Sallanan Eller – Oruç Aruoba

20841150_910731989078394_4850300718138516030_n

Zeynom:

Giderken dalgaların ardından baktım sana yıllardan sonra
Hiçbirşey eskimemiş
Herşey yepyeni
Olabilir mi?

Ne çok duygu yaşanıp geçmiş
Denizde sürüklenen iki somun ekmek
Yemyeşil bir sarmaşık, kökleri kopuk
Ne çok yol, ne az varış

Güneşin kuruttuğu, rüzgârın savurduğu
Karın soğuttuğu, onca iççekiş
Günlerin yavaş akışla oluşturduğu
Ne az yer, ne çok geçiş

Geçmedik belki, gitmedim belki ben
Sen orada uzaktan el sallarken
Rüzgâr sustu, dalgalar durdu
Ne çok gidiş, ne az ayrılış

Gelirken herşeyinle koşup gelsen bana yıllardan sonra
Hiçbirşey değişmemiş
Herşey eskisi gibi
Olabilir mi?

Oruç Aruoba
-tümceler-

GÜZELLEME – Adnan Azar

ADNAN AZAR GÜZELLEME

Adını ünlerim kötü günde gecede
kapılar açarım
yağmurlar geçer
bulutlar geçer şahdamarımdan.

Kilitteki anahtar
o atak demir senin
sessizliğindir
yıkık nemli duvarlar senin
sessizliğindir
senin sessizliğindir yapraklanan dal
bir gider bir gelirsin
eksilen bir kum saatinden
artakalan zamanla.

Ey yârim uçuk gülüşlü yârim
değişen tek sen misin zamanla.

Adnan Azar
-Avare Çalı ve uzaKTan-

 

kaç akşamla geçilir senden – Şeref Bilsel

ŞEREF BİLSEL KAÇ AKŞAMLA GEÇİLİR SENDEN JoshCaudwell

Gidişinle
korkular dillenir tenhalarda
kara nakış dağılır
sersem gülüşünü ağıtlara
kaneviçelerde dul zeynep’in gözleri
solgun iki dal çiçek
eskiyen bir hüzzamla bağırır
naftalin sancısı odalarda

Gidişinle
susmuş bir nehre boşalır
tenine ateş taşıyan sesimin külü
annesiz çocuklar geçer
âhımdan çıldıran kuşların kızgın gölgelerinden

Söylesinler kaç akşamla geçilir senden
her akşam kuşanıp gözlerinin şenliğini
fotoğraflara çekilirken nefessiz
ırgatbaşı çıplak halil tahta kaşığa sarılır gibi
akşam teslim olmak sana vurulurcasına
söylesinler
kaç akşamla geçilir senden

Şimdi ince soluklarda dinlenir kelam
kayıp hâtıra, yorgun ses kalır
yüzünün geçtiği aynalarda
bekliyorum bir kalem gönder
elinin sıcağından geçmiş olsun
varsın kurşun tükenmez olsun
gör bakalım ne beladır duruşum
sözün asmasından indirir insanı
hüznün döşeğine upuzun

Şeref Bilsel
-Sürgündeki Rüzgâr-

 (c) Josh Caudwell ..

KANAT VE YÜZGEÇ – Cahit Koytak

CAHİT KOYTAK KANAT VE YÜZGEÇ

Bugün, biraz okuyunca, Beylerbeyi, Eyüp arası,
benim şu özel okuma pistimde,
işe giderken, İETT otobüsünde,
“Aferin oğlum, ha işte şöyle!”

diye seslenesim geldi sana, Çağrı,
oğlunun, gol değil, hayır, henüz gol değil,
iyi paslar attığını gören,
futbol hastası bir baba gibi

Ve kulak verince senin,
ömrünün ilk çiçeğini açan
yeniyetme bir kiraz ağacı gibi
genizden konuşan kimi dizelerine,

bıyık altından gülesim geldi,
öyle işte, tatlı tatlı gülesim geldi,
fidesinin işi kavradığını gören
yaşlı bir kiraz ağacı gibi.

Oysa daha tanımıyorum seni;
ama hissediyorum ya, bu daha önemli,
‘Yoksulların ve Şairlerin Kitabı’na geçmek
ve böylece benim şu turna sürüsüne,

sonra da ‘Virtüoz Yunus Balıkları Topluluğu’na katılmak için
süsleyip püsleyecek geniş kanatlarının
ve altın yüzgeçlerinin olduğunu.

Cahit Koytak
-Yoksulların ve Şairlerin Kitabı-

SAVAŞI BEKLERKEN – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN SAVAŞI BEKLERKEN

Nergisten sorumlu değilmişim bunu öğrendim
Kar umarsız yağabilir, ayaz çıkabilir
Uzun sürebilir, kötü şeyler olabilir
Nergis uyanmayabilir

Ne ışgını ne dalı sor ne de tomurcuğu
Aklım kırık, şaşırdı beklentilerim
Kimyasal korkular, kanlı gecelikler, dalgalı sirenler
Çocukları koyver, nereye gitseler ne yapsalar
Nasılsa füzeler bombalar onları buluyor

Nergisten ben sorumluydum, ışgından ve çocuklardan
Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur.

Gülten Akın
-Uzak Bir Kıyıda-