Yenilgi – Halil Cibran

thrace-greece-sunset

Yenilgi! Yenilgim,
Büyük yalnızlığım, soylu yalnızlığım,
Uzaklığım, ıssızlığım benim!
Sen bin zaferden daha değerlisin,
Daha yararlısın, benim için,
Ve her türlü şöhretten,
Şöhretin verdiği gururdan
Daha tatlısın, daha sıcak,
Daha avutucu.

Yenilgi! Soylu yenilgim
Benlik kılıcım benim,
Benlik bilincim,
Benlik idrakim!

Ve meydan okuyuşum
Alt edemeyeceğim kadar
Güçlü olana!

Senin sayende biliyorum ki,
Gencim daha,
Gencim, diriyim, tez ayaklıyım.
Ve kemirici söhretin
Tuzağına düşmüyorum
Sayende, senin.

Tek başınalığımı buldum sende;
Uzak durulmanın
Ve küçümsenmenin zevkini
Buldum sende.

Yenilgim, yenilgim,
prenslere yakışan
büyük geri çekilişim benim!
Işıl ışıl parıldayan kılıcım
Ve cam zırhım,
İpek kalkanım benim!
Senin gözlerinde okuyorum,
Başına taç konmanın
Tutsak alınmak olduğunu;

Senin gözlerinde okuyorum,
Anlaşılmanın,
Aşağılara çekilmek olduğunu;
Senin gözlerinde okuyorum yine,
Kavranmış olmanın,
Bütün edinimlerini, birikimlerini
Tüketmiş olmak olduğunu,
Olgun bir meyve gibi
Ağaçtan düşmek
Ve yenilip yutulmak olduğunu.

Yenilgi! Yenilgim,
Can yoldaşım benim!
Şarkımı dinle sonuna kadar,
Çığlıklarımı ve susuşlarımı;

Ve senden başka kimse
Anlatmasın bana
Kanatların çırpınışını,
Denizlerin çağrısını,
Geceleri yolcu ateşleriyle kızaran
Dağların çağrısını;

Ve yanlız sen tırman
Ruhumun sarp, çıplak
Ve kayalık yamaçlarına.

Yenilgi! Yenilgim,
Ölümsüz cesaretim benim!
Yalnız sen ve ben
Güleceğiz kahkahalarla
Fırtınalarla savrulurken;

Sen ve ben, ikimiz
Birlikte kazacağız
Mezarlarını,
İçimizde ölen şeylerin;

Ve güneşin altında
Birlikte dikilip duracağız,
Tırmanılması da, aşılması da
Tehlikelerle dolu
Dağ gibi heybetli bir iradeyle.

Halil Cibran
-Kaçık-

Çeviri: Cahit Koytak

 

değişti anımsamanın birimi – Kemal Özer

KEMAL ÖZER DEĞİŞTİ ANIMSAMANIN

12 Mart 1973

Kapı çalındığında, zil sesi
o kadar beklediğim seni değil de
kitapları getiriyor aklıma —
yerlere saçtıkları raflardan
darmadağın edilmiş bir odada.

Biri, kimbilir kaç kez okumuştum,
savrulmuş döşemenin bir ucuna.
Yanından ayırmazdın, bir başkası,
duruyor düştüğü gibi, yarı kıvrık
ilgilerini çekmemiş nasılsa.

Çöplerin yakıldığı iğrenç ateşler
ne vakit önüme çıksa bir köşede
anımsıyorum geldikleri saati.
Bir kağıt uzatsalar ne vakit
anımsıyorum imzalamadan önce.

Bomboş bırakılmış bir kentin
sokakları kımıldıyor belleğimde
duyunca vapur düdüklerini —
yalnız güvercinlere açık, anımsıyorum,
ve tedirgin, ikinci bir emre kadar.

Kemal Özer
-Yaşadığımız Günlerin Şiirleri-

 

Anayurda Dönüş – Hölderlin

HÖLDERLİN ANAYURDA DÖNÜŞ

Ey tatlı meltemler! İtalya habercileri!
Ve kavaklarıyla sen, sevgili ırmak!
Ey dalgalanan sıradağlar! Siz ey bütün
Güneşli doruklar, yine sizsiniz ha?

Ey sessiz yer! Düşlerine girerdin uzakta
Umutsuz bir günden sonra, özlem çekenin;
Ve sen, evim benim, ve siz oyun arkadaşlarım,
Tepedeki ağaçlar, eski bildikler ey!

