kanayan – A. Hicri İzgören

A.HİCRİ İZGÖREN KANAYAN

Şimdi o kente bilet kesmek
Seni sevmekten zordur

Dağladık sancıyan yanımızı
Sulara verdik anıları
Aşkı ve acıyı seçtik
Diyarbekir kına kokan bir akşamdı

İstedim adı ola olmadı
İçerden işleyen bir yara
Kanayan bir imge düştü payıma

Şifresi çözülememiş bir haber gibi
Uzak bir düş oldu ellerin
Geceler uzadı dal üşüdü bitti şarkılar
Yine yağmurlar var sen yoksun
Daha kaç mevsim eskiteceğiz

Nerde kaldı sesin hangi teldesin

A.Hicri İzgören
-Yine Menzilde-

KİRLENDİ HAYAT – Şerif Temurtaş

ŞERİF TEMURTAŞ KİRLENDİ HAYAT

kurşun gibi geceden
söküp seheri alıyorum
inip koynuna günün
fırından yeni çıkmış umut alıyorum

kucaklayıp güneşi
çocuk ölümlere ağlıyorum
bir çığlık atıp bulvara
kahırdan geberiyorum

bulutlardan medet umup
yağmuru bekliyorum
rüzgâra taş atıp
boralara karışıyorum

çıkınımda azığımı
karıncalara veriyorum

dönüp yüzümü güne
nalet okuyorum

kalbimden kurşunlar çıkıyor
ah benim hüznüm
yurduma ağlıyorum

Şerif Temurtaş
Akatalpa, Şubat 2015

SESSİZLİK TAŞLARI – Melih Cevdet Anday

 

 

Akşam senin katırlarla çıkılan köyündür
Gördüm tuzunu ununu davarını
Sallabaş bir tırtıl gibi karartı
Çıtırdıyor çekirdeklerinde göğsünün
Topluyor görüntünü parça parça
Düş de ağır geliyor insana yaşam da
Güzelliğinin azıklarını çıkar bir bir
Kuş sürüleri gibi uçuşan eteğini ser yanıma

Eski resimlerini gördüm gözlerinin,
Yağmurun ve denizin, tanyeri ile dopdolu
Gördüm karadaki ve denizdeki direkleri
Eski ormanları buzların koruduğu
Bende kalsın efendilik yeter bana
Bakışlarının bir ırmak gibi doldurduğu
Sessizlik taşlarını dizeceğim şimdi
Dizlerinin baş döndürücü doruklarına

Melih Cevdet Anday
-Göçebe Denizin Üstünde-

LİMANDA İKİNCİ UYKUSUZ ADAM – Ataol Behramoğlu

OKTAY RİFAT LİMANDA İKİNCİ UYKUSUZ ADAM

Örneğin bir tohum yeşerdi ansızın
Büyüdü erkin ortamlarda bir fidan
Sonra bir rüzgâr esti, amanın
Silindi tomurcuk yaşamdan

Ölümsüz ne var kahrolası evrende
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Bir duvar ördü ağlamadan

Oysa seviler vardı görkemli, tutkular vardı
Büyüdü nedenli bakışlar göksel karanlığa
Düşünceler kopuk parmaklar gibiydi
Anılar çığlık çığlığa

Filmler yarım, öyküler yarım, bitse de
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Demir attı şaraplı yalnızlığa

Demek bu göğü, doğayı, yıldızları
Kişinin alınyazısını o yarattı
Peki İsa’yı çarmıha geren kim
Yusuf’u kuyuya kim attı

Ve peki neden bütün suç Kabil’de
Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
Kalbini koparıp denize fırlattı.

Ataol Behramoğlu
-Bir Gün Mutlaka-

HASRET – Oktay Rifat

A spreading Horse Chestnut tree.

I
Minderde dikiş diken annen onu düşünür
Onu koklar odanın havası derin derin
Işıktan sakın biraz belki yüzün görünür
Renkler karıncalandı ıslandı kirpiklerin

Masasında saati, tesbihi, derecesi
Tablada son içtiği cigaranın külleri
Açık duran kapıdan şimdi gelecek sesi
Şimdi omuzlarına dokunacak elleri

Beyaz geceliği ile geçecek odasına
Yumuşak adımlarla arkasından sen de gir
Kahve takımlarını bırakıp masasına
Lâmbayı üflemeden cibinliği indir

II
Yıllar akan su gibi geçecek öyle sensiz
Ağaçlar dallarında bütün mevsim çiçekler
Sensiz ruyalarını seyredip sönecekler
Ve kaç bahar daha var kim bilir böyle sensiz

Belki de bir sükûtsun yıldızlı gecelerde
Belki toprak, belki su, belki de bir yapraksın
Bambaşka bir terkipte bir şuur tadacaksın
Bu yepyeni terkibe damlıyan gölgelerde

Acaip bir çiçekti patiska geceliğin;
Ruhun öyle bembeyaz hülyaları severdi.
Kestane dallarının gölgesinde geçerdi
Günlerin, hayal olan benden uzak günlerin…

Oktay Rifat
1934
-bu dünya herkese güzel-