EYLÜL SONU – Yahya Kemal Beyatlı

YAHYA KEMAL BEYOĞLU EYLÜL SONU Burc_istanbul_kanlica_3485

Günler kısaldı. Kanlıca’nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.

Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa…
Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa…

İçtik bu nadir içki’yi yıllarca kanmadık…
Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırâbı zor.

Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sâhile
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.

Yahya Kemal Beyatlı
– Aşk ve Hüzündür İstanbul-

Görsel : Burç / Kanlıca sırtları, Mihribat Korusu..

İSTANBUL, SEN VE HATIRIMA GELENLER – İlhan Berk

İLHAN BERK İSTANBUL SEN VE HATIRIMA GELENLER Necdet_Cevahir_Galata_Koprusu_001

Nihayet soğuk pis yağmurlu gecelerden sonra
Paydos vakti oturmuş dinleniyor insanlar
Yeni bir işten çıkmışlar terlerini siliyorlar
Lokomotifler arabalar adamlar geçiyor
Yeni bir işe hazırlanıyorlar

Günlerce ötede İstanbul
Günlerce öteden ufacık ellerin havai halinle
Sokaklar evler dükkânlar arasından
Sıcak yorgun bir havanın içinden
Birdenbire aklıma geliveren sen

Hiç şüphesiz orada da sabah olmalıdır
Dükkânlar birer birer açılıyor
Sen sokağı döndün, fabrikanın önündesin
Daha iş başı düdüğü çalmadı
Daha geride yığın yığın gelenler var

Bu ne durgunluk İstanbul’un üstündeki
Ben onu hiç böyle görmemiştim
Böyle bir kenara çekilsin yaşasın
Onu ben ekmeğe aşka düşkün bilirdim
Bu halini hiç ama hiç aklıma getirmezdim

Bir cıgara yaksam daha iyi hatırlar mıyım dersin
Seni, Köprü’yü kısaca İstanbul’u
Geçerler mi önümden sırasıyla Cibali işçileri
Fatih, Şehzadebaşı, Küçükpazar kahveleri
Görür müyüm lodoslu denizini İstanbul’un

Hep öyle tıklım tıklım mı Mercan Yokuşu
Mezat başladı mı ki Balıkpazarı’nda
Bir gürültüdür geliyor
Köprü açılmış olmalı
Şüphesiz onlar bu geçenler

Bu ne kalabalık caddelerde
Yine birini mi astılar dersin
Ya sana ne oluyor nedir bu halin
Böyledir işte insanlar
Bir türlü sevmeyi bırakmazlar dünyayı

Demin oturan işçiler kalktı şimdi
Motorlar hazır sahilde
Denizden korkulmaz bu kollar varken
Rüzgâr onları bekliyormuş
Şimdi neredeyse bir şarkıya başlayacaklar

İlhan Berk
-İstanbul/EŞİK,
Toplu Şiirleri-

Görsel. Necdet Cevahir/Galata Köprüsü..

ANNEM VE GÖKYÜZÜ – Engin Turgut

ENGİN TURGUT ANNEM VE GÖKYÜZÜ

Annem kalbi iyilik dolu komşuluğun mavi şarkısı,
kalbi kırık bir beyazlık, küs bir çocuğun büzülen alt
dudağı, açmadan önce solmayı öğrenmiş bir çiçeğin
uykusuz sancısı, yeni çağların merhametli ve cömert
hayalcisi, hayatın kalbinde oturan vefa çiçeği, sanki
üzgün bir gül yaprağı, ruhunda bayram sevinçleri
taşıyan, sevdiklerini sevgisiyle yaşatmaya çalışan
bir düş tıpırtısı, ağzını hicaz şarkılarıyla yıkayan
yağmur yalnızlığı, boynu bükük hatıralar kasabası,
kucağı sıcacık kuş cenneti, kalbi camdan bir hakikat
masalı, üşüyen ahşap bir keder, eski vapurlar, eski
trenler, eski yazlar, yazlık sinemalar serinliği, taş plak
bir gönlün solgun yorgunluğu, saksıdaki güz, balkondaki
güneş desenli hırka, içten sarılmanın konuşkanlığı,
her şeye üzülen, üzüm ve hurma kokan bir yemiş
ve hep incinmiş bir dut ağacı türküsü, annem portakallı
bir kurabiyenin gülümsemesi, hayatın alnına sığmayan
sıcacık nefes, dikiş tutmayan o ince yara, o ince hanım.

Melekler erken uyanır sabahları fakat ben annemden
başka gökyüzü görmedim!

Engin Turgut
-Suyun Rüyası-

HAYAL – Oya Uysal

OYA UYSAL HAYAL

Akşamın iç çeken solgun rengi hüzne boyadı giderken odayı
oda ki yoksul, sessiz birkaç eşya, eski.

Okunur ya dalıp giden gözlerde hazin biten bir hikâye,
kutsanmış bir mabet olan kalpte, sakınıp saklanan o son acıtan satır.

Yüzünden süzülen bir damla yaş özeti bütün bir ömrün
eğilip omzumun üstünden yazdıklarımı okuyan yalnızlığımın.

Bu gölgeler âleminde,
sözlere mana yükleyen ruhum adına konuşan kalem
susma konuş,,
susma ki, kıyılan ağaçtan kanatlanan kuşlar kâğıda konsun.
Hataların tekrarından ibaret hakikatin aynasındaki yalan,
sonrası yok, varsa da sadece hayal…

Akşamın iç çeken solgun rengi hüzne boyadı giderken odayı
oda ki yoksul, sessiz birkaç eşya, eski.

Oya Uysal
-yürüdüm yanında yağmurun-