Bayan Nihayet’in Yaprakları – Buket Düzgen

BUKET DÜZGEN BAYAN NİHAYET İN YAPRAKLARI by Adelina N

Kimsenin kalbine dokunmayan iri cümleler,
bir noktada son buluyordu.
“Acıttınız!” demek isterdi Bayan Nihayet.
Oysa öfke gür, noktalar kesindi.
Susakalıyordu her defasında.
Sustura sustura öğretilirdi en çok, kadın olmak…
Bayan Nihayet de susar gibi gözüktü de, kalbi susmadı.
“Acıdı!” dedi biraz geç, ucu açık bırakılmış parantezlere.
Ve bir gün kuşlar dolmaya başladı içine maviler dolusu.
Beyaz yalanlar gibi beyaz hırsızlıklar da varmış;
Karalar bağlarken öfke, öyle çok mavi çaldı ki gökyüzünden.

Sayamayacak kadar çok
ve arsızca çaldı Bayan Nihayet…

Yastığının altına bakardı her sabah, duruyor mu diye düşleri.
Saklamak huyu oldu; fısıldardı düşlerini içinin yapraklarına.
Kanatlara benzerdi; yazarken uçar uçar, konardı bir kıyıya:
“Sakın düşlerinizin ağzına yalancı emzik vermeyin,
bir gün büyüyor; susmayacak kadar!”

Sayamayacak kadar çok
ve arsızca sakladı Bayan Nihayet…

Kanatmak yerine bir diğerini, hayatın oyunlarına sığınıyordu
Düşlerden, hafifletecek sözcüklerden, renklerden çekip alarak.
Hayatı öfkesiyle yoranlardan hesapsız,
Katlanmayı öğreniyordu önce kendine.
Bitimsiz bir çabaydı onun tahammülü.
Geniş bir düzlükte tepeler gibi görünürken öfke,
Hoyratça yürüyüp geçerken; saklanıyordu
Yitip gitmemek için.

Sayamayacak kadar çok
ve arsızca saklandı Bayan Nihayet.

Kaç denklemdi ki hayat?
Kim bilir kaç kez çözemedi Bayan Nihayet.

Buket Düzgen
-Hüznüm Çok Çalışkandı-

 Görsel: Adelina N.

yüz aşk sonesi – Pablo Neruda

PABLO NERUDA YÜZ AŞK SONESİ XV

sabah

XV

Nice zamandır toprak tanır seni:
Ekmek gibi, ağaç gibi dolusun sen,
özünden kopmayan salkım, sade beden,
eğilen dalsın, akasya ve altın sebzeden.

Nasıl inkâr ederim varlığını, kanatlanan gözlerin
vuruyorlarsa ışığı eşyalara açık bir pencere gibi,
çamurdan olmuş, çamurda pişmişsen nasıl,
Şaşkın bir tuğla gibi Chillan fırınlarında.

Hava gibi, su gibi, soğuk gibi serpilir varlıklar
ve yitip giderler, silinirler zamanın değmesiyle,
öğütülmüşler meğer ölmeden önce.

Düşeceksin benimle taşlar gibi mezara
tükenmeyen aşkımız bizimle nasıl yaşarsa,
yaşayacak her zaman, yaşayacak toprak da.

Pablo Neruda
-yüz aşk sonesi-
Çeviri: Adnan Özer

Görsel: Annet Loginova

Mireille Mathieu – Une Femme Amoureuse

Müziği keşfet!
Zaman akıp gidiyor
Ama bugün bizim içine durdu
Bana bak ve beni
Görüp örmeyeceğini kim bilebilir
Ama ben sadece seni görürüm
Sadece bir sorum var
Senin gözlerin,benim gözlerim
Ve senin adını söylerim
Eğer başka biri gelirse
Onu kovacağım ve kendimi Koruyacağım

Ben aşık bir kadınım
Hayatımın duvarlarını senin Etrafında kurma arzusu
Beni içten içe yakıyor
Seni sevmek benim hakkım
Ve seni korumayı istemek
Her şeyden önce

Dün, bugün yarın
Hepsi aynı sen benim elimi tuttuğun zaman
Cennette yapılmış fantastik bir plan gibi
Aramızdaki aşk için
Uzun zaman birlikte olmak
Ya da okyanuslarca ayrılmış olmak
Eğer tehlike gelirse
Onu bertaraf edeceğim ve kendimi koruyacağım..

Çeviri: Ecenaz Biçer…

İNSANLAR ARASINDA – Afşar Timuçin

AFŞAR TİMUÇİN İNSANLAR ARASINDA

Kır saçlı görgülü adamlar
Akşam peynirle rakı içer
Dünyayı yorumlardı
Bazıları şiir bile yazardı
Bazen de denk düşerdi takılınca
Kitaplara bile geçti

Sessiz akardı sular
Kalçalı gecelikli kadınlar
Hem anlayışlı hem titiz
Gün boyu güzel yemekler yapar
Durup durup bir kaygıyı anlatırdı
Ben türkü söylerdim bu sesimle

Süslü kızlar düş kurardı geceleri
Sabah adı konulmamış bir sevda için
Erkenden sokaklara düşerdi
Arkalarından seslenirdi anneleri
Yitirilmiş bir şeylere ağlar gibi

Garip garip oğlanlar
Anlaşılmaz sevdaların peşinde
Koştururken sabah akşam
Sözde kuşkulu duygulu sevecen
Kimbilir hangi bozgundan kalma nineler
Komşulara torunlarını anlatırken
Kış gelir alabildiğine yağmur yağardı
Evlere çekilirdik erkenden

Afşar Timuçin
-Akşam Türküleri-

Nazım Hikmet..

NAZIM HİKMET
***
Fasulya gibi yaşıyorum son zamanlarda
kuru fasulya gibi
kuru fasulyanın pilakisi yapılır
benden o da yapılmaz.

31 Mayıs 1962, Moskova

***
Yoruldun ağırlığımı taşımaktan
ellerimden yoruldun
gözlerimden gölgemden
sözlerim yangınlardı
kuyulardı sözlerim
bir gün gelecek ansızın gelecek bir gün
ayak izlerimin ağırlığını duyacaksın içinde
uzaklaşan ayak izlerimin
ve hepsinden dayanılmazı bu ağırlık olacak.

31 Mayıs 1962, Moskova

Nazım Hikmet
(1902-3 Haziran 1963)
-Son Şiirleri-