48. Sone – William Shakespeare

Richard Edward Miller w.SHAKESPEARE 48 SONE

Nasıl da özenmiştim yola çıkmadan önce:
Değersiz her malımı mahzene kapatarak,
Tam bıraktığım gibi bulmak için dönünce, 
En güvenli yerlerde, hınzır ellerden uzak.
Mücevherlerim senin yanında çerden çöpten:
Sen eşsiz huzurumdun şimdi yas olacaksın;
Sen ki canlar canısın, derdim günümsün hepten,
En adi hırsızların elinde oyuncaksın.
Ben sandığa koymadım, kilitlemedim seni;
Yoksan bile ordasın diye bildiğim yere,
Can evime usulca sokup gizledim seni,
Girip çıkasın diye kendi keyfine göre.

Seni çalarlar ordan bile işte korkum bu:
Böyle değerli ödül, hırsız eder namusu.

William Shakespeare
-Soneler-

© Richard Edward Miller

UZAK – Tuğrul Tanyol

UZAK - Tuğrul Tanyol

tuhaf bir gün
bir çığlıkla uyanmışım
aynada uzak bir yolculuk var
ellerimde kirli bir sabah
sokaktaki suskun kalabalık
herkes bir şey bekler gibi

oradan fırlayan biri
zihnime yerleşik bir çocuk belki
kocaman gözleriyle sıradan
bir günü bayrama çevirirdi

koşmak şimdi
kendi rüzgârında çoğalan
bir kısrak gibi,
üzerimden sıçrayan kedi
sürdürür aynadaki yolculuğunu

biliyorum, bana hâlâ
söylenmemiş şeyler var
yaşlanırken, gözlerin
aynada takılı kalması bundan

ah! mercanlara tutun, kanasın ellerin
içine aksın sızı, tuzla ovulsun yara
hiçbir şey sorulmuyor rüzgâra
söyleyin söyleyin bana
neden güzel olan her şeyde bir acı var

Tuğrul Tanyol
-ansızın yaz-

YİNE YAPAR MIYDIN? – Bejan Matur

BEJAN MATUR YENİDEN YAPAR MISIN

Dağlar
Dünyanın çekildiği yerde
Bir yemindir.
Soğuk gecelerin
Ve rüzgârların ülkesinde
Dağların sonu var.
Her yerden gidildi
Ve dönüldü.
Yine yapar mıydın diyor bana
Yaşar mıydın o acıyı?
Acı
Kelimeler,
Kelimeler içinse
Evet!
Gider ve dönerdim.
Bir ölümün acıma yaratmasından
Daha ağır olan
Kayıp
Bilmediğin ne çok keder
Ne çok yalnızlık var
O yalnızlık ki
Müziği başlatıyor
Kalpte.

Bejan Matur
-son dağ-

© Joseph Henry Sharp

ŞAKAYIK – Adnan Yücel

ADNAN YÜCEL ŞAKAYIK

Bilinmez anlarda uzak uzak açma yeter
Yine mersin sürüyorsun yalnızlığına
Coşkusu aşılmamış şiirler kuşanıyorsun
Bir yağmur bir güneş oluyorsun denizde
Avuçlarımda dalgaların kırılıyor
Kıyıların kumdan kuma özlem tutuşması
Çam kokusu yudumluyorsun akşam akşam
Sabrın da bir sınırı var şakayık
Menekşe köküyle taş duvar delinmez ki

Giderken gözyaşımı arkada bırakmadım hiç
Gülerken kahkahamı unutmadım sesimde
Bir günde kaç güneş batar şiir evreninde
Kaç tufan kaç uygarlık yıkar
Ellerinde neden üşüyor balıkçı meyhanesi
Sen antik bir çığlığı dinledin mi hiç
Dilinde bir türkmenin uzak söylencesi
Önünde yedi bin yıllık Akdeniz güncesi
Aşkın da bir zamanı var şakayık
Aradığın ses hangi damlada bilinmez ki

Bak çocukların masal sıcaklığı tükeniyor
Sevgi bir oyuncak parası yuvalarda
Ninniler gün boyu çizgi film
Kan ve şiddet akıtılıyor taze düşlere
Okullarda mektupsuz dil kuraklığı var
Yağmurun gökte kirlenmesini bilir misin
Ya türkülerin beyinlerde çürümesini
Her biri bir hüzün olur çöker masana
Balık da susturamaz içindeki sesi rakı da
Yükseltip şiirin bayrağını yürürsün
Koşmanın da bir zamanı var şakayık
O görkeme geldim demekle gelinmez ki

As şimdi bulutu zülfünün bir teline
Koy desinler şiir dağında çınar olmuş

Adnan Yücel
-sular tanıktır aşkımıza-