yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek – Adnan Yücel

253572

6
Yıldızlar metal metal düşmüş yere
Her yerde sessizlik kaynaşıyor
Kafalar susmuş omuzlar konuşuyor

Son ışıklar da söndü gecenizde
Artık çıkabilirsiniz
Umutlarda sallanan düşler
Ve bütün özlemler dağıldı
Yeniden kendinizi avutabilirsiniz
O korkunç avuçlarınızda
Yemyeşil ormanlar yanıyor şimdi
Pürköpük nehirler kuruyor

Aman sevdiğim aman
Türkülere durmak zamanıdır şu an

Siz ki bilirdiniz sevmesini
Gelecek uğrunda ölürcesine
Kızgın bir demiri dövercesine
Ve tarihin en güzel yaprağını
Güneşin parmağıyla çevirircesine
Siz ki bilirdiniz
Şimdi bir yarasa şenliğinde
Kanla besleniyor sessizliğiniz

Bir kez kırıldı rüzgârın kanatları
Her ölüm bir düş kırıklığı şimdi
Bir güvensizlik belgesi gözlerinizde
Ve ihanetler
Savaşsız çekilen teslim bayrakları
Verilen adresler
Listeler dolusu arkadaş adları
Ve uğrunuzda yıllar boyu ölenler
Ölürken bile durmadan yürüyenler
Az önce yine ölmeye gittiler
Hâlâ sessizliğinizde kanıyor sesleri
Bir daha dönüp de bakmayın geriye
Adını bile sormayın hiç kimsenin
Acı ve ihanet kokuyor her yeriniz
Çekilin şimdi uykularınıza-çekilin
Bir başka mevsimde bekleyin sabahı
Belki yeniden dirilebilirsiniz

Siz değil misiniz önce öldüren
Sonra tapan bizlere
Ve yolumuzda bayraksız yürüyen
İşte taşladığınız Pir Sultan
Derisini yüzdüğünüz Mansur
Başını kestiğiniz Hazerifen
Ve siz
Biliyoruz ki bir gün
Bizi de öylesine seveceksiniz
İşte gecemizde yanan ışıklar
İşte yarın diyeceksiniz
Yüzünüze dökülen ışıkları
Tül dudaklarından bizimle öpeceksiniz
Kan kalır belki yerde
Alınteri kalmaz ama
Bir gün mutlaka göreceksiniz

Sizi gidi ozan soylu yiğit çoşkular
Pınarları gürül gürül
Bahçeleri şen baharlı tutkular
İşte yürüdükçe yeşil yeşil çoğalan
Ve güneşi göğsünde oynatan kırlar
Aşka mühür vurulur mu hiç
Kavgaların en korlusunda bile
Pencereden dışarıya bağıran bir menekşe
Alıp götürüyorsa hâlâ
Yüreğimizi o sonsuzluk ülkesine
Bir cam engelinde durulur mu hiç

Nasıl vurulursa vurulsun mühürler
Bir selamımız var bugünün yarınına
Bir selamımız
Belki yenik-belki ihanet yorgunu
Ama soluklu
Belki adım adım-belki dura dura
Ama umutlu
Başka nasıl çıkılır
Nasıl tarihin karşısına

Ey gözlerinin şiir okyanusuna
Masmavi düşlerle dalıp gittiğim
Şiirlerde türkülerde tanıyıp
Soluğunu sesimde rüzgâr ettiğim
Şimdi gün bitti
Yerler mühürlendi diyorlar
Düştü yine bir yaprak
Bir ağıt daha yeşerdi dallarda
Tomurcuklar sustu
Bahar mühürlendi diyorlar

Aman sevdiğim aman
Kapıların kapanma sesidir şu an

Dışarda kral taçlı tanrılar
Her gülüşü bir isyan biliyorlar
Sevinmeyelim demiyorum sana
Yalnızca şu kervankıranlara
Sevincimizi zamansız duyurma
Güzellikler korkutur karanlıkları
Sabahımız yasa bürünür sonra

Gün bitti
Yerler mühürlendi diyorlar
Tam ortasındayız okyanusun
Maviliklerin bıçaklanmış yüreğinde
Ve maviliklerden uzak
Işık bitti
Renkler mühürlendi diyorlar

Dört yanımız ölüm tuzağı ve yangın
Kan içinde sevgilerdir taşıdığımız
Kurşun dökülmüş yükümüze
Sevgiler mühürlenmiş diyorlar
Saçlarını savurma demiyorum
Yeter ki suların sonsuzluğuna
Yürekli bir tanık olsun o rüzgâr
Sil gözlerini ay tutulmasın
Can pahasına yükselen sesler
Ve gülen yürekler susturulmasın

Bir ihanet vaktindeyiz seninle
Bir öfke günündeyiz
Oysa yüzün yine koca bir güneştir
Ve karanlığa inat gözlerin
Şafak tadında ışıklarla titreşir
Kırılan dal
Çürüyen tohum
Her şey yeniden yeşerir ellerinde
Çöller yeniden bahçeleşir
Bir kuş bile yokken ağaçlarda
Bütün ağaçlar kuş diliyle söyleşir

Varsın şarkılar sustu bilinsin
Hatta demiri çürüten bilekler
Zora direnen yürekler
Gün ve güneş mühürlendi denilsin
Yeter ki bu yılgınlık çıkmazında
Şiirsiz ve sensiz
Bir saniye bile düşünülmesin

Her şey bitti
Yaşamak mühürlendi diyorlar
Ve bunalımın alkol pençelerinde
Yılgınlık bir yaşam oldu diyorlar

Aman sevdiğim aman
Yaşamı savunma cephesindeyiz şu an

Gün bile bitse gökyüzünde
Günler daha mühürlenmedi
Çünkü dilde söz
Çiçekte renk
Ve zamanda gelecek bitmedi

Adnan Yücel
-yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek-