MERAL UĞURLU – Gönlümle Oturdumda Hüzünlendim O Yerde(Nihavent)

 

ÖZLEYEN

Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,
Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
Dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde,
Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!

Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi,
Hulyâ gibi yalnız gezinenler köye indi,
Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi,
Gönlümle, hayâlet gibi, ben kaldım o yerde.

Yahya Kemal Beyatlı

Sonbahar Ayini – Enis Batur

ENİS BATUR SONBAHAR AYİNİ Mihai Criste, 1975 KİSS OF AUTUMN

Tişre deniz. Tırıs rüzgâr.
Işıkların içinden geçen sabah
Theresa Berganza’nın sesinden
süzülen gamlı, uzun yola çıkmış
yalnız kuş. Gökyüzünde bulut,
bulutta biçim, biçimde gizlenen
telaş, telaşı besleyen vatos zaman,
zaman: Yaprağa yürüyen su,
damara yürüyen kan, durup bekleyen
tişre deniz: Kalanlar, gidenler,
içimden geçen ışık, karanlık,
içimden geçen vurgun.

Bir gece, bir gece daha kaldı-
yetişsin içimden geçen siyah tren.

Enis Batur

Görsel: Mihai Criste, 1975 KİSS OF AUTUMN

ALLA’SEN SÖYLE NEDİR AŞKIN ASLI ASTARI – W.H.Auden

00

Kimine göre ufak bir çocuktur aşk,
Kimine göre bir kuş,
Kimi der, onun üstünde durur dünya,
Kimi der, kalp kuruş;
Ama komşuya sordum, nedense yüzüme
Mânalı mânalı baktı,
Karısı bir kızdı bir kızdı, sormayın,
Aşkedecekti tokadı.

Şıpıtık terliğe mi benzer yoksa
Yoksa kandil çöreğine mi,
Hacıyağına mı benzer dersin kokusu
Yoksa leylak çiçeğine mi?
Çalı gibi dikenli mi, batar mı eline,
Andırır mı yoksa pufla yastıkları,
Keskin mi kenarı yoksa yatar mı eline?
Alla’sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

Tarih kitapları dokundurur geçer
Köşesinde kenarında,
Hele bir lâfı açılmaya görsün
Şirket vapurlarında;
Eksik olmaz gazetelerden, bilhassa
İntihar haberlerinde,
Mâniler düzmüşler gördüm üstüne
Telefon rehberlerinde.

Aç kurtlar gibi ulur mu dersin
Bando gibi gümbürder mi yoksa,
Taklit edebilir misin istesen kemençede,
Ne dersin piyanoda çalınsa;
Çiftetelli gibi coşturur mu herkesi
Yoksa ağıraksak bir hava mı?
İstediğin zaman kesilir mi sesi?
Alla’sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

Bir hâl oldum çardakların altında
Onu araya araya,
Küçüksu’ya baktım, orada da yok,
Boşuna çıktım Çamlıca’ya;
Anlamadım gitti bülbülün şarkısını,
Bir acayip gülün lisanı da;
Benim bildiğim o kümeste değildi
Ne de yatağın altında.

Aklına esince çıkarabilir mi dilini,
Başı döner mi asma salıncakta,
At yarışlarında mı geçirir hafta tatilini,
Usta mı düğüm atmakta,
Millet der peygamber demez mi,
Para mevzuunda nedir efkârı,
Borç alır borcunu ödemez mi?
Alla’sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

Ona rastladığı zaman duyduğu şeyleri
Kabil değil unutamazmış insan,
Yolunu gözlerim bacak kadardan beri
Ama o geçmedi bile yanımdan;
Merdiven dayadım otuz beşine,
Öğrenemedim gitti bir türlü,
Nemene mahlûktur bu düşerler peşine
Bunca insan geceli gündüzlü?

Gelsin ya, nasıl, pat diye gelir mi dersin
Burnumu karıştırırken tatlı tatlı,
Ya tutar yatakta bastırırsa sabahleyin?
Talih bu ya, otobüste nasırıma basmalı!
Gelişi yoksa havalardan anlaşılır mı,
Selâmı efendice mi yoksa gider mi aşırı,
Değiştirir mi dersin bir kalemle hayatımı?
Alla’sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

W.H.Auden
-Dünya Şiirleri Antolojisi 2-

Çeviri : Can Yücel

 

 

 

Görsel: Marjolein Bastin

Yirmi Aşk Şiiri – Pablo Neruda

13590239_10155004593782586_8466622487943791621_n

13.

