YARALI – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN YARALI

terk edildiği günlerde
yaralının kimsesi yoktur aşktan
koynuna alıp yattığı yıldızlar
yalnızca derinleştirir
düştüğü uçurumları
yağmurların yıkadığı dualar kalmaz yerde
başkalarının topraklarında işlenen sarı cinayet
sınırları yeniden çizer aykırı tabiatın geçici günlüğüne
uykuya söyler şiirlerini
maya sır tutar kum susar ölesiye
haksız bir kaderin geçici mağlupları
sıcak ipek ülkelerine yenik yiğitlerin kılıcı
düşer bir çadırın içine, bir ipeği ikiye böler, bir döşeği, bazen bir kaderi de

bulunur, kutsal kadehi çarmıhtan sonrasının
başkasının şarabı içinde tanıdığımız macerası kalbimizin de
terk edildiği günlerde yaralı tarihte benzerini arar kendi mitolojisinin
tarihin buna yaradığını çok az kişi bilir
aşkın en sevdiği ders tarihtir
herkes edebiyat bilir
yağmurun ayak izlerine basarak duaların yıkadığı sis
yeniden döner indiği bulutların gizemine
aşk geçmiştir.

Murathan Mungan
1994
-Mürekkep Balığı-

Aşk İki Kişiliktir – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU AŞK İKİ KİŞİLİKTİR

Değişir yönü rüzgârın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni, sevdiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiçbir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını,
Severken hiç bir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Ataol Behramoğlu
1994
-aşk iki kişiliktir-

Tebliğ – A.Kadir

A.KADİR

Ömrümde görmedim böyle bir gün.
Yarım dilim ekmek önümde,
düşünüyorum alevden ülkeleri.
Boğazında kalsın yedikleri
ve zehir zıkkım olsun,
bu anda düşünmeyen varsa eğer!

Sen benim,
memleketimin şarkılarında bile varsın,
sen o korkunç,
sen o uykusuz geceler altında bir kerre olsun
umudunu kaybetmeyen şehir!
Ben de bilirim, umuttur bu,
bağlanamaz kıskıvrak dört bir yanından.
Bir umuttur ki;
daha haşin,
daha merhametsiz,
tank ordusundan düşmanın!
Bir umuttur ki;
sokaklarında sırtüstü yatan
henüz buluğa ermemiş yaralı çocukların
mavi gözlerinde okunur,
ve sonuncu kalede,
mazgallardan bakanların yumruklarında!

O insanlar bitmedi mantar gibi yerden.
Anaları doğurmuştu onları bir zamanlar,
tıpkı dalda bir çiçek açar gibi.

Ve şimdi, kimi kurtuldu ölümden,
kimi yapıştı toprağa yüzükoyun.
step kokan elleriyle.
Kimi de verdi kendini dalgalara,
bir kuş kadar rahat,
erkekçesine ve hazin.
Püfür püfür esen
en yumuşak rüzgârlarına bile
düşman oldum Karadeniz’in!

Ve sen, güzel şehir,
sen artık hiçbir şarkıya sığmazsın.
Seni yarın, ilk defa bir şafak vakti
mükellef bir sofraya oturan
bütün dünya insanlarının
bulutsuz ve taze yürekleri,
bir türkü gibi değil
bir sevgi gibi değil,
fakat bir ağlamak ihtiyacı gibi duyacaktır,
giderilmez bir ağlamak ihtiyacı gibi!

A. Kadir
– Tebliğ/Mutlu Olmak Varken
Bütün Şiirleri-

BARİ SEN – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU BARİ SEN

pimi çekilmiş bir hayatla
kardelen
ansızın
acının şarkısından göğe

kutsanmış
ve de lanetlenmiş sokakların birinde
öfke
“şimdi bir makineli olsa elimde…”
ah çocuk
neyin kaldı verecek
canından başka…
dur!
sen
bari sen
anla

iyidir ışığa bakmak
karanlığı vurmaktan
ve bağışlamak
kendinden başka her şeyi
çünkü gölge
düşebilir önüne
gecenin ardından yürüdüğünde

yanlış sokaklara
gömülmek şimdi
ve gömmek
ne kaldıysa eskimiş denilen
suçluluk kuyularına
ah!

unutma
kanatsız korku
ve masumiyet
gecenin bekleyeni
o yarasa
kanatlandığında yüreğinde
dışarda kalır gövden
hangi kapı kilitlense

pişmanlık
kırık oyuncak
yanlış cesaret
tuzla buz ayna
kendini bile gösteremeyen
kendine

ve aşk
aşk belki savaşmak sadece
ruhu örten gövdeyle
öğretilmiş gündüzle
gecenin gölgesiyle
sen olmayanla
seninle

durma
orda bayraksız
ve yanlış çığlıklarla

gömüldü ses
yanlışlıklar yurduna
mezar derin
derinden daha derin
zihne kazılan mezar
olsun!
göksel bir alışkanlıktır yanılmak
ve tanır yaprağı gün gelir ağaç
ama yaprağı işte

yaprak olmak da bir şeydir kış ağacında

olsun
gök aynı yerde
zulüm de
ve bayrak, bayraktır yine de
göğü delen bir mızrak
karı delen bir çiçek kış ortasında

şimdi sen
ansızın bir kardelen
gibi sen
bir tek sen
üstelik sen
bari sen!

Ayten Mutlu
-(Akköy Dergisi-2006)