DÜŞÜMDE GÖRDÜM – Walt Whitman

WALT WHITMAN DÜŞÜMDE GÖRDÜM

Düşümde gördüm, yenilmez bir kent gördüm, bütün
dünyanın saldırılarına karşı koyuyordu,
Arkadaşlık Kenti’ydi düşümde gördüğüm kent,
Orada hiçbir şey sağlam, sağlık içinde bir aşka üstün
tutulmuyordu, orada her şeye aşk öncülük ediyordu,
Ne zaman bakarsanız bakın, o kentteki insanların hareketlerinde
açıkça belli oluyordu bu,
Bakışlarında, sözlerinde açıkca görülüyordu.

Walt Whitman
-Çimen Yaprakları-

Çeviri: Memet Fuat

BASMANE – Cahit Külebi

CAHİT KÜLEBİ BASMANE

Deniz üç adım ilerisinde
-Gidebilirsen git.
Bir rüzgâr esti hayal meyal
-Tutabilirsen tut.

Bir kamyon geldi tozlu yorgun
Dörtyol ağzına yığıldı kaldı.
İşte iki elin, işte kolların
-İşletebilirsen işlet.

Duvarda bir küçük yüz, şavkı vurur
Sinema gibi, ama haber yok.
Anılar durmadan bir şey söyler.
-İşitebilirsen işit.

Buranın adı Basmane,
Yosmaları deli divane,
Türküleri saçlarından beter.
-Avutabilirsen avut.

Bir yanda gece bekler
Bir yanda yorgan döşek.
Saatler deli gibi işler.
-Yatabilirsen yat.

Cahit Külebi
-Bütün Şiirleri, 1997-

Görsel: Basmane/İzmir

ADI AŞK OLUR – Ahmet Uysal

ORHAN VELİ HABER SÜREYYA BERFE GÖKLER

Nisan gelir gene sürer
Yarım şiirlerin sesi
Sürgün bir yaşamdan
Ne kalmışsa geriye
Adı aşk olur, tutunursun

Bir dere yatağı ıssız
Yıldız toplar çakıl taşları
Tutuşur kanında böcek
Dolanır diline o dağ yeli
Adı aşk olur, tutunursun

Kuşlar ki doğuya uçar
Halkların kan gölüne
Kuruyan tuzu silmeye
Güller sunmaya sulara
Adı aşk olur, tutunursun

Nisanlar gelir gene
Bir ot kokusu kalır
Koluna değen yazlardan
Genişler buğulu toprak
Adı aşk olur, tutunursun

Ahmet Uysal
-Uzak Yazlarda-

PAY – Turgay Fişekçi

TURGAY FİŞEKÇİ PAY

Güneş beyaz evin kıyısından bir yitip bir göründü
Portakallar beyaz duvarda yeşil ördeklerin altın gözüydü
Bozdağ’dan inen sular
kayalarda yaylı çalgılar

Yüreğimi savurmuştum yeryüzüne
Bir parçasına rastladım, işte bu bahçede

Duvarda bir çift gözün yıllarca baktığı İstanbul
İnsanlarına kendini özleten kentin resmidir

Hangi elmas oydu o kıyıları
Birer iç çekiş mi koylar
Kıyılarında uyuyanların saçları korular
Her semtini sevgiler kim bilir kaç kez yarattı

Ben düşler içindeyken Boğaz kıyısında
Otuz üçüncü yaşım odamda anılarını bırakıp gitti usulca

Birgi’de Hollandalı bir Çalıkuşu
Çakırağa Konağı’nın soluk tavan resimlerini parlatıyordu

On sekizinde Beyazıt kulesi’nde öpüp
Sonra yitirmek hayatı
Bize de bu düştü

Turgay Fişekçi
-Dip Sevgi-

SANRI – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN SANRI Özcan Özcan Boyut

Ben kendimi dağ sanırdım Hacer
Enginimde Konya ovası, Çukurova, Harran
Eskiden benim de bir yurdum vardı
Yağmura direnen limon çiçeklerine benzer
Ben kendimi sarhoşken tanırdım
İnce belli bardaklarda anason kokusu
Kuşların bile kıskandığı piknikler
Karıncaezmez gençliğim yaşlılığı abarttı
Kalp kırıklığı, güz esintisi, kanser
Gün gün damlayan zaman – o da su
Ama şöyle bir gürül gürül akmadı
Ben kendimi ırmak sanırdım Hacer

Eli öpülesi nineler tabutları öpüyor
Toprak delik deşik çocuk ölülerinden
Ay’a ve yıldızlara bakmaya duyduğum utanç
Kanın buğusunu iyi bilirsin sen
Gözyaşlarının buz kestiği o son noktayı
Hayatın kavşağında bizi hep mi acı bekliyor

Ben kendimi deniz sanırdım Hacer
Kayalıkları kanırtarak savuran
Şimdi oturup düşünüyorum neyi, kimi
Masamın üstünde bir bardak çay – çay kan
Denize bakıyorum, donuk bir yağ gibi bakıyorum
Kumburgaz, Selimpaşa, Silivri
Giderayak asker yolu bekliyorum

Ben kendimi ‘Türkiye’ sanırdım Hacer…

Ahmet Erhan
-Sözcükler D. Mayıs – Haziran 2008-

Görsel :Özcan Özcan Boyut