Ateşten haçlarla damgaladım
vücudunun o beyaz atlasını.
Ağzım bir örümcekti gizlice aşıp giden.
Sende, senin ardında, ürkek ve susuz.

Akşam alacasının kıyısından ne öyküler var
tatlı, üzgün taşbebek, üzüntünü dağıtmaya.
Bir kuğu, bir ağaç, uzak ve neşeli bir şeyler.
Üzüm zamanı, olgun, meyveli zaman.

Bir limanda yaşadım, seni de orda sevdim.
Sessizlikle düşün kesiştiği yalnızlık.
Kıstırılıp hüzünle denizin arasında.
Kıpırtısız iki gondolcu arasında, coşkun ve sessiz.

Can çekişen bir şey dudaklarla ses arasında.
Kuş kanatlı bir şey, unutuştan, iç darlığından.
Balık ağları gibi su tutamayan.
Yavrum benim, yalnız titreyen damlalar kalır.
Ama bir şarkı vardır bu kaçamak sözler arasında,
Doyumsuz ağzıma doğru yükselen bir şarkı.
Ah seni bütün sevinç sözleriyle kutlayabilmeli.
Övmeli, yakmalı, kaçıp gitmeli bir delinin ellerinde çan gibi.
Ne oldu birden sana, benim üzgün sevecenliğim?
En yılmaz, en soğuk tepeye vardığımda
yüreğim kapanıyor bir gece çiçeği gibi.

Pablo Neruda
-Yirmi Aşk Şiiri ve
Umutsuz Bir Şarkı-

Çeviri:Sait Maden

Edebiyat Mektupları

 

CAN YÜCEL DEN HÜSEYİN ERDEM E

Sevgili Hüseyin,

Senin çilen
benim çilem,
Sevgi

ABİDİN BEY İÇİN

O dinazoru çok arayacağız
Allahtan el-ayak izleri var
Çukurova’da

Almanya’daki son ikametgahım sırasında 70 şiirlik bir kitap hazırladım. Bir-iki aya kadar basılacak. Almanya’ya dönüşümde hem Almanları, hem Almanya’yı hem de ordaki Türkleri şiirleştiren bir diziyi sürdüreceğim. Ayrıca düzyazıyla bir Seyahatnâme kaleme alacağım. Pek bilimsel olmasa da, yine gerçeklere değinen gözlemlerimi içerecek bu yazıları kâğıda dökmek için sabırsızlanıyorum. Ayrıca burdaki yazılarım dolayısıyla cezaeviyle eski yakınlığımın canlanması yakın gündemde.
Vize için davet Ocak sonu için.. Güler de işin içinde olsun!

C.Y.

-Sözcükler D.Mayıs Haziran 2015-

 

AĞAÇLARI KESİYOR – Antonio Delfini

by Xelomy

Ağaçları kesiyor sayın belediye başkanı,
ağaçları kesiyor sayın şapşal.
Belgelere imza çakıyor sayın vali,
imza çakıyor sayın yönetici belgelere,
üç yataklı polis âmiri imza çakıyor,
Sayın milletvekili oyunu veriyor,
sayın memur sallıyor başını.
İtalya’da hükümet sonsuz cehennem,
İtalya’da her dakka buz gibi soğuk.
Bir toprak kayması oldu Sicilya’da,
bakan çatar kaşlarını, atar tutar:
“Neler biliyor yahu bu adam,
gebermeli pezevenk! ”
Lukanya’da su baskını var,
gelsin ölümle maskeli balolar.

Bir eğlencedir bu, bin yaşını aşkın:
Savaştan, depremden, açlıktan, mısır hastalığından,
göçmenlerden, banka boğmacasından.
İtalya’da her zaman vebadan çok ölen var.
Rovigo’da, Catania’da, Liverno’da çok ölen var,
Trento’da, Trieste’de çok ölen.

Yoksullar kamçıyla, zehirle ya da tüfekle ölsünler.
Ne dedi Milano’da bir patron:
“Torunlar yaraşmalılar atalarına.”
“Bizim olsun sermaye, özel olsun,
bu düzen değişmemeli,
çağa uygun olmalı kamçı, ağırlaşmalı yumruk.”

Sonra geldi saat dokuzda buzlu içkiler.

Antonio Delfini
(1907-1963, İtalya)
-Akdenizli Şiirler-

Çeviri : A. Kadir- A.Tanış
Görsel:  Xelomy