Cahit Külebi, (1917 – 20 Haziran 1997) Anısına saygıyla..

acı cahit külebi

ACI DÖNEM

I.
Dalgalı deniz gibi bir ülke,
Arap saçına dönmüş işler,
Ne tavşanın dağdan haberi,
Ne de yarayı deşen neşter.

Yalnızca sızlayan bir yürek.
Sızlayan, çatlamış, kırgın.
Kağnı ardında köylüler gibi
Karanlıkta, boşlukta yorgun.

Ve öfke dağlardan akan sel
Dolmakta bu kan denizine.
Umut uçup gitmiş yıllar boyu,
Kardeşler düşman birbirine.

Bu yıl halkımızın gözyaşı
Yüzyıllar boyunca dökülenden çok,
Azrail gibi bir kış geldi,
Yurdumuzda ne ararsan yok.

Cahit Külebi
1979
-Yangın-

SOFRA – Sait Maden

SOFRA SAİT MADEN

Boyadı bir çırpıda havaya
el genişliğinde bir fırça yol yol
ilk gecemizi 
kızıl kara.
Karanlığın ipeğini dokuyor
yarasalar
çırpıntılı, ince dallarında yüzünün
ve deniz feneri bir yazgı
kesinliğiyle dönüyor yavaş, güvenli
uzakta, sarp kayada.

Zaman zaman bir iki yıldız düşüyor
kadehimize.

Sait Maden
-Yol Yazıları-

Sait Maden(3 Mayıs 1931 – 19 Haziran 2013) Anısına saygıyla…

UÇURTMA SAİT MADEN

UÇURTMA – Sait Maden

Göğün ipini tutmuş koşuyor çocuk
savura savura denizi, al yeşil mor, kıyı boyunca.
Kapılardan içeri yaz doluyor döne döne 
keskin bir adaçayı, reçine, kekik
kokusuyla, başdöndürücü
bir çingene çergisi çığrışmasıyla, gün günden uzun,
gün günden deli.
Dilimizde zaman av etleri tadında.

Akşamları kıyıda, demlenirken altında salkımsöğütün,
başı dizimizde uyuyor deniz, yorgun, güleryüzlü, güvenli.

Sait Maden
-Kıyılardan-

Masumiyet Çiziği – Buket Düzgen

35923050_1929644037045715_3163440805905956864_o.jpg

Dilsizlik eskidendi:
Gülümser bir kedi dururdu aynada ben çocukken,
Zamansızlığa tüyleriyle sokulan.

Islatılmış bir kedi hüznünde şimdi zaman
“hadi açılsın içinin portakalı,
dilim dilim dağıtalım yalnızlığımıza!”

Çabucak zaman, hâlden hâle dünyaymış
Nedir kaybettiğin bilmeden;
Gece şarkısını çalıyor bozulmuş bir akortla
“kedi hüznünden şarkılar dinleyelim!”

Masumiyet çizildi çoktan,
Her sabah tozunu aldığım ayna,
Çatladı az önce.

Buket Düzgen
-Hüznüm Çok Çalışkandı-

TÜRKÜ – Oktay Rifat

OKTAY RIFAT TÜRKÜ HOROZCUK OTU2

Oyun ortağım, sevdiğim, yarıcım,
Bu işe elimiz bulandı bir kez,
Üzme kendini, aldırma, dolaş, gez!
Horozcuk otları açtı bahçede.

Çay süzgecim kırıksa gönlüm büyük
Cebim delikse, boş ver, sevgimiz var.
Yaprak sapı gibi ince boyunlum,
Garip kuşun kanadında gelirim,
Bekle beni en yüce yükseltide!

Oktay Rifat
-Umut Şiirleri Antolojisi-

 

KARA BİR KARANLIKTA – Refik Durbaş

KARA BİR KARANLIKTA REFİK DURBAŞ

Bir uçurumdan bir uçuruma
uçar gibi bırakıp çocukluğumu
arkası kuşlu bir aynada

Kaç yaşındayım ne zamandır
kara bir karanlıkta

Ülkem, çıplak çiçeği gecenin
günlerden ne bilebilirim ki…
kaç yaşında inançsızlığım

Beyaz bir aydınlıkta
kimliksiz bırakılmışlığım

Sana ve çocukluğuma inanıyorum

Refik Durbaş
-Geçti Mi Geçen Günler-

Öğle Rakıları – Mehmed Kemal

ÖĞLE RAKILARI MEHMED KEMAL.jpg

Buyurun içelim birer kadeh
Güzeldir öğle rakıları efendim
Unutulmaz
Bir kadından söz eder gibi
Utangaç, gizli yasak
Burası Arnavutköy efendim,
Eskiden ne güzel yerler vardı
Bir şilep geçiyor, bir tanker,
Bu Tarsus gemisi bizim
Karadenizden, seferden dönüyor
Sağlığa içelim, iyiliğe
Mutluluğa diyemem, dilim varmaz
Bugünlerde pek mutlu olanımız yok

Bakın denizin mavisi bitti
Çerçöp döküyorlar, ne derler
Çevreyi kirletiyorlar
Görgüsüz oldular çok
İttihatçılardan bu yana
Bet bereket kalmadı
Enver Paşa’nın mı dediniz,
Hayır, Naciye Sultan’ın
Kuruçeşme’deydi bilmezsiniz,
Kömür mezarlığı bütün kıyılar
Tekel mekel, Galatasaray adası
Onlar da öyle efendim,
Hoyrat, ne oldum delisi
Boğaz da kalmadı artık
Beşiktaş’tan başlardı
Bebek de bitti
Ya şu yeni yetmeler efendim
Boğazlı oldular
Yahya Kemal Beyle evet
Dalgın sular, körfez, martılar
Kalmadı efendim kalmadı
Saat başına efendim
Birkaç yunus geçerdi
Ne mi oldu, öldüler

Bilir misiniz efendim öğle rakıları
Yani resimlere benzer gündüz gözüyle
Gündüz gözüyle bakılan
Yeni resimlere inanmazsınız
Bir Asmalımescit meyhanesinde, Pera’da
Biraz küf, mazi, mahrem kokan
Biraz Tünel, Sait Faik, Mösyö Rober
Kimler yoktu buralarda
Kimler gelip geçmedi
En iyisini Fikret Adil bilirdi
Kitaplarında kaldı
Siyah-beyaz bir fotoğraf oldu

Beyoğlu geceleri mi
Kalmadı efendim nerde
Hani karanfilli Ümit Deniz
Her masada bir damla gözyaşı
Her yudumu zehir Cahit Irgat
Hacıağalardan bu yana
Dünya savaşından sonra
Her şey bitti
Yok caddeyi kebir
Banka banka banka
Sakal sakal sakal
Neden mi öğle rakıları
Gündüz gözüyle efendim
Bir kadehin özgürlüğü
Nalçalı kundura uygun adım
İçki, kadın, porselen
Ses, söz, şarkı
Her şey bunadı efendim
Ben de bunadım.

Mehmed Kemal
-Öğle Rakıları –