ELLER İLAHİSİ – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN ELLER İLAHİSİ

Ellerini görsem oğlumun
Uzun esmer parmaklı ellerini
Onları özlüyorum
Üç yaşına yağan karda
Kızarmış, ısıttım öpe hohlaya
Ozanda el-ücra çağrışımı yapan
Alucra kışları
Bir elim elinde sabaha dek
Öteki yorganının üstünde
Üşümezdi artık örttüm sardım ya

Görsem ellerini oğlumun
Ardında bağlı durmasa
Kalmasa Alucra sisler içinde
Gevaş’a kurtlar inmese
Cano kızak yap oğluma
Uçar gider göle doğru
Çığ düşer, Artos’a salma

Ellerini görsem oğlumun
Dizgini tutarken atının üstünde
Sağrısı yelesi al ürpermede
Ferhan usul usul titrese

Ellerini görsem oğlumun
Yeşil söğüt dalını incelikle
Kuş sesleriyle değiştiğinde
Beş yaşında çalışkan ellerini
Uçtu gitti kitapların ardında
Uçtu gitti kalemlerin ardında

Gülten Akın
-Ağıtlar ve İlahiler-

GÜZ – Neriman Calap

09

obasına ulaşamayan aşiret kızı
yitirmiş içine dolan serin dağ rüzgârını
da… salınır durur uçurumunda
sarı çiçek. kırılmış bir mermer gezginin
parmaklarında, dudakları kanar durur.
suskunlukla sızlar.
yüreğinde kocaman bir düşkırıklığı.

neydi yaşamın gerçeği
kendinin doğrusu aykırıydı herkese
büyüktü / bir tanrıya yakışırdı ancak
eski mabette kurban edildi
adağı vardı doğanın yedi rengine
boyadıkça tanrı günlerini siyaha.

yumdu gözlerini. hiç kimse ve artık çok şey
yağmurlara yükledi yaşamın anlamını
ölü bir yaprak dökümüydü
aşkın son günlerine kucak açan güz
kökünden yıkılmış ağaçlar. kuşlar katar katar
karlı bir sabaha doğru yola çıktılar

Neriman Calap
-Damar, Aralık’98-