PERÇEMLİ SOKAK – Oktay Rifat

percemlisokak

I
Bulutların çıkınında
Mis kokulu güvercinleri gökyüzünün
Çıldırtırlar insan gözlü kedileri
Ay doğar kuyulara yalınayak
Telgrafın tellerinde gemi leşleri

II
İşte kara dutları güneşin
Papatyaların renkli camları
Başakları evlerin
Kan rengi kız çocukları yelesiz
Lokma lokma ağaçların altında
Tren yolunda eğri büğrü
Damları doğrayan makas

Gel bulutsuz masalara yaslan
Elimi tut büyüsün
Yüzüme bak çalsın
İçimdeki çalar saat
Dönüş yollarında sarmaş dolaş
Vapurlar geçsin aramızdan

III
Eskir çocukları gibi tozpembe
Bir bardak su gibi diş diş
Deli otları İstanbul’un

IV
Beş bin metresinde gemilerin
Uzar ellerim ayaklarım
Alev çubuklara bağlı adamlar
Kemik gözlü ufacık
Dönerler fırıldak gibi rüzgârda

V
Kurması biten saatin gecesi
Masanın gölgesinde iki büklüm
Uzar güneş vurdukça yıldızsız
Bakar uçan kuşa sarı aydınlıkta
Elleri az
Gözleri taranmamış

Tutunca insanı bırakmayan
Alışılmış yollarda
Hendeklere yatırılmış fenerler
Bakınca bizim olan
Düşününce yitirdiğimiz
Rüzgârı bağıra çağıra yanan otların

VI
Raf raf atlara karşı
Güneş kokulu kız
Aslanlara yedirir çocukluğunu
Göğsünü örten kumların
Boyunu aşan sazları içinde

VII
Güzel günlerin sokakları bunlar
Güzel günlerin insanları bunlar
Yoksa ne durulur ne yürünür

VIII
Bir kilim bir masa bir limon
Bir ağaç
Bir çocuk çizgili
Bir kedi içi boş
Bir kulak beşte bir

IX
Döğdükçe karanlığı balık
Uçar gök hafifçe
Eski püskü martılara doğru
Kanar mavi hırkası güneşin
Giyile giyile

X
Güneşimi arılar yedi gecesiz kaldım
Dört köşe taşların üstünde
Denizin çarşısında yeşil zeytin
Balıklar geçti düdük çala çala
Yaşamaya başladım kaldığı yerden
Yosunlu kapıların ardında gizli
İkiz martıları bulmak için

……

Oktay Rifat
-Perçemli Sokak-