Pelerin – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN PELERİN

yüzünü ben saklıyorum sakın düşme,
bir daha düşme, küçük tebessüm valsi,
oyunda kalmış bir kıza geciktikçe
her anneyle yeniden vedayı yaşıyorum

aşkı sen kazandın küçük kız
ama aşk dolduramaz bu güzelliği

uçuruma vaktin yoktu, yürüyüp gittin
aramaya vaktin yoktu, bulmaya gittin
çocukluk uykularından düşen pelerinini

yolcusu küçük bir kız olan balkonlar
düşleri yaşayanın değil düşleyenin adresi
ondandır açılan bir yaraya alışmak
kimselere açılmayan bir gülü besler gibi

aşktan yeni çıkmış bir intihar annesizdir
herkes birbirinden kaçar, konuk gidilir
ve balkon kimseyi almaz olur güzelliğine

çünkü anılarla ölmeyecek kadar eskidir
güz balkonlarında bir düşün içgeçirmesi

aşkı sen kazandın küçük kız ve güzelliğin
bir vedayı kazanacak kadar tehlikeliydi.

Haydar Ergülen
-nar/Sokak Prensesi-

En Son Ne Zaman Gülmüştük Biz Böyle – Gökçenur Ç.

En Son Ne Zaman Gülmüştük Biz Böyle - Gökçenur Ç.

Yağmurun parmakları geziniyor gıdıklanan yerlerimizde
Ansızın boşalırken neşenin paslı zembereği
Engellenemez bir gülme kriziyle nane
Ve deniz kokusu saçılıyor ıslak saçlarından geceye.

En son ne zaman gülmüştük biz böyle
Savaşlar, vergi borçları, kitaplar girmiş araya
(kim kazanmıştı o savaşı? Artık hatırlamıyoruz.)

Hayatta özgürlükten önemli tek şey mutluluktur diyoruz
Konuştukça çözülüyor gökyüzünün düğümü
Çocuklar doğunca vazgeçtiğimiz neydi,
Özgürlüğümüz değilse ölümsüzlüğümüz mü?

En son ne zaman konuşmuştuk biz böyle
Direnişler, hastalıklar, filmler girmiş araya
(Nasıldı o filmin sonu? Artık hatırlamıyoruz.)

Denizde birbirini kovalayan iki köpek var
Isırarak sevişiyorlar birbirlerini
Kumda yuvarlanıyorlar göğü unutana kadar
Sonra silkiniyorlar zaman yokmuş gibi

En son ne zaman sevişmiştik biz böyle
(zeytinlere bakan bir balkondaydık
çocuklar uyumuştu çoktan
duştan çıkmıştın sarınıp sakız kokan bir otel havlusuna)
Kavgalar, kıskançlıklar, cenazeler girmiş araya
Ama tam boşalırken içimizdeki sonsuz
Karanlıkta arılar vızıldamaya başlamıştı ya!
(Onu, hiç unutmuyoruz.)

Gökçenur Ç.
-Sözcükler D. Mayıs Haziran 2018-

Yanılgı – Özdemir Asaf

 

KenÖZDEMİR ASAF YANILGIdimizden bir adadayız,
Dört — yanımız başkalarından.
Aynı önemli kapıdan giriyoruz,
O eski, o beyaz kapıdan.

İlkin yıllar üstünde
Bizi ayıran bir dünya vardı, adımıza kurulu.
Burada yıldaşlarımız soyunup —giyiniyor,
Bilinik kılıyor birbirimizi.
Bir hastalık bulaşıyor anlamlarımıza,
Büyümsümeye vardırıyor yinlerimizi.

Ben sınırlanıyorum göz göre — göre,
Kardeşleşmemiz ayrıklaşıyor,
Kopuyor kan.
Sen konuşmadan duruyorsun senlerce karşımda.
Kalımsız bir anıtsın gençlikten, kitapsızlıktan.

Başkalarından bir adadayız,
Dört yanımız biz — gibi insandan.
Aynı önemsiz kapıdan çıkıyoruz,
O eski, o kırmızı kapıdan.

Özdemir Asaf
-Bir Kapı Önünde-

TARİH BENİ SAÇLARIMLA ANIMSAR – Arife Kalender

ARİFE KALENDER TARİH BENİ SAÇLARIMLA HATIRLAR

Saçlarım değil miydi en uzun köprü
sırat yürüyüp Fırat’lara düştüğüm
yabancı eller uzatıp kısalttılar
yüzümü biçimleyen berberi gördüm
tarih kıvrımlarını taşıdım omuzlarımda
onunla kendir atıldı boynuna öldüm

baharlarını yaza taşıyor kızım
düşünüp annemi rüyasını öptüm
gözlerin diş izlerini silmek için yüzümden
saklandım yaarama ilk önce kördüm
saçlarım değil miydi okşanıp yıkanırken
tanrıların boğazıma bağladığı kördüğüm.

Arife Kalender
-kadınlar için söylenmiştir/
anadolu’da kadınların şiirli tarihi-

Görsel:Osman Hamdi Bey..

KISA SÜREN BİR DÜŞ – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE KISA SÜREN BİR DÜŞ

Görüyorsun
Kaşıkadası süper özel bir malikâne olacakmış.
Sabah hayal kuruyorsun akşama bitiyor.
Gözlüğümdeki deniz köpüğü zerreciklerini siliyorum.
Alnımdaki is lekesini sen siliyorsun, içim titriyor.
Rüzgâr bizi bir kuytuya atıyor.
Hızla kırılıyor hayal.
Kaşıkadası ve özlemler yerinde.
Ne söylenebilir insan ilişkileri üzerine?

Görüyorsun
iskelenin köşesindeki saksıya kimse su vermiyor
ama uçuşuyor çiçekleri sevinçten. Neden
çocuk merakla bakıyor denize?

Dünyanın bütün şiirlerini okusan, okusam n’olur
ne söylenebilir hayat üzerine?

Görüyorsun
ağzından tükürükler saçan dünyalı teknesini değiştirecekmiş.
Olmayacak bir yere sığınıyoruz gelip bizi buluyor.
Yol üstündeki küçük kiliseyi gösterebiliyorum ben.
Önümüzdeki ıssız yokuşu sen gösteriyorsun.
Boş ev beliyor.
Hızla kırılıyor hayal.
Kaşıkadası ve hünnap yerinde
ne söylenebilir doğa üzerine?

Görüyorsun
kahkahâlâr içindeki Giritli yaşlı kadını kimse farketmiyor.
Hızla geçiyor Adalar, hızla kırılıyor hayal
ulaşamıyor insan yayılan sessizliğe.

Ay da yok bu akşam, başım dönüyor
ne söylenebilir yarı karanlıkta el sallayan gölge üzerine?

Süreyya Berfe
-Şiir Çalışmaları 1991-