Bir Kalemin Anıları – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK

Kırık dökük bir akşam, kirli kağıtlar
kalem usulca düşmüş masadan
kuytuda bir saat,
ne zaman durduğu unutulmuş
bir ayna sırı dökük, dört duvar bildik bileli.

Uğulduyor o üşüten yalnızlık
gene de düşleri beyaz, ama her sabahı kırmızı
hiçbir zaman omzuna konmamış, uzakta
kuşların kanat sesi.

Bırakılmış bir yolun kıyısına
bir telek kumrunun düşürdüğü
özledikleri bıcak olup saplanmış anılarına.

Avuçlarında boşluk, teri yorgun
babasınınki çeliğin susuzluğu
toprağın özlenişi denizin tam ortasında
ya da penceresiz bir oda
kişinin kendinden saklandığı
sevişirken korkarak konuşulan.

Büyüyen karanlıkta
elinde buluvermiş o paralayan bıçağı.

Unutulan bir ömre kapatıp günü
yazılır diye tarihin düş kıyısı
ondan sonra bu solgun afiş, bu belirsiz fotoğraf
hiç bilinmeyecek ama seninle ya da sensiz
herkes için öldüğü.

Veysel Çolak
-Amacımız Aşk-

kuşlarla birlikte ölüyoruz – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL KUŞLARLA BİRLİKTE ÖLÜYORUZ

bize hangi rüzgâr yolu
kaldı evvel zamanlardan
avucumuzdan kayan kum
şimdi hangi ırmakta

adımızı ele veren zambaklar
çoktan kurumuş olmalı
mavi hayıtların gölgesinde
kuşkular mı uyuyor

zalim karanlık sürüyor
zehir damlıyor yazılarımza
gemilerimizin battığı melendiz’de
kuşlarla birlikte ölüyoruz

Ahmet Uysal
-Sonsuz ve Uzak-

TOMURCUK – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT TOMURCUK

Sen en güzel çiçekleri açacaksın tomurcuk
Uçuşan yaz böceklerinin gümüşten halesinde
Küçük bebekleriyle oynayan sarışın çocuk
Seni isteyecek ıhlamurların gölgesinde

Sen en güzel çiçekleri açacaksın ve kuşlar
Tuhaf renklerinin methi vardığı zaman Hind’e
Gelecekler uzak kıtalar aşıp bahar bahar
Vahşi kokulu ağaçların ıtrı tüylerinde

Sen en güzel çiçekleri açacaksın tomurcuk

Oktay Rifat
-Yaşayıp Ölmek Aşk
ve Avarelik Üstüne
Yazılmış Şiirler-

 

BAŞAKLAR GEBE – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI BAŞAKLAR AGEBE Vincent_van_Gogh_-_Wheat_Fields_after_the_Rain_(1890)

Sarı buğday değirmeni döndüren
İnan, sarı buğday iter o taşı
Esen rüzgâra, akan suya karşı

Ölüm yok bu ovada gördüğün
Gün gelecek bir nöbet değiştireceğiz
Yaşsız başlıyacak ölü evinde düğün
—İnan, ölümü böyle doğru bilmek daha iyi—

Ölürsem? Ben ölür müyüm? Ben;
Çok nefret çok öfke çok sevgi.
—Tüm öleceğime inanır mısın ki?—
Öfkelenirim, sevilerim vardı, benden önce
Ben arttırdım sürdürmedim mi ki?

Güvercinim benim, sen doyamadığım sevgili!
Bil, sıcak kalır dudaklarım aşktı, dudak değildi!
Kim bencileyin tutkun öper dudaklarımla
O tükürür nefretle yüzüne kötünün
Sarılır yakasında ölsem de öfkemin eli!

Bak, önümüzde ovaların yeşili,
Nasıl çok nasıl alabildiğine!
Üstümüzde tükenmez mavi kubbe,
Ektiğimiz bütün başaklar gebe!

Necati Cumalı
1969
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

Görsel :Vincent van Gogh / Yağmurdan sonra buğday tarlaları 1890

YÜRÜYÜŞ – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ YÜRÜYÜŞ

Rüzgâr sabaha yürüdü
seherinde teninin kokusu
dalında çürüdü vişne
suya düştü bir çakıltaşı
intihar nöbetinde vuslat

Seher akşama yürüdü
geceyi emzirdi karanlık
ayın ışığına sardım
gönderdiğin kum leylağında
teninin kokusu

Hana indim, gurbet yol almış…

Refik Durbaş
-Sözcükler D. Mayıs-Haziran 2018-

Gitanjali – Rabindranath Tagore

Gitanjali Rabindranath Tagore

LXXIII

Benim için kurtuluş dünyadan vazgeçmede değil.
Ben özgürlüğün kucaklayışını hissediyorum
hazzın binlerce ilmeğinde.

Sen, bu toprak kaseyi, her boşaldıkça,
dolduruyorsun ağzına kadar;
Her defasında değişik renklerde,
Değişik rayihası olan buz gibi soğuk şarabınla.

Benim küçük dünyam yüzlerce çeşit kandilini
Senin alevinle yakacak ve senin tapınağındaki
sunağın önüne koyacak.

Hayır, duyularımın kapılarını asla kapamayacağım.
Görmemin, işitmemin, dokunmamın verdiği hazlar
senin gökçe zevklerini taşıyacak bana.

Evet, bütün aldanışlarım, bütün yanılgılarım,
Neşenin aydınlığında yanıp kül olacak —
Tüm arzularım olgunlaşıp,
aşkın meyvesine dönüşecek.

Rabindranath Tagore

Çeviri: Cahit Koytak