KAPI, EV VE MARTI – Engin Turgut

ENGİN TURGUT KAPI EV VE MARTI
 
O kapı benim gönül kapımdır. Girilmesi zor, çıkılması çok kolaydır. O kapı çiçekle çalınır, çiçeklerle, şiirlerle, aşkla açılır. “Kalp kemiğe benzemiyor, kırıldı mı kolay kaynamıyor ” demiş birisi. Evin kapısı kalbimizdir, evlerin odaları düşünlerimiz, evin balkonu ruhumuzdur. İnsan bir evdir, üzdürülmeye gelmiyor. Benim evim kağıttan, buruşturulup bir kenara atılmayı sevmiyor. Ben ahşap bir adamım bir alevle tutuşur yanarım. Kendimi çaksam gök, bir daha yansam aynayım artık! “İnsan kalbinin içindedir” demişti şairim Turgut Uyar. İncindiğim ve kanadığım için kapım kırmızıdır. Bu kapı herkese açılmıyor, sevmesini özlemesini bilmeyene kapalıdır. Ahşap bir adamım, beni ağaçtan yapmışlar. Benim incecik, dal gibi bir kalbim var, üzerseniz çıt diye kırılırım. Susarak anlaşmanın da tarçın kokan bir tadı var. Sessizliğim konuşkan, kederim mahcup, göğüm kapalı, kuşlarım uçmuyor, bahçem su ister, gönlüm gül sayıklar, gözlerimden güz yağar. Sevsem beyhuda, sevmesem şuramdan lirik bir yara akar. Güzel gözlü, martı çocuğum, hadi tut kalbimin elinden, beni içindeki denizlere çıkar.
 
EnginTurgut
-Rengârengin-

BİZ (ZATEN) – Oruç Aruba

ORUÇ ARUOBA

önce
….

Yaşam bize pek aldırmaz gibidir
— Yaşadığımız kadarı bile…

Yaşamımızı yaşadığımız da, sanki,
şüphe götürür gibi…

İlişkilerimizi hep gerip gerip gevşetir;
gevşetip gevşetip gereriz — öyle olur ki,
gerginlik içindeyken sorulan bir soruya
o anda vermediğimiz gergin yanıtı, sonradan
bir gevşeme vesilesi kılarak veririz.

Bütün dert, ötekilerle birarada yaşamak zorunda
olup, birarada yaşamaya dayanamamızdadır.

En yakınlarımız en uzak olsunlar isteriz;
en uzaklarımız da, en yakın — olunca da,
hep, tersi..

Tersliğimiz, uzak yakınlığımız, ve,
yakın uzaklığımızdır.

Ama, gene de, temel güdümüz,
yakınlarımıza daha da yakınlaşmak,
uzaklarımızdan daha da uzaklaşmaktır.

Terstir ya işte, yaşam bağlamımız…

Ters yaşarız, ya, işte — terstir yaşamımız.

**

Oruç Aruoba
-yürüme-

SABAHLARI – İlhan Berk

İLHAN BERK SABAHLARI UgurayTaskin_bogaz

Sunu

Ben bu şiiri bin dokuz yüz kırk dokuzda yazdım
Derdim başımdan aşkındı
Ellerim cebimde İstanbul’a bakıyordum
Önümden bir yığın atlar geçti
Vücutları kan ter içindeydi
Senin gücün aklıma geldi, hiçbir şeyim kalmadı
Senin küheylanım
Senin al kısrağım
Bütün gün atlar önde ben arkada İstanbul’u dolaştım.

SABAHLARI

20 Haziran 1949
Bir Pazartesi sabahı seni düşündüm
Ağaçlara ve gökyüzüne bakarak
İstanbul gözlerin gibi pırıl pırıldı
Denizin dibinden geçen balıkları gördüm.
Sen düşündüm de ağlamak geldi içimden
Sonra beni elimden ayağımdan
Sonra beni bu kadar senden eden İstanbul’a
Dönüp merhaba dedim.

23 Aralık 1949
Günaydın İstanbul
Günaydın 23 Aralık 1949 sabahı
Çin’deki, Birmanya’daki, Pasifik’teki sabahlar günaydın
Günaydın çiğerköşem

1 Şubat 1949
Döne döne uçan kuşlardan belli
Elimin, ayağımın halinden anlıyorum
Akşamüstleri geliyor
Gülüm, yaprağım

İlhan Berk
-Günaydın Yeryüzü-

Görsel : UgurayTaşkın -Boğaz