sessizliğin sağnağı- A.Hicri İzgören

A HİCRİ İZGÖREN SESSİZLİĞİN SAĞNAĞI

Gözlerin diretirdi
Yılan ıslıklarına inat
Suya inerdi ceylanlar
Geceye ay doğardı
Yol çıkardı kervan için
Güne doğrulmanın köşe başında
Yolcu yolunda gerekti
Engeller kime sondu unuttum
Bize hep başlangıçtı
Sana varan bütün yollar güzeldi
Sevda çağırırdı bizi
Ve davranırdık

Güne doğrulmanın köşe başında
Geceyle karanlık kol kola girdi
Sessizliğin sağnağıyla irkildik

Ozanlar
Işıkları her saat yanan
Uyanık şehirleri severler
Şimdi karanlıkta yazarlar şiirlerini
Yangın yeri gözlerinde
Dizelerinde
Umut ve hüzün yanyanadır
Kanasa da bir yerleri hep
Duyarsın ezgileri sıcak
Sazlarında düzen bozulmaz

Sessizliğin sağnağıyla irkildik
Dört bir yanımız kış şimdi
İçimizde yazdan kalma bir güneş
Yeniden kuşatıyoruz
Kapılarını zorluyoruz umudun
“Bu tomurcuk yaşımızda”
Kendi ellerimizle sarıyoruz yaramızı
Her şeye yeniden başlıyoruz

Anlıyor musun beni dost
Duyuyor musun

-Sulara
Sulara salmazsak sesimizi
Yalnızlık gömüt taşlarını kendi hazırlar
Gelir “hayat sollar bizi”
Ve artık bağışlamaz bizi çocuklar

A.Hicri İzgören
-Sessizliğin Sağnağı-

Güzel Bir Akşam – Turgut Uyar

TURGUT UYAR GÜZEL BİR AKŞAM Maurice Sapiro i

güzel bir akşam, kimseye sormadan
ikindisi tutarlı ve anlamlı
açık renkli yavaş kırılmadan
– bir akşam nasıl tutulur kırılmadan
böyle ince böyle görkemli
sonsuz gülüş kendi acısını da taşıyor yanında
utanıyorum yüzüm kızarıyor utançtan
yakın geçmişin bir tarihçisi olarak
karşılara bakıyorum durmadan

sürsün artık akşamın süsü ne yapalım
postacılar dolaşsın sokaklarda
hiç kimseye yazılmamış mektuplar için
adres var, ölü değil, ama yok olan

nasıl olsa önüne duramam bu hoyratlığın
o zaman sür ey akşamın süsü
ama ne kadar becerikli olursan ol
salt karanlığın yüzünden
öldüremezsin bir cengâver karabatağı

Turgut Uyar
-Dün Yok Mu-

Görsel:  Maurice Sapiro

Turgut Uyar ( 4 Ağustos 1927 – 22 Ağustos 1985) Anısına saygıyla…

TURTUG UYAR GEÇMİŞ GELECEK ZAMAN

BAHAR HASTALIĞI – Turgut Uyar

Şimdi katar katar trenler Anadolu’da
Bahardan bahara dolaşmaktadır.
Biri Sivas’tan kalkar, biri Malatya’ya varır
Gurbetçiler Ardahan’dan, Posof’tan
Yayan yapıldak dağları aşmaktadır.
Bilmem bu delişmen sevda içinde halim
Nereye varır.

Nereye varırsa varsın umurumda mı
Hiçbir şey tutamaz beni artık.
Ne iş ne güç, ne çoluk çocuk
Bir su ıslatır, bir sıcak kurutur
Denizlerde gemiler göklerde bulutlar
Pırıl pırıl sevdalardadır çağım
Hiçbir şey tutamaz beni artık
Bu bahar, bu ağaçlar, bu rüzgâr
Hoşça kalsın en eskisi en yenisi aşklarımın
Gitmek mi, gitmek ne demek kaçacağım.

Kalbim bu rahatsızlık içinde bir bakarsınız
En güzel türküsünü söyleyebilir.
Benim gözüm yollarda sulardadır
Yıldızlara karşı bomboş uykulardadır.
Ne iş ne güç, ne çoluk çocuk
Eylese eylese beni kararımdan -olmaz ya-
Bir kadın eyliyebilir.

Turgut Uyar
-Türkiyem-

BULUŞMA – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN BULUŞMA

Hiçlik’te bulaşalım sevgilim, oturup konuşalım
Dört yanımız dizboyu insan
Yağmurdan bile usanalım
Yağmurla sevişirken

Bende inanmaların çağı geçti
Sende sanki ilkbahar
Bizimkisi karşıtların birliği
Böyle sevgili olunur herhal

Nihilist bir otobiyografi
Buldum iç cebime astım
Ben de bir kelimeyim ölümün dağarcığında
Türkiye benim yurdum

Hiçlik’te buluşalım, öpüşürken göz kırpalım
Başağrısı çekelim üç gün üç gece
Yalnızlığın sularını bulandıralım
Görünmesin bir şey geride

Ben ki boynumda süpürgeler taşırım
Ardımdan gelenler ırgalamaz
Hiçlik’te buluşalım ve konuşmayalım
Dünyaya çarpan yürek onmaz

Hızla yaşadım genç ölmedim
Bir koşuymuş yaşam geç anladım
Otuzu geçiyorken saate baktım
Ben yanlız bir adamım tırnaklarım uzamaz

Beni kimseler sevmez…

Ahmet Erhan
-Deniz, unutma adını!-

KÖR – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN KÖR

Neyi özlediğim belli, nereyi özlediğim meçhûl
Issız denizde sarsak bir sandal gibi
Kendi içimde kürekler çektim
Savrulup gitti bütün şehirlerim
Belki de ben yırttım alnımdaki o haritayı
Yalnızlık bana mahsus, ama anladım ki
Yok bir bekleyenim, sevenim
Adı sanı ucu bucağı kendinden menkûl

Ey en derin rüyaların uyanma vakit

Göreceksen, önce güneşe alıştır beni…

Ahmet Erhan
-kaybolmuş bir köpek ilânı-

Ahmet Erhan (8 Şubat 1958 – 4 Ağustos 2013) Anısına saygıyla…

AHMET ERHAN YALNIZIN ÖLÜMÜ

YALNIZIN ÖLÜMÜ – Ahmet Erhan

O, çoksesli kemanların
Parmakları kırık virtiözüydü
Göğe doğru burulmuş yağmurlar altında öldü
Yüzünde yaşanmamış hülyâların
De ki, minesi soldu

O, upuzun gecelerin
Saçakaltlarında ıssız bir yarasa
Bir şeyleri bekliyordu ama neyi, kimi
Düdüklerini evlerinde unutan bekçilerin
Sokaklar karşı özrü gibiydi

O, derin yalnızlıkların
Kalabalıkla çarpıştığı bir köşebaşıydı
Utangaç, sıkıntılı, mağrur
Yaşamak bir özürse kabahatinden büyük
Ölümü kendinden menkûl

Bir tek kendini ağlattı mendebur…

Ahmet Erhan
2001
-Ne Balık, Ne De Kuş-