HİZARCI – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT HİZARCI KIZIL ÇAM

Çam ağaçları da boy boy
İnsanlar gibi diyor hizarcı
Esmeri var sarısı var beyazı var
Çıralısı budaklısı
Kimi Kazdağ’dan gelir
Kimi Dursunbey’den
Kimi Kozak’tan
Çekersin ince beziri
Kızardıkça kızarır kızıl çam
Tahtalar da insanlar gibi
Diyor hizarcı
Dağlarını kokarlar gün boyunca
İçten içe ölürler yavaş
İki ağaç yıkmış hizarcı
Biçmiş ince uzun
Ölmemişler daha yaş.

Oktay Rifat
-Çobanıl Şiirler-

KEDERLİYİM – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU KEDERLİYİM

kederliyim
kederi al bir ibrişim gibi nakışlıyor yüreğim

şimdi
ne günboyu penceremde cıvıldaşan serçeler
ne martı çığlıkları
ne İstanbul var
sadece
gece
ve çırılçıplak aynasından zamanın
kaçamaksız bana bakan gözlerim

anlaşıldı ey keder, sende bu gece
elma çiçekleri, gülhatmiler
ihtiyar bir yolcu gibi belleğimin
kırk yamalı bohçasında biriktirdiği
acılar sevinçler

ey göçebe ömrüm benim
gel, varalım yeni baştan
her sancıda biraz daha azalan
o çocuğa

unutulmuş o köylerden biriydi
kavuran, esrik rüzgârlarda
değirmen taşları dönerdi, havada kuşlar
taşlıydı tarlalar
buğdaylar başaksız
çocuktuk, sarı bakışlarımız
aç ve arsız
özlemlerimiz vardı, gökyüzünü
acıtacak kadar günahsız
analarımız, çarık eskisi yüzlerinde kahırlar
başlangıçsız yarınsız

yürüdüm, çakır dikenleri ayaklarımda
ayrıkotları şebboylar
umut—belirsiz bir düştü—torbamda dürüm

yürüdüm benimleydi

sundurmasında evcilik oynadığım
beyaz sıvalı evin taşlığında başlayan
cinlerin perilerin cirit attığı avlu
sofada besmeleyle oturduğumuz sofra
siyah peçeli akşam
cennet dualarıyla mırıl mırıl başlayan
o evliya uykusu

gün aşarken kırlangıç kanadında çırpınan
alaca karanlığın ala kargaşasını
yürüdüm benimleydi
alda kabuklarını çatlatan nar telâşı
kahkaha çiçekleri büyülü krizantem
buruk duygulanmalar
o uzak kasabanın balıkçı tekneleri
sıcak öğle üstleri
iniveren bulutlar
ilk gurbetliğim

dalından koparılan bir yaprak
gibi savrularak
düştüm önüne zamanın
……..

Ayten Mutlu
-vaktolur (1986)-