Sessiz Kuşak – Charles Wright

SESSİZ KUŞAK - Charles Wright

Arka bahçede ikindiler, hayatlarımız başka bir yerde,
Bir başkasının albümünde
sararan fotoğraflar gibi.

Gizlice ocakta kıbleden esen yelin
Kolayca dağılışı kara dalları arasında
meyve ağaçlarının.

Neydi o hiç söylemek zorunda olmadığımız şey? –
şimdi kim hatırlayabilir –

Dünyanın haksızlıklarıyla ilgili bir şey,
Bunları, açık bir tarlada, şimşek çakmayacağından emin,

Üstümüzdeki yağmuru silker gibi
Nasıl silktiğimizle ilgili bir şey –

Kol kolayız pişmanlıkla, bir sol adım,
bir sağ adım.

Kimsenin hakkı kalmıyor üstümüzde,
Bir aşağı bir yukarı dolaşıyoruz yeryüzünde
canımızı dişimize takıp.
Ölünce, ölüyoruz. Ayak izlerimizi
uzaklara savuruyor rüzgâr.

Charles Wright
Tennessee, 1935

Çeviri:Cevat Çapan
-Şiir Çevir Denize At-

Ahmed Arif,( 23 Nisan 1927 – 2 Haziran 1991) Anısına saygıyla…

unnamed

MERHABA – Ahmed Arif

Gün açar,
Karın verir yağmurlu toprak.
İncesu Deresi, merhaba.
Saçakta serçeler daha çılgındır,
Bulutlarda kartal,
Daha çalımlı.
Koparır göğsünden bir düğme daha,
Tezkere bekliyen biri.
İncesu Deresi, merhaba.

Genç bayraklar vardır,
Barış düşünür,
Kuyularda işçi, mavilikleri.
Ben hepsini düşünürüm,
Yirmidört saat
Ve seni düşünürüm,
Karanlık,hırslı…
Seni, cihanların aziz meyvası.
İlan-ı aşk makamından bir mısra,
Yeşerip, kımıldar içimde,
Düşer aklıma gözlerin…

Oysa murad alamam.
Oysa akdan – karadan
Bilirim, payım bu kadar…
Unutmuş gülmeyi gözbebeklerim.
Unutmuş dudaklarım öpmeyi.
İncesu Deresi, merhaba…

Ahmed Arif

GEÇEN YAZ – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE GEÇEN YAZ

Nasıldı geçen yaz?
Acıların telaşıyla geçen yaz,
Bence uygundu, yerindeydi.
Mevsime göreydi
ölülerle güllerin gelgiti.

Anlamadım, anlayamadım
hangi anıyı yaşatır
hangi gerçeğe dönüşür
aşk ile bağnazlık arasındaki ilişki?
Ama uygundu, yerindeydi.

Dinlemek durumunda kaldığım
bazı âşık olmalardaki adab-ı muaşeretler
belki de güllerle ölülerden etkilendi.

Sen bilirsin geçen yaz.
Nasıl isterseniz öyle olsun acılar.
Güle güle ölüler.
Affedin n’olur güller.

Süreyya Berfe
-Şiir Çalışmaları 1991/
Kalfa-

Eksikler Sözü – Haydar Ergülen

Eksikler Sözü - Haydar Ergülen

“Kitabımı yitirdim”
dedi bir adam
şimdi akşamlarda basar korkular
gül suları süzülemez kuşkudan
ak selviler boy veremez zorbadan

“Yaşamaları bitirdim”
dedi bir adam
şimdi renk alamaz saksıda çiçek
evlenemez ak evlerin kızları
güneşsizlik basar çocuk yazları

“Gözlerim de onunla gitti”
dedi bir adam
şimdi ayaklara dolaşır yorgan
halılarda kalır ceren sesleri
yaşlı ölenlerin eksikdir sözü

