AYRILIŞ – Federico Garcia Lorca

FEDERICO GARCIA LORCA ATRUKUL

Eğer ölürsem,
Bırakın açık kalsın balkonum.

Küçük oğlan portakal yiyor.
(Görüyorum balkonumdan.)

Rençber buğdayları biçiyor.
(Duyuyorum balkonumdan.)

Eğer ölürsem,
Bırakın açık kalsın balkonum.

Federico Garcia Lorca
-Dünya Şiirleri Antolojisi 2-

Çeviri: Ülkü Tamer

 

Federico Garcia Lorca,(5 Haziran 1899 – 18 Ağustos 1936) Anısına..

FEDERICA GARCIA LORCA

Olağanüstü Aşka Gazel

Bütün kireciyle
kötü kırların işte
bir aşk sazına dönmüştün, ıslak bir yasemine.

Güneyle ve aleviyle
kötü günlerin işte
bir kar uğultusu kesilmiştin içimde.

Gökler ve korlar
zincir takıyor ellerime.

Kırlar ve göklerse
kırbaçlardı ne kadar yara varsa gövdemde.

Federico Garcia Lorca
-Dünya Şiirleri Antolojisi 2-

Çeviri: Sait Maden

SU TAŞIYOR HASRETE – Şerif Temurtaş

ŞERİF TEMURTAŞ SU TAŞIYOR HASRETE

—büşra biçer için

rüzgâr soluğu bir hayat
geceye sen yağıyor
yeşil çimen oluyorum

gece kuşları geçiyor çatıdan
dudaklarımda bir destan
okyanuslara göçüyorum

kelebekler uçuyor tarlada
tutunuyor bir erik dalına
şiirden anlar mı bilmeden

bir kız geçiyor sokaktan
saçları lüle lüle şiir
emek akıyor alnından

ses oluyorum telin ucundan
hasret kokuyor toprak
aklımdan kaçıyorum

etlerim dökülüyor
ayrılıyor kemiğimden
bir duygu kalıyor bedenimde
bir de ağaçlar

tersine yağar mı yağmur
bilmeden
okyanusları boyuyorum gül rengi

içimden taşıyor bir haykırış

Şerif Temurtaş
– Akatalpa, Ocak 2018-

LAVANTA KOKUSU – Oya Uysal

OYA UYSAL LAVANTA KOKUSU
İçinde halletmiş önce ayrılığı, alıştırmış kendini, yeri ayırttı,
bir uzak yola çıkacak yakınlarda, bavul hazır.
Ah! Keşke alabilse yanına, varı yoğu kuytuda bir kutuda
saklanmış
ipekten kurdelenin dolanıp bağladığı, zarif
lavanta kokulu
mektuplar…

-Eski resimleri al demiştim almamışsın diyor. Azarlama
değil,
okşuyor sesi yılları, gençliğini.
-Sende dursun derken
daha bir tok çıkıyor sözcükler.
-Bunlar kıymet bilmez yazık olur derken, usul,
fısıltıya dönüşüyor.
Tek kaygısı şimdi eteklerine sürtünen kedi
ya tutup atarlarsa sokağa, korkuyor.

Oya Uysal
– Akatalpa/Şubat 2018-

GAYYA KUYUSU – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET GAYYA KUYUSU

Seydi Fakıllı köyünde kadınlar art arda dizilmiş su çekerler
art arda bağlanmışlar bir tek ipe
su çekerler gayya kuyusundan,
su çeker taş devri kadınları
otuz metre altından yerin.
Güneş yağar
toprak ölü
su uyur otuz metre derinde karanlık ve çamurlu

Kadınlar art arda bağlanmış bir tek iple su çekerler.
Yorgunluk filân değil
dışında yorgunluğun bu
kederin de, umutsuzluğun da , açlığın da,
bilirim, bu kahrolası şeyin böylesini duymadılar
insanlar insan, öküzler öküz,
aletler alet olalı beri.

Kımıl böcekleri tahılı yedi
kahvenin önünde banka memurları
toprak ölü
su uyur otuz metre derinde ve çamurlu
yıllık taksit 15 lira verilemedi
Seydi Fakıllı köyünde kadınlar su çeker gayya kuyusundan
Uyan Anadolu’m uyan ölüm uykusundan.

Nazım Hikmet
30 Ağustos 1962
-Son Şiirleri-

NAZIM HİKMET’E – Orhan Kemal

orhan kemal promete

Sen
“Promete’nin çığlıklarını
Kaba kıyım tütün gibi piposuna dolduran adam”
Sen benim mavi gözlü arkadaşım
Kabil değil unutmam seni.

26 Eylül 1943
Seni yapayalnız bırakıp hapishanede
Bir üçüncü mevki kompartımanda pupa yelken
Koşacağım memlekete.
Ve tren
Bir güvercin gibi çırpınarak istasyona girecek,
Gözü yaşlı bir genç kadına
Beş senenin ardından
Kocasını getirecek.

O dem ki boş verip istasyon halkına
Yanaklarından öperken sevgilimi
Sen neşeli mavi gözlerinle bakacaksın
İçimden bana

O dem ki yürekten her şey atılacak
Ekmek – kin – hasret
Fakat Nazım Hikmet
Sen şu kadar kilometre uzakta kalmana rağmen
Aydınlık yüreğimin duvarına dayayıp sarı saçlı başını
Batan bir yaz güneşi hüznüyle ağlatacaksın arkadaşını.

Günler geçecek
Ekmek derdi çökecek omuzlarıma.
Fabrika.
Makinalar.
Tezgâhım.
Sana şekerkamışı, portakal yollayacağım.
Karım yün çorap örecek.
Her hafta mektup yazacağız.
-Askere almazlarsa eğer-

Unutabilir miyim seni?
Tahtakurusu ayıkladığımız hapishane gecelerini
Ve radyoda şark cephesinden haber beklediğimiz
Müthiş anların küfrünü!
-Radyonun yanındaki duvara
Kurşunkalemiyle abus insan yüzleri çizmiştin-

Unutabilir miyim seni?
Hâlâ beton malta boylarında duyuyorum
Takunyalarının sesini!

Unutabilir miyim seni hiç?
Dünyayı ve insanlarımızı sevmeyi senden öğrendim,
Hikâye, şiir yazmayı
Ve erkekçe kavga etmeyi senden!

Orhan Kemal
-Sessizlerin Sesi-