ÇAY – Gülten Akın

ÇAY - Gülten Akın

1.

Bülbüllerin, kızaran çileklerin sesi 
bana doğru uzanmış elindeki
açık sabah çayı
kışkırtılan gönenç
suçlu gibi yaşamaya alıştık biz oysa
onu nereye nereye saklamalı

yıllarca sımsıkı kapattığı kapattığımız
ruhlarımız —ilk mi— birbirine değdi
düzleşe düzleşe yitti deniz
düşteydik, teknelerin sesi balıkçılar olmasa

2.

dağlar eflatun ve kara
gitgide yaklaşarak üstümüze geldi
yittik yitik ülkedeydik
değdik
kırlangıcın kanadıyla sessizliğe

reddettik
göğü, ağır bulutları, koyu
batıp gideni reddettik
akşam, yaşlı seslerinden geçerek komşuların
yoğurdun ve elmanın tadıyla
bizi derinine aldı

Gülten Akın
-Sessiz Arka Bahçeler-

Sudur, Yürür – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU SUDUR YÜRÜR

ebruli bir nehre akar
güneş akşamları mahzun ülkemde
dağlarda kıpkızıl ateşler yakar
usuldan sırtlanırken heybesini gün
gece kurar çadırını gölgeliklerde

kurşun değmiş alıcı kuştur akşam
kanatları kızıl güne boyanır
ay çelik sustalıdır çıkar kınından
karanlığın boğazına dayanır

dağlar
yaslar başını ayın eteklerine

gece baskına çıkar esrimiş kentlerimde
lamba söner, pusar sokak
pencereler kapanır
kapılar giyinir korkularını

siner gölge, dal eğilir, taş susar
kuşanır karanlık silahlarını

sudur o
uçurumlar sesidir gecenin ensesinde
ateştir o, çağların buz tutmuş nefesinde
yürür, türküleriyle
en dipsiz denizlere kıvılcımlar götürür

umuttur o
gecenin döşünde yıldızlar yakar
eşkin taydır, rüzgâr kanatlarıyla
uykuya düş düşürür
alazlanır sevda yelelerinde

çağdır, basar karanlık
uyur kuş, uyur kuzu
fısıltılar çekilir kavaklardan

kanar güneş yurdumun dağlarından
ebruli bir nehre salıp ışıklarını
sudur yürür
türkülenip karanlığın bağrından
can bilenir
bilenir can
al şafağın doğuşuna kan—revan

Ayten Mutlu
-Denize Doğru-

 

12 ŞUBAT 1920 – Gülten Akın

murat çalık kahramanmarasin_kurtulusu_1455276624_364

Maraş’ın Kurtuluş günü
Nasıl ilktir Kurtuluş Savaşımız
Nasıl örnektir ezilen uluslara
Maraş ilk destandır
Kurtuluş Savaşı’nda
ilk gazidir.
Onunçün bizim ilk yazdığımız destan
Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı’dır
Maraş kurtuldu
Duruldu Ökkeş’in kabaran yüreği
Açlığını, yorgunluğunu duydu
Soğuğu, uykusuzluğu duydu
Bir gün bir gece uyudu
Sonra kalktı davul zurna
Halaya durdu.

Köye döndüğünde Ökkeş
Söz sözü açtığında
Anlattı yaşadıklarını
Ve ekledi:
-Asıl sonrasını dinleyin kardaşlar
Kapılacak nemler vardır
İşler vardır bellenecek
Bir kez yenilmeyle gider mi düşman
Döner gelir, yine gelir, yıllar sonra gelir
Dostluk suları yürütülür aramızdan
Kıya görmüşlere yardım
Yıkılan yerleri onarma
Ve bütün benzerleri gibi dünyada
Dost elini uzatınca
Başını alırlar.
Vermedi elini Maraşlı
Eksik olsun dedi senin dostluğun
İkinci geldiğinde
Al yardımını başına çal.

