HÜZÜN ve SERSERİ – Charles Baudelaire

CHARLES BAUDELAIRE HÜZÜN VE SERSERİ

Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra,
Büyülü, mavi, derin ve ışıl ışıl yanan,
Bambaşka denizlere, bambaşka semalara,
Şu kahrolası şehrin simsiyah havasından?
Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra?

Deniz, tek tesellisi günlük ıstırapların!
Acaba hangi şeytan veya hangi mucize
Her ulvi çalkanışta muazzam bir rüzgârın
Arzuyla uğuldayan denizi verdi bize?
Deniz, tek tesellisi günlük ıstırapların!

Hey trenler, vapurlar beni burdan götürün!
Ne var gözyaşlarından çamurlar yoğuracak?
Ara sıra der mi ki Agathe’nin ruhu, üzgün,
“Nedametten, azaptan ve ıstıraptan uzak,
Hey trenler, vapurlar beni burdan götürün!

Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet,
Ey, sadece sevincin, aşkın ürperdiği yer,
Ey her ruhun içinde boğulduğu saf şehvet,
Ey bir ömür boyunca gönül verilen şeyler!
Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet!

Ah o yeşil cenneti, çocuksu sevdaların,
O koşuşlar, demetler, o şarkılar, buseler,
İnildeyen kemanlar üzerinde dağların
Akşam, korkuluklarda şarap dolu kâseler!
Ah o yeşil cenneti, çocuksu sevdaların.

O bilinmez zevklerin yüzdüğü masum belde
Çok daha uzakta mı yoksa Çin’den, Maçin’den?
Beyhude bir arzu mu inildeyen dillerde,
Canlanan bir hayal mi billur sesler içinden,
O bilinmez zevklerin yüzdüğü masum belde?

Charles Baudelaire
(1821 – 1867),Fransa
-Dünya Şiir Antolojisi 1-

Çeviri: Sait Maden

YAD – Turgut Uyar

TURGUT UYAR YAD

Güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan,
Ve güzel gecelerim masallarla dopdolu.
Her şey, her şey güzeldi, gözyaşı, dünya, zaman,
Böğürtlen topladığım ıssız, tozlu köy yolu,
Güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan.

Ufacık korumuzda dolaşırdım korkuyla,
Ve Allahı arardım serçe yuvalarında,
Bulamayınca dua yollardım akan suyla,
Göğü bulutlar saran bahar havalarında,
Dolaşırdım ufacık korumuzda korkuyla.

Seyrederdim göklerde her gün büyüyen ayı.
Ve kale duvarından yıkık mezarlıkları,
Bana korkunç bir devi hatırlatan kayayı.
Ve annemin taktığı mavi nazarlıkları,
Seyrederdim göklerde her gün büyüyen ayı.

Odanın ortasında yanan petrol lâmbası,
Ve bazan şimşeklerle aydınlanan geceler.
Bacamızın üstünde duran leylek yuvası,
Ne güzeldi ne güzel masallar, bilmeceler.
Odanın ortasında yanan petrol lâmbası.

Neş’elerim geride kaldı eski günlerde,
Güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan,
O doğduğum diyarda, o kuru ıssız yerde,
Petrol değil masaldı lâmbalarında yanan
Neş’elerim geride kaldı eski günlerde…

Turgut Uyar
-Arz-ı Hal-

BAHARDA ÜZGÜN ŞİİR – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM BAHARDA ÜZGÜN ŞİİR

Yaşayan her şey
ne kadar parçasıysa hayatımızın
yaşayan her şeye
o kadar düşman onlar

İşte çırpınan bir mayıs sabahında
bozduruldu yuvaları kuşlarımızın,
döküldü pencereden aşağı
küçücük yumurtalar
çillerine toz toprak bulaştırıldı,
emdi rüzgâr
kuluçka buharını,
o ateş yumağı sevinç
tellere dikenlere saçıldı…
aynı akşam
aynı yerde
mahzun mahzun
tüy tüye
paslı demirler üstüne tünediler
sanki
tırnakları altından
kayıp kayıp gidiyordu
bir buz parçası gibi dünya

 

Yaşayan her şey
ne kadar parçasıysa hayatımızın
yaşayan her şeye
o kadar düşman onlar

Ey bahar
ey nazlı
çalımlı yosma:

güneyinde
turunç çiçeklerinden yükselen
kokularla bezediğin,
kuzeyinde
baş eğmez, boyun bükmez
bir denizle çevrelediğin yurdum
acılı bir
gelin gibi yaslıdır…
yaslıdır kardeş
tepelerdeki
çıplak
hırçın kayalar da,
halkın kalbine güdülen
oyunun izleridir,
izleridir aynı oyunun kardeş
ölüm de
mahpusluk da

Nihat Behram
1973
-Fırtınayla Borayla Denenmiş
Arkadaşlıklar-

BİLGİSAYAR OLARAK – Cemal Süreya

ÖZDEMİR ASAF EPİGRAF

Bilgisayar olarak kullanılmış bir gölü
Selçukluya pragmalar taşıyan Gazali
Bir ilk aptallığı düğüm sayarak
Yadsımış dört yanı hep yukarı bakmış.

Bu yüzden önündeki ayna kırılır kırılmaz
İntihar etti sayılmış tasavvuf ehli,
Yine bu yüzden doğduğu an
Kaymaya başlamış Osmanlı yıldızı,

Baktım yeri toparlıyor ayak izleri
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya
-20 Şiir/Sevda Sözleri-