GECENİN GETİRDİĞİ – Afşar Timuçin

AFŞAR TİMUÇİN GECENİN GETİRDİĞİ

Gecenin ayazı kapı altlarından
Süzülür ışıksız odalara
Korkulu düşlerle gelir kaygı
Seslerin durulduğu bir anda
Soğuk acımasız yılan ıslığı
Karanlıklar güne tortusunu süzerken
Damlarda uyuklayan şair kuşlar
Anlayıp uğuldayan bir boşlukta
Bizi bizden alan bırakılmışlığı
Daha da gömülürler kendilerine

Kalakalmışlığın koyulduğu yerde
Sokaklar özendirdi çekip gitmeleri
Ölgün lambaların alacakaranlığında
Bir çeşit kalmaktı gitmek de
Bekleyişlerin üstüne yığılınca yıllar
Anlamak gerçekten zor
Bizi bizden koparan yabancılığı

Bundandır suskun duruşumuz
Kimselerin uğramadığı kuytularda
Bundandır özlemle bekleyişimiz
Bazen susarak bazen sevinerek
Nasıl olsa gelir diye düşünerek
Nasıl olsa gelmeyecek olanı
Bundandır gene de güzelliklerimiz
Eksikli ürkek buruk sevincimiz
Aramaktan bıkmayan tenhalığı içimizin
Dışımızın hiç bitmeyen kalabalığı

Afşar Timuçin
-Aşk Güzeldir-

Tembel Öğrenci – Jacques Prevert

JACQUES PREVERT TEMBEL ÖĞRENCİ

aklı hayır diyor
ama gönlü onaylıyor
evet diyor sevdiği şeye
öğretmene hayır diyor
ayakta sınava çekiliyor
sorular da zehir zemberek
bizimki koyveriyor makaraları
aldırmıyor üstadın sert bakışlarına
formülleri, deyimleri
cümleleri, tarihleri
isimleri, tuzakları
hepsini siliyor tahtadan
yuhluyor onu sınıfın inekleri
o, rengârenk tebeşirlerle
çiziyor mutluluğun resmini
mutsuzluğun kara tahtasına…

Jacques Prevert
-Yaşamı Sanatı ve Şiirleri-
Çeviri: Kenan Sarıalioğlu

 

Tazecik Nefes – Buket Düzgen

BUKET DÜZGEN TAZECİK NEFES Seidenstücker Friedrich

Hayatın tarlasında oynasın çocuğu,
Korkuluğu kovalar anne,
Alır süpürgesini elinden, saçlarına koyar…

Masumiyet kalesinde kalsın çocuğu
Yalanları kovalar anne
Dudaklarına şiir sürer usulca…

Küsmesin diye çocuğun kalbi
Yarasını öper anne
Tazecik bir nefesle…

Buket Düzgen
-Hüznüm Çok Çalışkandı-

(C) Friedrich Seidenstücker ..

Sisli Sabahlarında Istanbul’umun – Aziz Nesin

AZİZ NESİ SİSLİ

Saat sekizi on geçiyor
Haydapaşa garı
Yorgunluğumu indiriyorum tirenden
Vapurun dışında oturtup kendimi
Bu nemli kış sabahında
Çığlık çığlığa şarkılarında martılar kadar memnun
Üşüyorum güzelliğini Istanbul’umun

Doğup büyüdüğüm yaşayıp yaşlandığım
Ve yırtık pırtık güzelliğinde öleceğim
Herşey yarı var yarı yok bu sabah
Yarıdan az gerçek yarıdan çok düş
Bir izlenimci görünüm sis grisi
Çok keyifliyim bu sisli sabahında Istanbul’umun

Bir utangaçlıktır Istanbul sis tülünün ardında
Geceleri yoksulluğunu ışıtır samanyolu
Sabahları da utanmasın diye yoksulluğundan,
Gittikçe yoğunlaşan bu koyu sis
Güzel yoksulluğunu örtüyor Istanbul’umun

Öyle ağır ki yorgunluğum tarih öncelerinden yığılmış
Taşıyamaz bunca yorguluğumu bu vapur
Boğaz’ın ortasında batmasa bile
Istanbul sislerinde minareler tüterken duman duman
Kubbeler ağarken gökyüzüne buğu buğu
Bulutlar Istanbul’a Istanbul bulutlara karışırken titreşerek
Böyle bir sisli sabahında çözülüp yiterim Istanbul’umun

Aziz Nesin
1991
-Bütün Şiirleri 2-

Oramar – Onat Kutlar 

onat1

Telefon direğinde bir yeni yaprak
Yaralı, gergin bir dişi tayın yelesi
Kiraz çalgısının dalıydı sesin
Bir bahar vuruşuyla titreyen

Unutma bana ve tüm yeryüzüne
Yepyeni sevinçler vereceksin
Bir tek kiraz yesen çekirdeğini
Karnının tarlasına eken sen

Kale yollarından geçtik yıllardır
Bir düş ülkesine ulaşmak için
Bırak bütün düşlerini ırmağa
Adı senin olan yere gel hemen

Onat Kutlar
-Unutulmuş Kent-

Onat Kutlar (30 Aralık 1994 – 11 Ocak 1995) Anısına saygıyla.

ONT KUTLAR AYRILIK 18

AYRILIK – Onat Kutlar

Ayrılık şiiri ne kadar yalın
Sevdiğimiz aşk sözcükleri gibi
Kılıçla kesiyor bir hain nokta
Öpüşen virgüllerle akan cümleyi

Nasıl soğuk ayrılığın güneşi
Gölgeli bir çınar olan gövdemin
Dalları içten kırınca acı
Buzdan bir alçıyla tutuyor beni

Ayrılık sabahı ne kadar beyaz
Ölümün hüzünlü arkadaşı kar
Bana ütülü bir çarşaf hazırlar
Bir karanfil tam yüreğin üstünde

Onat Kutlar
-Unutulmuş Kent-