Ada Şiirleri – Melisa Gürpınar

MELİSA GÜRPINAR ADA ŞİİRLERİ 16

16.
Ilık geçen kışlar gibiydi
aşkın mevsimi,
ne başlar
ne de biterdi istendiğinde.
Karanfilli ıhlamurların buharıyla
yayılır kalırdı sanki
her buluşmanın anısı
bir çayhaneye dönüşen
belleğimizde.

Rüzgârlı vapur iskeleleri,
erimiş kar suları
ve sert bir içki…
Silinirdi bütün konuşmalar
sisler içindeki bir adanın
cumartesi sessizliğinde.
Sahi ne renkti boyun atkısı?
Neden soğuktu kemikli elleri,
dönüş saati gelmiş de,
ölüm
omzuna dokunmuş gibi
gizlice.

Kapansa da yüzümüze
geçmişin tülden paravanı,
tütün ve kolunya kokulu
ince bir zarfın kanatlarında
uçuşuyor işte havada,
hiç kullanılmamış
aşk sözcükleri gene.
Kimisi düşüyor
küçük pembe çiçekli
japonelması dallarına,
kimisi yol soruyor
bir serçe sürüsüne.
Başlarını sokacak sarı bir defter
arıyor belki tümü de
savrulurken
karayelin önünde

Melisa Gürpınar
-Ada Şiirleri-

GÖLGESİNDE OTURDUĞUM AĞAÇ VE BEN – Ahmet Kutsi Tecer

AHMET KUTSİ TECER GÖLGESİNDE OTURTUĞUM AĞAÇ VE BEN

Ben onun gölgesinde, o benim başucumda,
Ben tıpkı onun gibi, o tıpkı benim gibi.
Onun bazı çoşarken fırtınalarla kalbi,
Benim de buhar olur bir damla avucumda.

Ben sarsıldığım zaman o beni durgun, serin
Kanatlarının müşfik tesellisiyle sarar.
Ben de aşinasıyım, bende de bir eşi var
Onun aşinaları olan her bir kederin.

Bilmem ki bizi nedir böyle matemli eden?
Niye onun sevimli, yeşil alnında hüzün?
Niye diyorlar bana: Ne kadar solgun yüzün.

Boşaldıkça kalbimiz her gün biraz neşeden,
Sonbahar yaklaşıyor, onunla doluyoruz,
Her gün bir parça daha kuruyor soluyoruz.

Ahmet Kutsi Tecer
-Tabiat Odam-