Hem ne eski, ah, ne eski! Çocuğun erinci
Geçti, geçti gençlik ve sevgi ve sevinç;
Ama sen, anayurdum benim! ey kutsal—
Sabırlı! Bak, aynı kalmışsın sen.

Ve seninle sabırlı olduklarından, ve seninle
Sevindiklerinden, ey değerli, büyütürsün çocuklarını
Ve düşlerinde uyarırsın onları, tâ uzaklarda
Dolaşarak yoldan çıkarken o gerçeksizler.

Ve gencin ateşli bağrında yatışınca
İnatçı arzular, ve yazgı önünde
Sessizleşince, o zaman daha da
Sevgiyle verir sana kendini olgunlaşan.

Güle güle öyleyse, gençlik günleri, ey gülyolu
Sevginin, ve ey gezginin bütün yolları,
Güle güle! Al da kutsa benim yaşamımı
Ey yurdumun göğü, bir daha!

Hölderlin
-Seçme Şiirler-

Çeviri: A.Turan Oflazoğlu

 

baldıran – Aslı Durak

baldıran - Aslı Durak

üst üste giyilmiş iç etekleriydi zaman
hızla yaklaşıyordu son kullanma tarihimiz
yıllardan süzülüp geldi
çiğnenmiş sakız türkülü sesin:

rayları anımsatır
ince uzun dişi parmakların
biner trene aklım dolaşır
en gözden uzak beldelerinde

geldin, cilalı taş sözcüklerinle
Öyle ya! tekerlemeydi aşk
sonu ille de dil sürçmesi
gözlerim: anayurdu incinmişliğin
iç sesimdi avutan beni:
dönüşümün hilal
son dördünde aysın, dayanırsın inan
bırak yaldızlı sözlerle boy versin
bakışlarında bir tutam baldıran”

her mevsim açan yedi veren güldüm
bölündükçe çoğalıyordu yalnızlık
düşündüm ve üşüdüm

Aslı Durak
-SIR-

 

KİRLİ SORU – Behçet Necatigil

KİRLİ SARI BEHÇET NECATİGİL

Benim oralarda hiçbir işim yoktu
Şeytana uydum,
Aç ahtapotlar kaynaşırken dipte
Kaypak kalabalıkta sürükleniyordum.

İnce yüzünüzde üzgünce bir bakış
Birden sizi gördüm,
Açtı arı doruklarda bir safran
Durdum.

İlk sevgili güldü yitik anılardan
Mutsuz, yalnız
Sessiz kınamanızı, utançlarda küçülmüş
Aldım, geri döndüm.

Gelsem,
Siz yine orada mısınız?

Behçet Necatigil
-Arada/Sevgilerde-

 

UZAK BiR İKLİMDE – Cahit Sıtkı Tarancı

CAHİT SITKI TARANCI UZAK BİR İKLİMDE
Uzak bir iklimin ılık havasında,
Güneş, yer, gök, deniz, iç içe kaynaşır;
Olgun meyvalarla kuşlar fısıldaşır,
Bahar manzarası dallar arasında.

Uzak bir iklimin ılık havasında,
Seslerle kokular el ele dolaşır;
Renklerle şekiller sevişip anlaşır,
Bir mükemmeliyet orkestrasında.

Uzak bir iklimin ılık havasında,
İnsan kâinatla her an kucaklaşır,
Sonsuz bir sevginin gamsız dünyasında.

Uzak bir iklimin ılık havasında,
Bütün sevdiklerim hulyamı paylaşır;
Bense camlar, camlar, camlar arkasında!

Cahit Sıtkı Tarancı
-Ömrümde Sükût-

 

AKŞAM – Ziya Osman Saba

AKŞAM ZİYA OSMAN SABA

Bu akşam evlerine dönen insanlar yorgun.
Dilsiz, bakıp susuyor yanımdan geçen beygir
Dert yanmak ister gibi ağıla giren koyun
Bu akşam her göğüste bir haykırış gizlidir.

Sanki dünya susmuştur bir büyük gam altında,
Derken bir çığlık başımızı birden çeker yukarı,
Yanmış bir tavan gibi çöken akşam altında.
Dinleriz, haykırarak kaçışan kargaları.

Ziya Osman Saba
1931
-Geçen Zaman-