SANAT ODASI – Shara McCallum

 

page

—kız kardeşlerim için

Turkuaz, gümüş ve altından
ipliklerimiz olmadığından,
ne bir güneş dikebildik, ne de gök.
Ve ateş toplarına döndü ellerimiz
Ve kollarımız açılıp genişledi kanatlar gibi.

Hiç tebeşirimiz ya da pastelimiz,
kâğıttan karakurbağası, orman, ya da
çim çitlerimiz olmadığından, renklerimiz de
olmadı yaratıklar için. Biz de çömelip
fırladık, çömelip fırladık.

Dört genç kız, sırtlamıza örgülerimiz
dökülü, ayaklarımız tamtam yapan davullar,
zeminden ritimler çkardık;
ağızlarımız tahta nefesli çalgılar oldu;
dillerimiz değdikçe dişlerimize, saz demeti.

Shara McCallum
Jamaika, (1972-)

İngilizceden çeviren: Nurduran Duman
-Sözcükler D.Ocak-Şubat 2017-

RESİM – Mehmed Kemal

MEHMED KEMAL RESİM

Resmin asılı duvarda,
Seslenişimi duyar da
Beni anıyor der misin?
Resimde olduğu gibi
İçinden geldiği gibi
Bakıp bakıp güler misin?

Mahpusun penceresi dar
İçerde sıkılır adam,
Öndeki avluya bakar
Zerdaliler, kayısılar
Tutup bir tane koparsam
Sana göndersem yer misin?

Önce’yi kucaklamışsın
Kimseler böyle sarılmaz,
Neden acıklı bakmışsın
Belli biraz ağlamışsın
Kapılar kitli girilmez
Oturur da ağlar mısın?

Başıma gelene kızdım,
Mezardayım diri diri;
Altalta kafiye dizdim
Resmine bakarak yazdım
Öğle üzeri bu şiiri
Okursam beğenir misin?

II
Yalvardım yana yakıla
Sevdiğim efendim gülüm
Bir resim yolladın bana
Şenlendi perişan gönlüm…

Sırtımı verdim dağlara,
Bir yanım kapkara ölüm
Bir yanım dönmüş yangına
Dikilmiş kalmışım…

Mehmed Kemal
-Dünya Güzel Olmalı-

GÜNDÜZ YARASALARI – Oruç Aruoba

DÜŞLER

I.
Neyiz ki biz?
İlk ışınları görününce güneşin,
Kaparız tepenin gözkapaklarını —
Çam değiliz ki, kollarımız açık
Ürpererek karşılayalım donuk ışığı.
Gölgeler kısalınca çıkarız ortaya,
Açıklıktır, aydınlıktır aradığımız,
Parlaklıkta bulur gücünü görüşümüz.
Tanımayız alacakaranlığı delen,
Tepelerin arasından seçen bakışı. —
Kör olmuş ışıktan gözlerimiz.
Gündüz yarasalarıyız biz.

II.
Geceyi düşleriz gündüzken,
Geceyken de gündüzü, —
Yitirebileceklerimiz yitiktir
Onlardan uzaktayken — ama
Özleriz, döneriz yeniden
Yitirmeden
Yitirebileceklerimizi
Yitiremediklerimize.
Yitirebilirdik, deriz;
Ama yalnızca bir fiil çekimi bu —
Tutsaklıklara bağlamışız özgürlüğümüzü.
Gündüz yarasalarıyız biz.

III.
Sağlamdır düşünce temellerimiz,
Ama altlarında kist vardır, sonra kum —
Dururuz gerçi, sapasağlam, kalın
Taştan duvarlarımızla, dimdik
Ayakta; ama biraz su, bir sızıntı
Kaydırır temellerimizi hemen.
Duyarız yerçekimini hemen,
Titreriz. Sımsıkı, gergin
Bağlar vardır
Düşüncelerimizi ayakta tutan, ama,
Ya temelsizse temeli
Bütün bu bağları
Bağlayan
Bağın?
Bağlantısızca bağlarız bağlarımızı.
Gündüz yarasalarıyız biz.

IV
Yapacaklarımız vardır kocaman,
Kocaman başarılar, yüce çağrılar; ama,
Tutmadığımız bir eldedir aklımız,
Bir son selamda, biz aceledeyken gönderilen —
Nedir ki acelemiz, niyedir ki?
Camın boşluğunu arayan kocaman
Pervaneler gibi, kanat çırpan
Işığa ulaşmak için
Çırpınan, camı kıracakmış gibi —
Düşmanımızdır oysa ışık bizim,
Kanatlarımızı yakan, kavuran —
Aradığımız—ışıkta— nedir ki?
Işıktan gelir ölümümüz.
Gündüz yarasalarıyız biz.

V.
Hep bir dimdik, dümdüz dürüstlüktür duyduğumuz,
Ama bir kuşku kurdu kıvır kıvır kemirir köklerimizi —
Nasıl da kolaydır yalanlarımız, uydurmalarımız,
Nasıl da rahat. İç sızlaması nedir bilmeyiz;
Başedilmez gerekçelerimiz hazırdır çünkü hep —
Kozasında mışıl mışıl kanat takınır tırtılımız,
Sindire sindire yapraklarımızda açtığı delikleri.
Övünürüz delik deşik, bölük pörçük
Yeşilliğimizle — yenmiş bitmiştir oysa
Büyüme noktalarımız, su çekmez artık
Kök uçlarımız, dökülüp gitmiştir
Taç yapraklarımız artık,
Nasıl da yabancı topraktan baş uzatmış taze fide bize.
Gündüz yarasalarıyız biz.

VI.
Bir görsek andığımız yüzü,
Tanır mıyız? —Tanır mıyız
Sevdiğimizi, bilir miyiz neydi—
Sevdik mi, seviyor muyuz?
Yürüyüşü, saçının dökülüşü—
Anımsar mıyız, anımsıyor muyuz?
Bir anıdan başka nedir ki sevgimiz?
Gündüz yarasalarıyız biz.

VII.
Koy başını omuzuma yine.
Aldırma, söylenmeden kalsın
Düşünülmedikler, bilinmedikler —bırak
Unutulsun geridekiler, özlensin ileridekiler —bırak
Yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken
Sabah, aydınlanırken uçup geçen yeşillik.
Gel —uyuyalım güneş görününce,
Aşınca tepeyi göz kamaştırıcı ışık.
Uyanacağız nasılsa, dikelmeden ışınlar,
Dümdüz, aklaştırıcı olacak yeniden bakışımız.
Ama şimdi —sanki sevdalı gibiyiz şimdi,
Sanki karanlıkta sezinledik aydınlığın başladığı yeri—
Şimdi kurduk sanki geceyi gündüzle,
Şimdi kuruttuk sanki gündüzü geceyle—
Aydınlığın karanlığında görür gözlerimiz.
Gündüz yarasalarıyız biz.

Oruç Aruoba
-BİZ
(zaten) / önce-