MELİKA – Abdülkadir Paksoy

ABDÜLKADİR PAKSOY MELİKA

— Köy Enstitüleri’nin 50. Kuruluş
Yıldönümüne Armağan

Geceydi
Karanlığı ayışığı geçiyordu saat
Yıldızlar uyanırken uykularından
El ayak çekildi
Başladı dökülmeye sonsuzluğun çavlanından
Melika’nın yazılmamış şiiri.

Yumuşak
Usul bir hışıltı
Işığın suyu öpmesi
Güzün kızıl halısına
Nar rengi bir yaprağın düşmesi gibi
Esmesi gibi yaz yelinin nazlanarak
Süzüldü geldi Melika karanlıklardan
Işıklar içindeydi.

Yıl bin dokuz yüz kırk dokuz/ elli
Kaptırmıştı yakasını karanlığın çarkına Köy Enstitüleri
Karagüç kurban istiyor
Kan kırbaçlıyordu bozkırda kızıl gelincikleri.

Homeros’un şiirleri unutulsun
Prometheus yeniden zincire vurulsun diye
Uğuldayıp durdu karanlık soluğu Zeus’un.

Açıldı Ankara’da Pandora’nın kutusu
Yayıldı fitne-fesat Anadolu’ya
Sonunda kuşattı karanlığın kulları, köy okullarını.

Tarih, toprak, aşk…
Nice oğul kız doğururlar
Bıraksak.

Melika
Kurtarmak için onurunu insanın
Bir karakış gecesi
Uzandı uçurumuna
Gece karası suların.

Suyun akışı
Kilimin nakışı gibi

Yıldızın kayışı
Ceylanın kaçışı gibi

Günün doğuşu
Güneşin batışı gibi

Gülün açışı
Yağmurun yağışı gibi

Bir yaz günü geldi Melika
Gitti bir karakış günü
Geçerek buzdan bir nehri dörtnala.

Melika
Parmağında annesinin anmalığı bir yüzük
Kulaklarında küpe
Görüp de çatlasın diye kurban isteyenler
Güzeldi inadına.

Avucunda ki esmer yıldız
Ağarken yeniden göğe
Duydum türküsünü çocukların
Dünyanın bütün illerinde.

Abdülkadir Paksoy
-Kadınlar İçin Söylenmiştir-
Anadolu’da Kadınların Şiirli Tarihi
Derleyen: Gülsüm Cengiz