mülteci – A.Hicri İzgören

A HİCRİ İZGÖREN MÜLTECİ

Bütün özgürlüklerimi bir solukta tükettim
Mülteci bir sancıyım artık
Bütün aşklarımı yanlış yaşadım sanki
Paslı bir hançerim, yurtsuzum
Durmadan kanıyor ekmeğim ve sevincim

İçime dağlar gömdüm, sesime fırtınalar
Her anım sızıdır, harcına katliam karışmış
Halepçe gecelerinin artığıdır bedenim
Girdiğim yataklar ısıtmaz beni artık
Gecikmiş gurbetlerde geceler benim değil
Beynimin kılcalında çığlıklar hiç susmuyor
Beni sığınakların bir bağışı say
Ya da daralan vaktin pusatsız bir dilimi

Her gün yeni bir göç başlar içimde
Sökülür çadırlar ve atlar eyerlenir
Adına yemin verdiğim o çocuklar
Sınanan birer ılgardır, yollara yorgun düşer
Yeni iskanlara ulanırlar

Şimdi terkedilmiş bir kışlağım, yalnızım
Töresini çiğneyen bir suçlu gibi
Kimlik diye bir yangın taşıyorum koynumda
Bu künyenin altına bir gül kazımalıyım
Bir gün bir çocuk okumak isterse geçmişimi
Adımı bilmese de olur, beni duymalı ama
Bir çakılın bir çakıla işlediği ses gibi
Bu benim sesim, bu benim diyebilmeli

Yine kanımın alazında çalıyor çengi
Yoruldum bozgunlar ezberlemekten
Artık yeni şarkılar bulmalıyım kendime
Yeni aşklar yeni yolculuklar başlatmalıyım
Yoksa tarih hep yenik sayacak beni

A.Hicri İzgören
-Bedeli Ödenmiştir-

memleket havası – Attila İlhan

ATTİLA İLHAN MEMLEKET HAVASI 2 BURSA

2- demir kuşaklı halkımız

bıçak dövüyor bıçak bursa’da bıçakçılar
bir dilim güneş gibi bursa bıçakları
götürüp belki izmir’de fuar’da satacaklar
belki balıkesir’de bıçakçılar içinde

halı dokuyor halı uşak’ta halı esnafı
bir ilkbahar sahifesi kimisi silme çiçek
dövülmüş bir bakır aydınlığı kimisinde
kimisi tertemiz sofalara serilecek
encamı bilinmeyecek kimisinin de
halı dokuyor halı uşak’ta halı esnafı
hünerli elleriyle bir dünya cenneti dokuyor
içinde çırılçıplak kendisi işin tuhafı

akşehir’de semerciler semer dikiyor
ufacık yere yakın bozkır atları için
çuvaldızın ucunda ağaç saman ve meşin
toz bıyıklarını yakıyor semercilerin
bir iğne sokuyorlar bin ah çekiyorlar

demir dövüyor demir demirciler sıvas’ta
örsün üstünde kibrit gibi parlatıyorlar
yumuşatıyorlar çifte su veriyorlar
altı yüz çırak yüz elli usta sıvas’ta
çekiç burunlarından çıngı sektiriyorlar

küçük asya düzünde ay ve yıldız
omuz omuza vermiş ekmek yuğuruyor
yıldız kadınhan’da buğday savuruyor
ay ramandağı’ndan petrol çıkarıyor
küçük asya düzünde ay ve yıldız
her köşebaşında her gün rastladığımız
gözleri bozkır gibi kuru ve aydınlık
avuçları sıcacık demir kuşaklı halkımız

Attilâ İlhan
-ben sana mecburum-

 

©Nusret Çolpan – Bursa minyatürü..