GÜN IŞIĞI – Mustafa Köz

MUSTAFA KÖZ GÜN IŞIĞI

Şuram gözlerimse bazen mavi
bir çini gibi her yerde,
güneşli bir eylül öğlesi
ya da bir akşam üzeri
tutup tutup taşıdığım bunlar ne
denizler, kırnaplar, tuzlar, arduvazlar
su sesleriyle durmadan ipince

durmadan işleyen bir yara içimizde
belki mevsimlerimiz değişti belki
gök yeni bir son yazı onarıyor
belki ağacın, ekmeğin soy onuru
kız bilekleriyle balkıyan gün ışığı
bakır bir çarmıh gibi hepimizin
öyleyse dönsün o gemi
boşaltsın dal uçlarını özgürlüğün
bir incelik ki bilinmez önü sonu.

Mustafa Köz
-Sözcükler D. Mart-Nisan 2007-

Bir Enkazdan Gelen Duyulur Duyulmaz Sesler – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE

6

Ayrılık ne?
Tokat mı, dayak mı
işkence mi? yoksa
genelgeçer adıyla acı mı?
Bilmiyorum
bilenlere soruyorum
ayrılanlara
ayrılığı yaşayanlara
zırt pırt ayrılanlara
ayrıkotlarına da soruyorum
aptallık bende. Onların tabiatı bu.

Altı boşsa arama aşkı.
Nasıl geçineceğiz?
Masraflar?
Gelirin? Gelirim?
Giderler? Gidenler?

Zırvalıyorum.
Altında fazla kalmışım
bilemedim, mevsimi sapıttım.

Süreyya Berfe
-çıkrık-

Fener Dalgınlığı – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN FENER DALGINLIĞI

Deniz fenerinde gündüz ışığı
duasını etmeye gelmiş
kendi dalgınlığından
yaptığı kanatlarla
göcebe denizin söylediği uzaklara

işaretlerin tadı
yalnızca kendinin anısıyla
köpüren sahillerin
tek gözüyle taradığı
kumsala
başkalarının uzaklarını bıraktıkça
martılar, yumurtalar ve diğer
denizleri

içinden saydıkça

bir fener dalgınlığında hatırlamak mümkün şimdi
tıpkı yalnızca bir kuzey ülkesinde geçtiği hatırlanan
romanın nedeni bilinmez anısı gibi
yabancı bir sızıyla

Murathan Mungan
-Sözcükler D. Mart-Nisan 2007-

Görsel: Claude Monet/Lighthouse

KÜLLERİN İÇİNDEN – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN KÜLLERİN İÇİNDEN

Bütün o kalabalığa karıştığında
belki de bir dildi aradığın
hiç değilse içlerinden birinin anlayacağı;
duyduğun seslerin karşılığı olan
yankılar duyuyordun içinin boşluğunda.
Nereye uçup gitmişti bu ağaçların kuşları,
insan uğultusundan ürküp?
İşte yapayalnızsın şimdi
Yükselen sesiyle soluğunun,
uzak, çok uzakta yanıp sönen
yıldızlarıyla karanlığın.
Dünya almış başını gidiyor
adı bilinmez bir rüzgârın savurduğu
kurumuş yapraklarıyla güzün

İşte tam bu ölü saatte beliriyor yüzün,
açsam – baksam dursam dediğim.
Bir diriliş, bir silkiniş anı bu:
yeniden dönmeye başlıyor saatin çarkı;
yeniden şaşırtıyor bizi
içimizde küllenen o sonsuz ateş.
Yeniden kalabalığın içinde,
yeniden el ele.
Ve binlerce kuş göklerde.

Cevat Çapan
-Sözcükler D.Mart-Nisan 2007-

EYLEM – Kemal Özer

SÜREYYA BERFE

Eylem. Yan yana iki hece. Biri ötekinin
yanına gelmese kim konuşur kılacaktı
susanı, kiminle yürüyüşe geçecekti ayağa kalkan,
kimin kanı dolaşacaktı şarkı söyleyenin
damarlarında, kimden öcü alınacaktı hasatsız gecelerin, kimde bir ışıltı kalacaktı şafaktan?

Kim öğretecekti yan yana gelmek için bize
yolun da eylem olduğunu, her eylemin
bir heceden yola çıkmak olduğunu öbür heceye?

Kemal Özer
-Sevdalı Buluşma-

İLK ROMA AKŞAMIM – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET İLK ROMA AKŞAMIM

Sarı sıcak kocaman ıslak bir çiçek
kırmızı balıklar yosunların arasında
karıncalar pırıl pırıl, kara gözlü telâşlı karıncalar
ve çınarlarla taş beygirler sırılsıklamdı
bir kadın gördüm
elleri kalçasında başında çamaşır sepeti
bir kadın gördüm
cıgara içiyor 60 modeli ford arabasında
bir kadın gördüm
otobüs durağında gözleri kapalı, dokunsan ağlayacak
dört bir yanım ışıl ışıl camdı
ve camlar hep birden bağırıp çağırıyordu
nisandı, akşamdı
yağmur yağıyordu, esmer ayakları çıplak bir yağmur
yağmur yağıyordu ömrümün ilk Roma akşamında
ve ilk şemsiyesine ömrümün
şemsiyem ihtiyardı
bana onu genç bir sosyalist verdi
sarışın sol bir sosyalist
bir komünist mitingine gidiyordum
şemsiyem bahtiyardı, bahtiyardım
Roma ıslak bir duvardı
ve artık bu duvarda bir tek afiş vardı; gittiğim mitingin afişi.

Nazım Hikmet
Nisan 1960, Roma
– Son Şiirleri –

RED – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN RED

Yırttı yüzlerce dizesini
Çekti duyulan şiirlerinden adını
Sildi şiire dönüşen sözleri
Yüreğinden

Kendi bedenine tutkunlar ey
Kendi aydınlığını sevenler ey
Yorgan gibi bürünüp geceyi
Kendi sıcağında uyuyanlar
Bu nedir bu nedir, bir gececik ozan
Yazdı ama size değsin istemedi
Sizi değmez gördüğündendir
Reddeti güzelim şiirlerini
Sizi reddetti.

Gülten Akın
-Ağıtlar ve Türküler-