memleket havası – Attila İlhan

ATTİLA İLHAN MEMLEKET HAVASI 6 NEDEN KIZKARDEŞLERİM

— 6. neden kızkardeşlerim

neden kızkardeşlerim
niçin saklanıyorsunuz
niçin peçelerin peştemalların arkasına gizliyorsunuz
nur yüzünüzü
sık ve sert sıhhatli siyah saçlarınızı
cömert ağzınızı
neden kızkardeşlerim
hep böyle bir şeyden korkmuş gibi huzursuz
hep böyle bir şeye kızmış gibi öfkeli
acı ve alaca gözleriniz
daima gölgeli

niçin kızkardeşlerim
kim geçerse geçsin yanınızdan
ışığı kendinize haram ediyorsunuz
bir vücut noksanını saklar gibisiniz
utanıyorum utancınızdan

neden kızkardeşlerim
niçin saklanıyorsunuz
görmek istemez miyim hünerli ellerinizi
yastık örtülerine çitlembik gözlü kuşlar işleyen
çay takımlarına mor menekşeler
hercaî menekşeler dizi dizi
kızkardeşlerim
görmek istemez miyim ellerinizi
buğday sularına batmış ölesiye ırgat
hızlı ve çabuk teknede hamur yuğururken
çamaşır günleri bambaşka hamarat
bir erkek eli kadar yiğit ve kararlı
dağ kuşlarının pençesi gibi çevik
yırtıcı üstelik
çocuk doğururken

neden kızkardeşlerim
ne zararı var
bütün kirpikleriyle üzerime açılsınlar
hem tüyleri yaldızlı boyunlarınızı
herhangi bir sokağı ilkbahar gibi bir anda şenlendiren
tepeden tırnağa çiçekli giyimlerinizi
alnınızdaki mavi damarcıkları da görmek isterim
her şeyinizi

Attila İlhan
-ben sana mecburum-

©Saim Dursun..

kod adı aşk – A.Hicri İzgören

A.HİCRİ İZGÖREN KOD ADI AŞK

Bir istisnayım artık kuralı bozuyorum

Mışlı geçmiş bir şark çıbanıyım
Şimdi yaşamın yüzünde sızlıyor izim

Gündemde ilave tedbirler var, infaz bildirileri
Ecelimi bir hamaylı gibi boynumda taşıyorum
Potansiyel suçluyum, yasa da ceza da benim

Bozdum tüm oyunları, şimdi satırbaşıyım
Sıcak uzun yazlardan, kış uykulardan
Sustukça derinleşen büyüyü bozdum
Karlar içinde yorgun bir selam gibi
Vakitsiz ve davetsiz giriyorum gecene
Gözlerinin sıcağına konuk et beni

Sonunda öğrendim konuşmayı, yürümeyi öğrendim
Geçtiğim tüm köprüleri yaktım, dönüş yok
Yollarla artık uğraklarla anlatırım kendimi
İçime akmıyor kanım, yaramı sevdim
Tazeleyin çoban ateşlerini ey ateş ustaları
Kavallarınıza yeni delikler açın
Emzirin sığınaklarımı
Uyak bulsun koyaklar

Lanetlidir artık gözlerine mil çekmiş
Kurşun damlaları akıtmış kulaklarına
Kösnül kasıklarında yalaz, üstü başı kan
Şimdi isterik bir orospuyu oynuyor zaman

Bütün kapılara ayrılığın suretini astılar
Derme-çatma aşklar onarmaktan bitkinim
Dün erkendi, yarın gecikmiş sayılırım
Bir parça uçurum alıyorum terkime
Kutsuyorum yolları bir iklim bulmak için

Yeni bir sayfa açtım işte ömrümü çiziyorum
Sensiz hiçbir şeyin hükmü yok benim için
Ölüm durmadan tazelese de hünerini
Yeni bir sayfa açtım kanımla yazıyorum artık
Kod adım aşk’tır
Ömrüm bu uzun hecenin ömrüne kayıtlıdır
Çünkü miladı yoktur kod adı aşk olanın
Ateşten gömlek giymiş bir şiirdir ülkesi

A. Hicri İzgören
-Bedeli Ödenmiştir-

HÜZNÜN İLK SÖZLERİ – Ahmet Oktay

AHMET OKTAY HÜZNÜN İLK SÖZLERİ
 
Eski Sevgililer! Sabahladığım
gül bahçeleri. Ne yazdım
ve ne söyledimse, gi
açılsın diyeydi
yeni bir
gizle.
 
Bir yol
niye üç türlü gidilir:
öne, arkaya, yana?
diye soruyordu çocuk
aynada
kendi suretimizi de
yitirdiğimiz
siyah günlerde.
 