Haydar Ergülen
-sen güneş kokuyorsun daha!-

YAŞLI GÜVERCİN – Afşar Timuçin

YAŞLI GÜVERCİN AFŞAR TİMUÇİN

Boynu bükük durur yaşlı güvercin
Güzel şeyler söyler sevdiğine
Şimdi nerede onun uçtuğu gökler
Gökler ki bir sonsuzluk deniziydi
Yaşlı güvercin ara sıra kendi kendine
Her şey değişirken zaman da eskiyor der
Adı anılmasa bile bundan sonra uçuşlarda
Her uzay parçasında izi vardır kanatlarının
Ara sıra sevgilisine şöyle der
—Bir gün benden uzaklara gidersen
Dönüşsüz yokluğuna alışmaya çalışırken
Anarken uçtuğumuz sonsuz gökleri
Üzülürüm acı çekerim ama gücenmem

Afşar Timuçin
-Aşk Güzeldir-

İNSAN’IN ŞARKISI – Halil Cibran

İNSAN'IN ŞARKISI - Halil Cibran

Ben çağların başlangıcıyla geldim
Hâlâ üzerindeyim şu kocamış dünyann
Çağların bitimiyle gene gideceğim
Tükenmez bu yüzden acılar yüreğimde.

Göğün sonsuzluğunda dolaşan bendim
Uçtum üzerinde düşlerdeki bölümün
Gördüm her yönünü kutsal uzayın
Ama tutsak kıldı beni gene yasalar.

Dinledim öğretisini Konfüçyus’un
Bilincin gözleri çözüldü Brahma’da
Bilgelik ağacının altında gördüm Buda’yı
Ama yenik kıldı beni gene duygular.

Tanık oldum Babilon’un anlatılmaz yüceliğine
Ramses’i gördüm bir uzak çağa ün veren
Vuruşkan Roma ordularla belirdi
Ama üzgülere boğdu beni gene kurallar.

Neler çektim baskı yöntemlerinde
Zincir vurdular ellerime sömürgeciler
Acımasız zindanlarda açlığı tanıdım
Ama bir güç kaldı gene içimde, bırakmadı beni
Işıyan yeni günle bana umut getiren

Halil Cibran
-Dünya Şiir Antolojisi I-

Çeviri: Engin Aşkın

ACILARA GÜLMEK ZAMANIDIR – Adnan Yücel

ACILARA GÜLMEK ZAMANIDIR - Adnan Yücel

İstesem şimdi geçmiş baharları
Kim getirip koyabilir ellerime
Göçmen kuşları kim çağırabilir
Uçup dağılan ışıkları kim
Bırakın zaman çalsın bu sazları
İster kırsın tellerini yüreğimizin
İsterse ağıtlar yaksın üstümüze
Yeter ki
Tanığımız olsun yağmur ve güneş
Sabahlar konuşsun bizim yerimize

Aysız akşamlarda kimse ağlamasın
Kimse yanmasın
Gülmek
Yitirilmiş bir türküdür bazen
İnce bir sızı gibi dolaşır dudaklarda
Bir ihanet gibi geçer üstümüzden
Ağlayacaksa aşktan ağlasın yürek
Sevgiden ve coşkudan ağlasın

Doludizgin bir çavlan olup
Yangınlardan geçmek zamanıdır şimdi
Acılara gülmek zamanıdır
Biliyorum yorgun koşuyor sabahlar
Bakışlar cansız
Ve sevinç parlaklığından uzak
Masalara bağlı bir zincir uğruna
Gün doğarken kaçıyor sanki yaşam
Karanlıklara koşuyor kaldırımlarda

Güneşi yeşilde tüketen yapraklar adına
Kokusunu yağmurlardan kaçırıp
Rüzgârlara salan leylaklar aşkına
Başları dik tutan boyunlar
Bir daha bükülmesin zulmün yasasına

Bu yaralı öfke günlerinde
Selam olsun acılar içinde gülene
Kurda kuşça söyleyip
Çiçeğe kelebekçe konmayı bilene

Adnan Yücel
-bir özlem bir türkü-