Durun burasında kardaşlar
Kapılacak nemler vardır
Yollar vardır bellenecek
Maraşlı, elini vermemesiyle
Silahını bırakmadı
Yetişti komşuların yardımına
Antep, Haruniye, Osmaniye, Adana
Savaşa yeter demedi.
“Ya İstiklâl, ya ölüm!”
Bütündedir gerçek kurtuluş çünkü
Ancak kurtulduğunda bütün vatan
Bıraktık silahımızı.

Gülten Akın
– Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı-

Görsel: Murat Çalık

HACI BEKTAŞ VELİ – İlhan Berk

HACI BEKTAŞ VELİ, İLHAN BERK 28 8 18

Bir resimde bağdaş kurmuş oturuyor Hacı Bektaş Veli. Evi gibi
yeryüzü.

Bir bulut düşürmüş başını duruyor. Onunla gidip gelen. Uzakta
bellibelirsiz.

Beyaz, uzun kavuğu. Demek ki güneş var.

Kucağına almış bir ceylanı, bir aslanı. Duruyorlar. Üç kişiler.

Hayvanları mı severdi Hacı Bektaş Veli? Bilmiyoruz. Ama açıktı
hep evinin kapısı.

Çizgili mintanı. Yalın. Düz. Ta bileklerine değin uzuyor, uzayıp
orda kalıyor.

Yüzü? Uzun yüzü. Sakallı, virdi okur gibi de önüne bakıyor.

Delik değil kulağı ve halkasız.

Yanında yeryüzü: Ağaçlar, sular, gök. Her sabah okuduğu.

İlhan Berk
-Atlas/Taşbaskıları/
Aşk Tahtı Toplu Şiirleri II-

ÂŞIKANE – İlhan Berk

ÂŞIKANE 28 8 18

Geceye hey dedim Bir bulut beyaz aydınlık
geçiyor ve ben görüyorum Belki yalnızlık

Kâğıt gibi bir kadın sana bakıp gülüyor
Demek sen daha güzelsin gökyüzünden artık

Sokakları bembeyaz evleri geçiyorum
Bir koşu bir rüzgârı alıyorum Karanlık

Bir kenttesin ve var ta ne zamanlardan beri
O zamandan trenler evler geçiyor Kapanık

Aşkın ki hiç durup dinlenmek nedir bilmiyor
Aşkın ki anlatılamaz ihtiyar ve yıkık

Nice nice yaşamalara açılmışsındır
Nice yaşamalar ki kalmıştır yarım buruk

İşte Adakale Sokağındayım ve birden
Benim işte dünya kadar güzel ağzın artık

Durup bir yıkık aşk dedim İlhan Berk bir yıkık
aşk Şimdi o şiirlerde senden kalan ancak

İlhan Berk
-Âşıkane / Eşik – Toplu
Şiirleri(1947-1975)-

ANLATILIR GİBİ DEĞİL YASI ÇİÇEKLERİN – İlhan Berk

İLHAN BERK SARI ÇİĞDEM

Karanfil

Adın her sabah uyandığımız gökyüzünün yerini aldı.
Hangi su olursa olsun
Yeşil sen bakınca.
Her gün sen baktıktan sonra
Bu kadar güzel
Bu gökyüzü.

Fesleğen

Sen varken karanlık bilmez
Hiçbir su.
Hiçbir su
Kaybolmaz.

Sarı Çiğdem

İlk biz geldik dünyaya
Gelir gelmez
Sevmeyi çalışmayı öğrendik
Bir gün yası öğreneceğimizi
Hiç bilmiyorduk.

Defne

Kimse ölümü övemez
Seni gördükten sonra
Kulluğu
Savaşı
Güzel gösteremez.

Lale

Yalan Ayvaz’ın laleyi sevmediği
Doğru değil sonra
İlk defa çiğdemin gördüğü dünyayı
İlk Ayvaz geldi
Bu manzara
Ona bakarak geldi
Hep ona bakarak geldik.

İlhan Berk
-Köroğlu / Eşik – Toplu
Şiirleri(1947-1975)-