Beni artık
yağmurlu bir gün
kadar
bile anımsamayan:
diyor ki Attar:
“nasıl yanıtlar ki sorunu
bu yolda hep kaybolan? 1
 
Birbirini yaprak
yaprak
soyan kim? Per Günt mü
soğan mı? Hangi kar
zamanı vardır ki görmesin
yeşeren gecenin düşünü?
 
İkiz anlamlar! “İkiz
Yazgılar!”2
Nasıl da karışıyor
dönenle gidenin izi
ve toprakta çürüyen gül
yaşamın da imi.
 
Ben de bandım yıllarca
pişmek için, üzüncün
mürekkebine kendimi.
 
Titrek
elimde Sontag’ın ödünç
alınmış kalemi
ve ondan süzülen acı:
ister içe olsun ister dışa
“yazmaktı, sadece yazmak
bütün gezilerin amacı.”3
 
Eski sevgililer! ölümle
başlayan söyleşinin ilk
ve hüzünlü
sözleri.
 
Ahmet Oktay
-Ağıtlar ve Övgüler-
 
— 1: F.Attar; Mantık Al-Tayr adlı eserinden
— 2: R.Char; Kalıtçılıksız adlı şiirinden
— 3: S Sontag; Ben,Vesaire’den

mülteci – A.Hicri İzgören

A HİCRİ İZGÖREN MÜLTECİ

Bütün özgürlüklerimi bir solukta tükettim
Mülteci bir sancıyım artık
Bütün aşklarımı yanlış yaşadım sanki
Paslı bir hançerim, yurtsuzum
Durmadan kanıyor ekmeğim ve sevincim

İçime dağlar gömdüm, sesime fırtınalar
Her anım sızıdır, harcına katliam karışmış
Halepçe gecelerinin artığıdır bedenim
Girdiğim yataklar ısıtmaz beni artık
Gecikmiş gurbetlerde geceler benim değil
Beynimin kılcalında çığlıklar hiç susmuyor
Beni sığınakların bir bağışı say
Ya da daralan vaktin pusatsız bir dilimi

Her gün yeni bir göç başlar içimde
Sökülür çadırlar ve atlar eyerlenir
Adına yemin verdiğim o çocuklar
Sınanan birer ılgardır, yollara yorgun düşer
Yeni iskanlara ulanırlar

Şimdi terkedilmiş bir kışlağım, yalnızım
Töresini çiğneyen bir suçlu gibi
Kimlik diye bir yangın taşıyorum koynumda
Bu künyenin altına bir gül kazımalıyım
Bir gün bir çocuk okumak isterse geçmişimi
Adımı bilmese de olur, beni duymalı ama
Bir çakılın bir çakıla işlediği ses gibi
Bu benim sesim, bu benim diyebilmeli

Yine kanımın alazında çalıyor çengi
Yoruldum bozgunlar ezberlemekten
Artık yeni şarkılar bulmalıyım kendime
Yeni aşklar yeni yolculuklar başlatmalıyım
Yoksa tarih hep yenik sayacak beni

A.Hicri İzgören
-Bedeli Ödenmiştir-

memleket havası – Attila İlhan

ATTİLA İLHAN MEMLEKET HAVASI 2 BURSA

2- demir kuşaklı halkımız

bıçak dövüyor bıçak bursa’da bıçakçılar
bir dilim güneş gibi bursa bıçakları
götürüp belki izmir’de fuar’da satacaklar
belki balıkesir’de bıçakçılar içinde

halı dokuyor halı uşak’ta halı esnafı
bir ilkbahar sahifesi kimisi silme çiçek
dövülmüş bir bakır aydınlığı kimisinde
kimisi tertemiz sofalara serilecek
encamı bilinmeyecek kimisinin de
halı dokuyor halı uşak’ta halı esnafı
hünerli elleriyle bir dünya cenneti dokuyor
içinde çırılçıplak kendisi işin tuhafı

akşehir’de semerciler semer dikiyor
ufacık yere yakın bozkır atları için
çuvaldızın ucunda ağaç saman ve meşin
toz bıyıklarını yakıyor semercilerin
bir iğne sokuyorlar bin ah çekiyorlar

demir dövüyor demir demirciler sıvas’ta
örsün üstünde kibrit gibi parlatıyorlar
yumuşatıyorlar çifte su veriyorlar
altı yüz çırak yüz elli usta sıvas’ta
çekiç burunlarından çıngı sektiriyorlar

küçük asya düzünde ay ve yıldız
omuz omuza vermiş ekmek yuğuruyor
yıldız kadınhan’da buğday savuruyor
ay ramandağı’ndan petrol çıkarıyor
küçük asya düzünde ay ve yıldız
her köşebaşında her gün rastladığımız
gözleri bozkır gibi kuru ve aydınlık
avuçları sıcacık demir kuşaklı halkımız

Attilâ İlhan
-ben sana mecburum-

 

©Nusret Çolpan – Bursa minyatürü..