Ahmet Erhan, (8 Şubat 1958 – 4 Ağustos 2013) Anısına saygıyla..

sair-ahmet-erhan-yasamini-yitirdi-2013-08-04_m

Uzun Bir Şiirin Son Dizeleri

I.

Hayatı bir gömlek gibi sıyırsam mı üstümden?
Yüreğimde, kuyruğunu bırakıp giden bir kertenkelenin tedirginliği
Ya da yollar, yollar, yollar boyunca
Bastırıp dursam mı yarama ellerimi?
O kadar kolay değil unutmak
Ölüm bile istemez olur adamı gün gelir
Son anda göze ilişen bir çiçek,
Uzaktan duyulan bir çocuk sesi…

Kan mı tutuyorum avuçlarımda?
Yoksa ufaladığım güllerden mi?
(Nerden geldi bu kırmızılık?)
Ölüme en uzak bildiklerimiz bir bir ölüyor.
Mezarlığa giden yolda ayak izlerimiz çoğalıyor.
(Nerden geldi bu karamsarlık?)
Bağırıp çağırmayı o ölülerin anılarına yakıştıramıyorum
Söylevleri de dinlemiyorum artık
Sen ölmedin, yaşıyorsunları…
O ölüleri yaşatacak olanların çoğu
Kapılarını erkenden örtüyorlar akşamları.

O kadar kolay değil kurutmak
Yaşlarla dopdolu gözlerini anaların
Yumruklarımız bir bayrak gibi dalgalansa da
Bakışlarımız uzak bir yerde, dişlerimiz kenetli…
Ölümse eşikte soluk soluğa.
Ve nicedir silah sesleri boğuyor
Bu dünyanın en güzel sözlerini.

…….

XII.

Dindi türküsü yaralı cırcır böceğinin
Sesini arıyor şimdi unutulmuş bir yazın kuruyan dallarında
Masasını topluyor, kitaplarını, sigarasını
Yazı makinasını kapatıyor usulca.

Dindi türküsü yaralı cırcır böceğinin
Onu artık kim sorar, kim anımsar?
Soluk dergi sayfalarında kalmış bir kaç şiiri
Nasılsa bir yerde su eritir, ateş yakar.

Dindi türküsü yaralı cırcır böceğinin
Bir portakal çiçeğinin koynundaydı doğumu
Karlarına gömülürken dumanlı bir kentin
Belki bundan, uzak bir denizin inleyişleri duyuldu.

Dindi türküsü yaralı cırcır böceğinin
Bir yaşam boyu yarasını sözcüklerin ardına sakladı
Sevdi çoğu insanı, tükenircesine sevdi
Çoğu sevgisinde yanıldı.

Sorarlarsa, onun karların üstüne düştüğü yerden
Bir portakal ağacı fışkırdı dersin
Kanı özsu oldu, dallara yürüdü
Öldü dersin, ölümü uzun bir gülümseyişe dönüştü.

Ahmet Erhan
1980
-Alacakaranlıktaki Ülke-

 

Kurtarmak Bütün Kaygıları – Turgut Uyar

TURGUT UYAR KURTARMAK BÜTÜN KAYGILARI Alexander Plekhanov

Sularsa akmak birgün birgün birgün
Birgün dağlara çıkmak birer birer dağlara çıkmak birgün
Çıkmak çıkmak birer birer birgün dağlara dağlara birgün
Birgün birer dağlara
Ah nasıl dağlara birgün
Ey yorgun atlar, ey geri dönenler, sayı bilmiyen çocuklar

Ey birgün
Çiçek açmak birgün
Dağlara dağlara birer birer dağlara

Otları büyümek birgün
Birgün köyler kentler yıkanık damlar geri dönmek birgün
Birgün yeni dönmek
Birgün dağlara çıkmak birer birer çıkmak çıkmak
Su yürümek güneş bilmek
Yeniden orda otlarda orda yeniden orda orda
Bitkin bir gül bulmak ve geri dönenler birgün
Ey yorgun atlar, sayı bilmiyen çocuklar
Ey bütün hazır elbiseciler ey,
Birgün olmak, küskün keşişlerden olmamak birgün
Dağlara dağlara çıkmak sular köprüler sular birgün çıkmak
Eski kaba arabalardan inip birgün çıkmak
Dağlara dağlara dağlara başka hiç
Birgün dağlara

Turgut Uyar
-Tütünler Islak-

©Alexander Plekhanov…

Turgut Uyar,( 4 Ağustos 1927 – 22 Ağustos 1985) Anısına sevgi ve özlemle…

TURTUG UYAR - BÜYÜK KAVRULMUŞ -GEÇMİŞ GELECEK ZAMAN

Büyük Kavrulmuş – Turgut Uyar

Büyük, kavrulmuş soy kırlar gelir aklıma hep, 
hep tükenince insan dayanıklığım
Ağır bakır kalkanlarımızla, demir kargılarımızla döğüşüp döğüşüp geri çekilince
Yorgun kollarımın en genç bir yerlerinde bir kan şeritleri akmaya ince ince
Başlar yeni sulara kadar, hızlı zamana, körlüğe, kötülüğe, kutsal tutsaklığım

Nedir senden başka kurtardığımız bu dengesiz savaştan, bu yağmadan nedir
Senden gayri, ey, bir içimi genç ormanları yüzyıllığa büyüten diri su, senden
Eskimeden, küçülmeden, mutluluktan, özgürlükten, kuşakları birbirine düğümleyen
Bir kadını, bir sesi, bir suçu, bir şeyi en çok o şey yapan güç yalnız sendedir

Seni arayan sular, seni kışlar, seni adamlar, seni sonunda bozulmuş ordularım
Sanki ay dökülür diri balıklara, sanki gümüş şeyleri güneşler güneşler ışıtır
Yorgun kuşamlarımla, kanlarımla, gelirim, uzanır senin sabahlı gecene yatarım

Bu donattığım savaş gemileri sana, dokuttuğum bu vurucu ipekliler seni anlatır
Bu senin içindir, sabah ormanlarına, dağlara, balıklı göllere açılan balkonlarım
Sen olmasan, yeryüzünde bu ağaçları, suları, bu büyük kayaları bekletecek ne vardır

Turgut Uyar
-Dünyanın En Güzel Arabistanı-

TAŞLAR – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT TAŞLAR
 
Tutmuşum avuçlarımda sıkıca,
Üşüyen taşlarımı bütün gece,
Sabah uyandım baktım ki duruyor.
Güvercin saçakta, kedi eşikte,
Bulut damların üstünde duruyor.
Bir aynaya dökülmüş yalnızlığım,
Sabah uyandım baktım ki duruyor,
Güneşiyle ağacıyla duruyor.
 
Oktay Rifat
– Yeni Şiirler-