlar gece yarısından önce,
Rüyalarında ceylan gibi kadınlar görürler.

Öyle sokaklar vardır ki Beyoğlu’nda,
Uzaktan loş ışıklar gibi görünür;
Ufak tefek kadınlar girip çıkar o sokaklara,
İstanbul batakhanelerinin en kötüsüdür.

Ağlayıp durur bir kızcağız köşede,
Birkaç serseri sigara içer ağır ağır
Şarap kokar, çiçek kokar evler,
Tuhaf bir sıcaklar yayılır dışarıya.

Bir kere de küçük bir kahvehanede oturmuştum.
Canım, kalkıp bir şeyler içmek istedi.
İstanbul batakhaneleri loş bir ışık gibi görünüyordu.
İnsanlar geçiyordu dalgın, iyi kalpli, serseri,
Hoyrat bir delikanlı, sarışın bir kızı caddeye doğru çekiyordu.

Edip Cansever
-İkindi Üstü/
Sonrası Kalır I-

Çocuklara Dair Dizemler – Abdülkadir Bulut

ABDÜLKADİR BULUT ÇOCUKLARA DİZEMLER

I

Alnımı, alnına sererek baktım
Sarışın bir çocuğun yüzüne
Bulutları dağlara çekilmekte olan
Bir deniz vardı gözlerinin içinde

II

Ne doldurabilmiştir şimdiye kadar
Böyle ağzına kadar tıkabasa
Çocukların elleri arasındaki boşluğu
Göğsümüzün gürlüğünden başka

III

Hiç kimse farkına varamamıştır
İçin için ağlayan her çocuğun
Dudaklarının dışa doğru usulca
Bir deniz dalgası gibi kıvrıldığının

IV

Sulara da sözüm geçmez oldu artık
Ölüm böylesine benzedikten sonra
Fidanlıktan sökülen fidanların
Köklerinden yere düşen topraklara

V

Kaç gündür gözlerimi bile kırpmadan
Yağmur altında bir şehire bakıyorum
Yüzümü dolduramayınca hayat, tutup
Bir çocuğun ellerinin içine saklanıyorum

VI

Yüzünü yağmurlara tut çocuğum
Sulara tut, sonra dallarının altına
Dünya dilini ısırarak iş yapan
Bir insanmış gibi geliyor bana

VII

Günler bir kedi gibi gerinerek bozuyor
Gecenin ve karanlığın en uzun büyüsünü
Ve bir türlü anlam veremiyorum buna
O yüzden ya şiirlerin içine kaçıyorum
Ya da bir çocuğun boynuna

VIII

Çocuklar oturuyor sesimin içine
Anlatıyorum bunu gördüğüm herkese
En küçük bir tepki bile alamıyorum
Şu insanoğullarından nedense

IX

Ne zaman bir kentin dışına çıksam
Yağmurlar da gelmiştir ardım sıra
Her kuş yeni bir yurt kurmuştur
Ağaç dallarına kendi seslerinden

Abdülkadir Bulut
-Ülkemin Şiir Atlası-

©Özgür Konur..