ATATÜRK – Nahit Ulvi Akgün

NAHİT ULVİ AKGÜN ATATÜRK

Sen Atatürk’ü tanımazsın çocuğum
Ne insandı O, ne insandı.
İzmir’e gelişini görseydin.
Ne şanlıydı O, ne şanlıydı.

Benzerdi sana, bana
Bizim gibiydi eli, ayağı
Ama bir yol baksaydın yüzüne.
İçin sevgisiyle dolardı.

Vapura biniyorsak dilediğimizde,
Sokakta geziyorsak hür,
İyi bak dört yana,
Atatürk’ün aklı görünür.

Arı Türkçe konuşuyorsak,
Türkçe düşünüyorsak bugün,
Her işimizde O’nun gücü.
Büyük öğretmeni Türk’ün.

Halkımızın arasında, halktan,
Davul vurur dengi dengine.
Dünya rastlamış mıdır?
Atatürk’ün dengine.

Nahit Ulvi Akgün

Atatürkçülere – Behçet Kemal Çağlar

BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR ATATÜRKÇÜLERE

Öyle sırt üstü yatıp dinlenecek gün değil;
Daha yapacağımız çok şeyler var, çocuklar!

Ne kadar erken yağdı gördünüz ya yeniden
Nice güvendiğimiz dağlara kar, çocuklar!

İlerden, ta uzaktan el ediyor durmadan
Batılı arkadaşlar; vaktimiz dar, çocuklar!

Toplandık mı baş başa, verdik mi el ele biz
Su çekilir, dağ çöker, bora susar, çocuklar!

Hele kuru kütükler ayıklansın bir kere
Tadından çatlayacak dallarda nar, çocuklar!

Sizi bir bir tanıyıp alnınızdan öpmeye
Mustafa Kemal yolda, hey bahtiyar çocuklar!

Behçet Kemal Çağlar

Atatürk Kurtuluş Savaşında – Cahit Külebi

CAHİT KÜLEBİ ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA Görsel Zeki Faik İzer

Kuşun kanadında türküler
Kemal Paşa’nın gönlüne vardı,
Cevabından önce kendi geldi.

VI
Bir gemi yanaştı Samsuna sabaha karşı
Selâm durdu kayığı, çaparı, takası,
Selâm durdu tayfası.

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu!
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil!
Sarılan anayurda
Kemal Paşanın kollarıydı.

Selâm vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz’in hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi,
Erzuruma kadar.

Bu ne inançtı ki, Kemal Paşa
Atının teri kurumadan
Sürüp geldin yeni yeni savaşların peşinde!

Cahit Külebi
-Atatürk Kurtuluş Şavaşında-

 Görsel: Zeki Faik İzer..

DİYALEKTİK – Süreyya Berfe

OKTAY RİFAT GÜNDELİK

Kaçış geri dönüştür
ölümden ve hayattan.
Bak, kaçıyor işte
gideceğinden, geleceğinden.

Kaçan, bazan geri bile dönemez
olduğu yerde durur, kalır
kaçma korkusundan.
“Kaçan bir kaçaktır
Korkan bir korkak.”
Böyle diyorsunuz.

Bana kaçmayı, sığınmayı öğrettiniz
Bana korkmayı, korkutmayı öğrettiniz.
Kaçtım.
Korktum.

Kaçtı bir toprak, büyütemeyeceği gülden
Korktu bir su, geçemeyeceği denizden.

Kaçtı bir insan, bir insandan.
Korktu biri, korkulmayacak birinden.

Sabah, geceden kaçtı.
Gece, sabahtan korktu.
Hiçbirimizin akledemeyeceği kadar.

Süreyya Berfe
-Ruhumun-

GÜNEŞLER AYLAR – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT GÜNEŞLER AYLAR

Güneşler, aylar türettim, aşklar doğurdum.
Kırk yerimden kopuk, kırk yerimden yamalı,
Savruldum, özlemlere düştüm yaprak gibi.
Altımda martılar ve deniz, altımda gök,
Altımda ip, ha koptu ha kopacak, çürük.
Kadınlar, sokaklar, cenaze alayları
Yağdı üstüme döşeklerde, çırılçıplak.
Sevişir gibi havalar, güzel havalar!
Bulutlara baktım kaykılıp iskemlede.

Boş boş! Sevgiler ucuz, kitaplar nafile!
Yel aldı hepsini harmanda birer birer.

Oktay Rifat
-Rüzgârlı-

PAYDOS! – Cahit Sıtkı Tarancı

CAHİT SITKI TARANCI PAYDOS

Paydos bundan böyle çılgınlıklara!
Sert konuşmaya başladı aynalar:
Yetişir koştum aşkın peşi sıra;
Bitirdi beni bu içki, bu kumar.

Ne saklayayım gaflet ettiğimi,
Elimle batırmışım gençliğimi;
Binip gideceğim en güzel gemi!
Aldığını vermez dalgalar.

Meyhaneler, sabahçı kahveleri,
Cümle eş dost, şair, ressam, serseri,
Artık cümbüşte yoksam geceleri
Sanmayın tarafımdan hiyanet var.

Yaş ilerliyor… Artık geçti bizden;
Kişi ev-bark edinmeli vakitken.
Gün gelince biz değil miyiz ölen?
Cenazemiz yerde kalmasın dostlar!

Cahit Sıtkı Tarancı
-Varlık S.217, 1942-