Nazım Hikmet

BURSA GÜNLERİ
***
Olamadığım yerlerde olabilmenin hasreti midir
bende bu keder?
bu güneşli kış günlerinde :
meselâ, İstanbul’umda köprünün üzerinde,
meselâ, Adana’da arasında ırgatların,
meselâ Yunan dağlarında, meselâ Çin’de,
meselâ, beni artık sevmeyenin başucunda.

Yoksa, bir oyunu mu bu
karaciğerin?
Yoksa, bir rüya mı düşürdü bu hale beni,
yoksa, yalnızlık yine çullandı da üstüme,
yoksa, elliye dayadık da merdiveni ondan mı?

Bende bu keder,
bende bu kederin ikinci faslı
ayaklarının ucuna basıp
geldiği gibi gider :
yeter ki bitireyim bu yazıyı,
yahut uykum biraz düzelsin,
yeter ki, bir mektup gelsin,
yahut radyoda bir haber…

Nazım Hikmet
-Yatar Bursa Kalesinde-

UMUT KÜSKÜNSE EĞER – Ahmet Telli

AHMET TELLİ UMUT KĞSKÜNSE EGER

Çiçeklenirken umut
hayatın dal uçlarında
sarınırken yangın sevgisine
ilk yaz güneşinin
sessizce dönerek köşeyi
başlamışsa eğer yanılgılar yeli
ürperir hayat
ürperir varoluşunda
damıtık sevinci doğanın
ve usul usul birikirken özsuda
yapışkan devinimi gecenin
yeni bir savaşçı gibi
kıvrılır köşesinde umut
solar yaprakları

Şehvetle kıvrılıp güllerin arasından
Sevdanın yatağına çöreklenen yılan
ele vermiş umudu
ve apansız sarılmış düşman süngüleriyle

Akışkan sevdalar çiçeği
güleç yüzlü umut
aldatılmş bir sevgili gibi küskün
acılı
ve yeniktir
yabancıdır artık hayata
ve kendini doğuran bahara

Artık bakır çalığına dönmüş
bir hüzündür zaman
sessizce devinirken damarlarında yılgınlık
korkak bir bezirgân gibi
sızar yüreğe ölümün ekşimiş kokusu
kapanır sessizce
kapısı aşkın

Ve artık
gelmene gerek kalmamıştır
ey zulüm

Ahmet Telli
-Yangın Yılları-

UÇAN HALI – Oya Uysal

yurudum-yaninda-yagmurun67aa538fb1bb1d68ee365bc2553c0a9a

Yaprağı daldan ayıran rüzgârıyla gelmişti şehre güz.
Son yaz dolanıyordur oralarda rastlarız dedik,
tuttuk güneye indik.
Yağmur peşimiz sıra gelmiş.

Sevmiyorum şemsiyeleri. Âşıksa hayata insan
ve yaşına başına bakmadan hâlâ kıpırdıyorsa içinde
bir şeyler hayata dair
ıslanmalı iliklerine kadar.

Bir gün geliyor ve kendini bekliyorsun
gecenin son vapuru yanaşmış iskeleye
tarıyor gözlerin kalabalığı, arıyor. Yoksun.

Yaprağı daldan ayıran rüzgârıyla gelmişti şehre güz,
Son yaz dolanıyordur oralarda rastlarız dedik,
tuttuk güneye indik.
Baktık, üstümüzden çıkarıp yere attıklarımızla
uçan halı
bizi dağın doruklarından aşağıya indirmeyi bekliyor.

Oya Uysal
-yürüdüm yanında yağmurun-

Beş Nükte – Hölderlin

HÖLDERLİN BEŞ NÜJTE

İyi Öğüt:
Hem kafan hem yüreğin varsa, ancak birini göster;
İkisi de giyer yargıyı, ikisini birden gösterirsen.

Advocatus Diaboli:
Tâ yürekten nefret ederim zorbalarla rahipler takımından;
Onlarla birlikte olan dehâdansa, daha çok nefret ederim.

Üstün Kişiler:
Sevgili Kardeşler! Üstün olmaya çalışmayın,
Yazgıyı sayın ve katlanın dünya acemisi olmaya;
Çünkü baş ileri atıldı mı bir kez, kuyruk da izler,
Alman ozanlarının Klâsik çağı da sona erer.

Nitelendiren Şiir:
Bilin ki Apollon, gazetecilerin tanrısı olmuştur,
Onun adamıysa, olguları doğrulukla anlatandır.

Düzmece Beğenilirlik:
Ah bu insan uzmanı! Çocukla çocuk olur sözde.
Oysa ağaç da çocuk da, kendinden üstünü arar.

Friedrich Hölderlin
(1770-1843)
-Seçme Şiirler-
Çeviri: A.Turan Oflazoğlu