Ortadoğu’da Ay – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU ORDADOĞU DA AY

ay burada taştandır, ışıktan değil
eski bir değirmendir rüzgârın ülkesinde
değdiği sularda yaralı bir sessizlik
gibi kanar karayağın teninde

burada ay sonsuzluğun pıhtısı
dağılan yürek kumu aynasız bir gecede
bir hançerin sapında parıldayan
kan kokulu bilmece

ay burada kendini beyaz sanan bir zenci
zamanın elinden düşürdüğü bir ayna
sınırında sınırsız yenilginin
kırılmaz çembere hapsolan ritim
küf kokan sandıklardan
arada bir çıkarılıp bakılan rüya

ay, toza gömülü şimşek
asasız dervişi bitmeyen bir masalın
kılıcını kuşanmış bir çadırda
çürüyen kın, kararsız bir ihtilâl
bitmeyen bir gecenin rahminde yanan
acıya aç, mutluluğa intihar

çatırdayan toprağın ıssız iniltisi
canın köpüğünde titreyen anlam
umutsuz sevişmesi insanın ve kaosun
imbikten damıtılan suskunun ilk dizesi
son şenliği ruhta bağbozumunun
çıldıran dünyanın ilk gecesinde
atomun yırtılan masumiyeti

ay, ebedi kafdağı taşın kalbinde
deli ve uysal çocuğu tevekkül anaların
ansız yaşamaların acıya aç zamanı
ilk mağaranın duvarlarından
zincirini koparmış soylu şiir hayvanı

ay burada saflığın sırat köprüsü
kıyamet tellalının üflediği ney
karanlığın testisinden güne saçılan şarap
sırın ince yerinde sırsız gece kırığı
insan kanı çatlak topraktan sızan
sararmış kitaplardan fırlayan satrap

burada ay, çölde bekleyen vaha
sırtlan ayaklarında bir bedevi uykusu
yaldızlı kubbelerde cennet adlı cehennem
tanrılar katından geçmişe fırlatılan
bombalı paketlerde fıstık yağı kokusu

zaman burda ayın değişen yüzü
kerpiç mağaralarda sonsuz sabır tespihi
geleceği geçmişine düğümlü
yeraltına sürülmüş sözün ipek yolunda
bir depremdir yerüstünü bekleyen

çünkü ay ışığı yüreğinde taşıyan
yalnız bir şamandır Ortadoğu’da

Ayten Mutlu
-ateşin köklerinde-

PAMUK İPLİĞİ – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN PAMUK İPLİĞİ

kendimize döşediğimiz taşlar
görünmeyenin piramidi
başka uygarlıkların saatleriydi kullandığımız
zehirli yıldızlarını tanıdık gökyüzünün
kendimizi bile büyüledik piramidimizin giziyle
petrol kuyusu bütün gün
rasathane bütün gece

koynumuzdaki tılsımı düşürmedik güne
teslim etmedik kelimeleri
dar boğazlarda, kör geçitlerde, karanlık dönemeçlerde
bozuk para kadar kullandık çarşılarınızı
baktığımız pencereleri kimselere kiralamadık
uğramadık bir harf için bile mürekkebinize
yalvaç olmadan, ermiş olmadan gelip geçtik
karanlık oyların kamusundan
güvendik sessizliğin derinliğine
içimiz bölünse de başkalarına
parçalanmadı kendimize çizdiğimiz yekpare harita
ömrümüzün yolları
kırk yıl, kırk yaş, kırk ikindi
biz her zaman birkaç kişi
hayatımız piramit, ömrümüz pamuk ipliği
bilinse de olur artık bilinmese de…

Murathan Mungan
1993
-Doğduğum Yüzyıla Veda-

 

kimsesiz – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU KİMSESİZ

ben böyle kimsesiz değildim önceleri
gizli bir bataklığın misafiriydim
uysal ellerim vardı su kandillerim

çürümüş bitkilerin hiç bilmediği
suskun aşklar yaşardım şiddetli aşklar
yüzlerce yol sürerdi unutmalarım

ben böyle hiçkimsesiz değildim
yer altı aşklarının gömü törenlerinde
şiir güzelliğinde intiharlarım vardı

ayın gövdeme indiği gecelerde
gidecek yeri kalmamış hayaletler
mücevher içlenişler beni arardı
kar yağardı kurumuş nehirlere
hüzünler okşardı hayvanlarını

öldürülmüş aşkların nefti yeşil evinde
soğumazdı ellerim yalnızlık sımsıcaktı
sevişirdi anılarla durmadan
utanmasız bir orospuydu acı

nerede özlemenin kadife dikenleri
acıtmıyor yüreğimi artık hiç kimse
gömdü perilerin su tılsımları
kış ağaçlarının buzdan öykülerine

ben kalbim olmadan hiç sevmemiştim
eskiden kendimsiz değildim böyle

Ayten Mutlu
-taş ayna-

 (c) Diane Paquin ..

ROMAN – Aziz Nesin

AZİZ NESİN ROMAN

Bu romanın arkası gelmiyor
Çoktan bitirmeliydik
Kaçıncı kez son nokta
Canımızı üfleyerek yeniden yalazladık

Senin kuş dediğin bence balık
Sence hava bence su
Aynı sözcüklerle aynı dili konuşamadık

Romanın sonunda seni öldürmeli miyim
Sonra da üçüncü kişi ağzından kendimi
Bir roman uğruna ikimize de yazık
Yine de elimi kana bulamaktansa
Romanı kana buladık

Aziz Nesin
1986
-Bütün Şiirleri 1-