ACILARA TUTUNMAK – Hasan Hüseyin Korkmazgil

 

acıHASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL ACILARA TUTUNMAK çekmek özgürlükse
özgürdük ikimiz de
o yuvasız çalıkuşu
bense kafeste kanarya
o dolaşmış daldan dala
savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi
başkaldıran dizelere

kavuşmak özgürlükse
özgürdük ikimiz de
elleri çığlık çığlık
yanyana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
oynardı bahçemizde

aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan
sevmek diye bir şey vardı
sevmek diye bir şey yokmuş
acılardan artakalan
işte şu bakışlarmış
kuğu diye gözlerimde
gün batımı bulutlarmış
yalanmış hepsi yalan
savrulup gitmek varmış
ayrı yörüngelerde

acı çektim günlerce
acı çektim susarak
şu kısacık konuklukta
deprem kargaşasında
yaşadım birkaç bin yıl
acılara tutunarak
acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimiz de

Hasan Hüseyin Korkmazgil
-Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi-

GÜL – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN GÜL

Gül ürperiyor
Menekşe rengindeki gül
Adını benim koyduğum gül
mendil düşer
nemdir geçer
Ölür yaşadığını herkes
geriye nem kalır
derin ürperişlerden

Ölüm benim soyağacımda
En sonda gelen oğul
Ay doğar oğul gelir kum söner
Ben ölürsem nem kalır
öldüklerimden

gül düşer bahçeni seçtiğin ömre gül düşer
sen geçersen güz kalır senin geçtiklerinden
bir gül bir ben ey aldanmış hayat sığ gövde
varlık elde değil ruh bakım ister

Murathan Mungan
-Mürekkep Balığı-

BU ŞEHİR – Ümit Yaşar Oğuzcan

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN BU ŞEHİR

Bir sabah evden çıktım
Sokaklar ışıl ışıldı
Dört yanım günlük güneşlik
Tertemiz bir hava çiğerlerimde
Nereye baksam mutluluk, umut, sevgi
Nereye gitsem bir uçarılık yüreğimde
Alışmadığım iyimser duygular
Gökyüzü inadına mavi
Yaşamak inadına güzel
Bu nasıl şehirdir böyle
Bütün sokaklar Utrillo’unun ellerinden çıkmış
Bütün evlerde Dufy’nin renkleri
Beyaz güvercinler damların üzerinde
Hava ılık mı serin mi belli değil
Kadife gibi
Gözleri namuslu namuslu parlar insanların
Yaşamak inadına güzel
Bu şehirde sen varsın

Ümit Yaşar Oğuzcan
-Karanlığın Gözleri/
Şiir Denizi 1-

Görsel: Raoul Dufy Fransız Ressam (1877-1953)

biraz paris – Attila İlhan

ATTİLA İLHAN

yanlışlık baladı

2. saksonya düşesleri

porselen güzeli saksonya düşesleri
kullanırsa kayzer’in göklerini kullanır
ırmakları durdurur birazcık küsmeleri
dişleri parlamasın ilkbahar ayaklanır
şatonun göllerinde alımlı kuğular
yaslı bir yalnızlık gibi durgundurlar
porselen güzeli saksonya düşesleri
serçenin kanadından bile gocunurlar

peki bu filmde ben de oynuyor muydum
neden şahlanıyor altımdaki at
acaba rolüm neydi nasıl unuttum
evet gün bu gün saat bu saat
uç beyi değilim ama beç toprağında
yaşlıca bir yolcu sirkeci garı’nda
içinde eskimiş bütün hevesleri
yoksulluk çizgileri dudaklarında

porselen güzeli saksonya düşesleri
bach’ı bırakamaz ıtrî’ye gelemezler
yanlışlıklar geliştirir benimsemeleri
onlara benzeyemem bana benzemezler
bu tren götürse de aydınlıklarına
karanlığım kalacak onların yanına
orgların ormanında şenlik geceleri
boya diye sürecekler gözkapaklarına

Attila İlhan
-yasak sevişmek-

size bakmanın tarihi – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ SİZE BAKMANIN TARİHİ

size bakmanın tarihi! siz
bir gonca kadar kendiliğinden
yazılmış olmalısınız
derin, korkunç ve ergen
kalbim, sevdalara sığmayan kalbim
bir dağı içeriyor geçerken
siz o dağa sanki kış
ve sanki bıldır yağan karsınız
umarsız sözcüklere bulanmış

size bakmanın tarihi! siz
bir keteni köpürten yaz
ve inanılmaz
yalnızlıklarsınız; sadece
sizin olan o vahim, o beyaz
ve kuytu gurbet sesleriyle
işlenmiş yazdıklarınız
ve yanık, kavrulmuş dizelersiniz
kimbilir hangi sevdalara dolanmış

size bakmanın tarihi! bir
kalbime güvensem sizi hep
okurdum ben…ama nedense
hep aynı hüzün ve
hep aynı tutkuyla
bakmayı bilmediğimden, ne yapsam
bir ilenç, bir kargış
gibi ardımsıra geliyor şairliğim
o solgun yolculuğa adanmış

Hilmi Yavuz
-Gizemli Şiirler-