BİR ORMAN – İlhan Berk

İLHAN BERK BİR ORMAN

Hanginiz aklınıza getirdiniz.
Benim bir gün insanlığımı
Bitkilere hayvanlara kadar
Bir gün tutup genişleteceğimi
Bütün bu dünyaya saracağımı sonra da

Şu esen rüzgâra bıraktım işte
Yaşayan duyan her şeyimi
Onların hesabına yaşayacaklar bundan sonra
Ellerime saçlarıma kadar
Her şeyim dünyada

İlk defa bu kadar iyi farkediyorum
Bu yüreği param parça uçan kuş
Bu çamur gibi gökyüzü
Bu deniz, bu garip karınca
Cihanda ümit ölmez deyip yaşamışlar

Her şey bir başına yaşamış bundan önce
Toprakta bir başına yürümüş kökler
Gecenin içinde bir başına uzamış ovalar
Yalnızlıklarını duyurmayacağım bundan böyle
Bir daha hiçbirine

Yeni yeni anlıyorum
Her şey şu gecelerin içinde oluyor
Aydınlığa her şey hazır çıkıyor
Su geceleyin yürüyor dikkat ettim
Geceleyin biz uyurken ağaçlara

Hiç unutmam bir gün geç vakit
Tam benim geçtiğim zamana rastlamıştı
Büyüme saati bir ormanın
Şöyle iyice dinlesem sanırım artık
Bütün ormanları büyürken duyarım

Beni beklemişler kardeşçiğim
Beni bu ağaçlar, nehirler, gökyüzü
Geleyim anlatayım diye bir gün kendilerini
Bir kere girdikten sonra şiirlerime
Bilmişler bir daha ölmeyeceklerini

İlhan Berk
-Günaydın Yeryüzü-

YOLCULUK TEMRİNLERİ – Adnan Azar

ADNAN AZAR YOLCULUK TEMRİNLERİ
I
fotoğrafın içinden siyah beyaz
bana bakan hülyalı çocuk
ardında yapraklar var ağaçlarda
baksan duyabilirsin hışırtılarını

kimliğin yok senin, adın yok, uzansan
ulaşamazsın uzaklıklara, ellerin de yok

II
sesini almışlar senden kuzeyli çocuk
yerine eski bir rüzgârı koymuşlar

fotoğrafın içinde siyah beyaz
bir ilkyaz rüzgârı var çocuk

III
fotoğrafın içinden siyah beyaz
beni seçme, bana bakma, sakın çocuk

hâlâ sustuğum yerden kanıyorum

IV
artık hiç kimseyim
gölgemle eleleyim çocuk
eksik bir gözyaşı izindeyim

artık hiç kimseyleyim çocuk
sesim aranmıyor kaldırım bültenlerinde
çünkü utangaç bir ömrüm var
çünkü kiraz zamanını yitirmekteyim

hayallerimi hiç kimseye bırakıyorum

Adnan Azar
-Parçalanmış Zamanlar/uzakTan-

©Orhan Köse.

SAHİLDEKİ NEFES – Engin Turgut

ENGİN TÜRGUT SAHİLDEKİ SESLER

Ey bağcı, iki gözüm, üzme beni, ezme
Benden sana şarap olmaz! Bir gece ıslığıdır Şeyh Galip!

Senden ne güzel bir kuğu olur, benden ne güzel bir buğu
Bak ne güzelsin böyle, gökten bir yıldızı yoldan çıkartmışsın!

Herkes yabancı olmuş kendisine ve başkasına, seyyah olmuş
Hangi gezegenden düştün böyle, sanki benzerimsin!

Şairin gözlerinden dökülen nehir, umuda yakın dursun
Ateşler yakılsın, şenlikler yapılsın, uzaklardan arkadaşım gelmiş!

Ey aşk! Elini kalbine koy ve vicdan sesiyle söyle
Benden daha güzel bir hüzün gördün müydü hiç?

Bir salkım tılsımdır, güneşin yağan yağmurundan koparılmış
Naif rüyalar kuşudur, kalbimizi gündüze uyandırması bundan!

Şifa ve dert arasında bir tren yolculuğu benimkisi
Ne zaman seni düşünsem mola alıyorum aşk istasyonunda!

Bir mürekkep gibi dağılırsın ama düzgün bir yazı gibisin
Kelimeler harflerini dökerken bak güneşi ısırıyor bir şair!

İyiliğin toprağıyla yıkanmış sahilde bir ikon duruşudur
Aşk ile devrim arasında kim bilir neler görmüş ve yaşamıştır?

Bir yanı konakta oturur, bir yanı çöp toplayan çocukların elleridir
Rüyasının kokusunu getirir, yan masadan gönderir gülümsemesini!

İnsan dediğin nedir ki, sadece bir nefes, başka mülkiyeti yoktur!
Ali der ki: kalp nakli var, nefes nakli yok! Nefesim olur musun?

Bir nefes aldım anılar pazarından ama canımla, kanımla aldım
Pahalıymış bu çarşı, nar gibi kızardım da anladım!

O kadar çok üfledim ki seni bana, bir cam ustası oldum sonunda!
İçimdeki sahilden mor kayıklarla, içmdeki yurdumdan uzaklaşma!

Engin Turgut
-Mest-