“aşk imiş” – Adil İzci

ADİL İZCİ AŞK İMİŞ

XII

Hangi erinç uykudayken gelip sokulur ki
Yine de aydınlık uyanırız kurşun bir göğe?

Bir kuşu bile ürkütmedik ya şimdiye kada
İşte onlar şarkılar şarkılar söyler de

Bütün bir gece hayran duyakalırız. Sonra
Kanatlarını silkeleyip giderken yorgun argın

Bir aydınlık düşer başucumuza. Sabah
Yedi mavi gökten inmiş ıslıklarla

Uyanırız. Demek bütün iş iyi insanlar gibi
İyi kuşların da hatırını saymaktaymış…

Adil İzci
-“aşk imiş”-

eksik bahçe – Betül Tarıman

BETÜL TARIMAN EKSİK BAHÇE

biz burada kuşları tutalım
dünün üflediği ney
rehavetiyle hu deyip
kuşları tutalım
ve dahi bazı
sis alçalır kıyameti yücelten
ve her dakika nefesimizi
tutup bırakalım

çünkü dünya âlem
bahçemize sunulmuş
ölünün bakışında bir körlük
zalimi sokakta
kuşları tutalım

düşünelim dünya buymuş demek
örtüleri kaldırıp
rüyalara sığmayalım
çünkü itibar ettiğim dün
azalarından yoksun
yağmura koşan tohumlarla
elmayı çekirdeğinden
göğü kuşlardan soralım

sonsuz hevesiyle çünkü
bitmeyecek sinsi ateşi
ve her saniye rüyada biri rüya tabiri
dün oldu geldi kılıcını kuşanmış
çıkmaz yine de yakamdaki kiri
bırakalım

Betül Tarıman
-rüzgârın azabı-

KOŞMA – Neyzen Tevfik

KOŞMA NEYZEN TEVFİK

Dudağında yangın varmış dediler,
Tâ ezelden yayan koşarak geldim.
Alev yanaklara sarmış dediler,
Sevda seli oldum, taşarak geldim.

Kapılmışım aşk oduna bir kere,
Katlanırım her bir cefaya, cevre
Uğraya uğraya devirden devre
Bütün kâinatı aşarak geldim.

Yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü,
Ben gönlümü sana verdim götürü.
Sana meftûn olduğumdan ötürü
Sarhoş oldum Neyzen, çoşarak geldim.

Neyzen Tevfik
(1879- 28 Ocak 1953)
-Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi-

TEN VE HIRKA – Engin Turgut

TEN VE HIRKA - Engin Turgut

Masal yüzlü kadınsın, esmerliğini doğunun meleklerinden mi aldın
Ellerinde bin bir renkli çiçekler, masum kuşlar yuva mı yapmış kalbine
Hayat akıyor ışık saçan gözlerinden, gözlerinden isyan ve vicdan akıyor
Tenha sesli barış kokan şarkısın, ördüğün hırkayla bak sıcacık çocuklar
Aşkla ısıtıyorsun şu buz tutmuş dünyamızı, saçların bahçeye dökülüyor
Pas tutmayan bir kalple güneşe karışıyorsun, gönlümüz kanatlanıyor

Ellerin ne zaman buğdaylara dokunsa ekmek oluyor, insan oluyoruz
Rüyanın sokaklarından geçiyorsun, güller kitabın koltuğunun altında
Derdin denizleri taşırsa da, sevinçlerin gökyüzü, düşlerin rüzgâr kokuyor
Ormanda yürüyorsun, gülümsüyor sana börtü böcek ve şakacı sincaplar
Ay yeniden doğuyor arzular şehrinde, ellerindeki kirazlar gülümsüyor
Nar şurubu olmuş ağzın, atını koşturunca meyvelerini bırakıyor ağaçlar.

Engin Turgut
-Mest-

©Frank Bramley..

BİTMEYEN – Engin Turgut

engin turgut erguvan

Siz benim için hep yenisiniz;
Kendine susayan
Bir erguvan ağacı
Mahçup bir anı gibi
Tanrının kalbini uzattığı
O küçük meleğimsiniz…

Siz benim için hep yenisiniz;
Kusursuz değilsiniz elbette
Kendine tutsak bir keder gibi
Mor bir vedanın
Dinmeyen bir ağrının
O kırılgan sesisiniz…

Siz benim için hep yenisiniz;
Kendine koşan bir çocuğun
Süt kokan ağzı
Bir düş tıpırtısı
Ödünç bir rüyadan
Şimdi gelmiş gibisiniz…

Siz benim için hep yenisiniz;
Her şeyi bilen bir yaranın
Durmadan üşüdüğü
Bir nefesin buğusu
Kendine küs bir kelimenin
İnceldiği yerdesiniz…

Siz benim için hep yenisiniz;
Sanki bir su damlası
Ve güz rakıları esrikliği
Bitmeyen bir şiirin sıcaklığı
Aşkla gülümseyen masalların
O masum sevincisiniz…

Engin Turgut
-Mest-

Ağrıyan Şarkılarla Bir İlk Yaz Karşılaması – Nihat Behram

26962395_1769017086441745_5049697411167779729_o

3.
Belki gün boyu uzaktasın,
bir nehir kadar uzun;
belki de şuracıktan
savurup saçlarını
doğacaksın ansızın..

Ama şimdi duyulan
ne saçların
ne yüzün
ne de alevlendikçe
bağrı eriten o ten,
sadece
inleyerek tükenen
en hantal dakikalar
en paslı gecelerdir,
yükselip boğum boğum
uçuşan kum taneleri
uçuşan kum taneleri..

Zor değil oysa koşmak
zor olan beklemektir
ve kolların
ve elin
ve dokunuşundaki sihir
gelir de
doldurursa günleri
ufalanır ağrılar
yaralar serinlenir
uçuşur papatyalar
uçuşur papatyalar..

Yine de
bir aşkın en canlı yanı
ilkyazı
birlikte özlemektir,
titreşip katre katre
nazlanarak çiçekleri dolaşan
narin bir kelebek olarak
usulca öpüşürken
yürek ver sesine dalgaların,
tutuşsun tomurcuklar
tutuşsun tomurcuklar..

Nihat Behram
-Irmak Boylarında Turaç Seslerinde-