YAŞAMIN YÜZLERİ – Afşar Timuçin

AFŞAR TİMUÇİN YAŞAMIN YÜZLERİ

Bilinmezin kuytularından gelip
Yaşamın kılcallarına giren korku
Soluk renklere boyar zamanı
Öpüşlerin ilkyaz serinliği dağılır
Bir de bakarız sevinçlerimiz yok
Bir çırpıda çevremizi sarmış
Bodur cin kalabalıkları

Kendine yenilmeden yenilmez insan
Ne savaşta ne yalnızlıkta
Birden boş kadınların iç çekişleri
Bir gerçeği anlatır kendince
O kadar değişti ki zamanlar
Aşklar bile çok beklemiyor
İlk bakışta görünüyor sonları

Birden olmadı bütün bunlar
Bir günde dağılmadı koca dünya
Bir çırpıda yok olmadı sevinçlerimiz
Gece birden inmedi üstümüze
Her şey bir günde dönüşmedi
Bir günde şişmanlamadı kızlar
Bir günde sönüp gitmedi duyarlıkları

Afşar Timuçin
-Aşk Beni Çağırınca-

41. Sone – William Shakespeare

W SHAKESPEARE SONE 41 Sue Halstenberg

Ben kalbinden uzakken fırsat kaçırmayarak
Yaptığın şu sefahat şu çapkınlıklar var ya:
Hepsi de güzelliğin gençliğin için bir hak,
Çünkü nereye gitsen arzu koşar oraya.
Herkes seni kazanmak ister cömertsin diye;
Sen afet bir güzelsin: sevaptır güzel sevmek.
Kadın karar vermişse ağına düşürmeye,
Anasından doğmuş mu ondan kaçacak erkek?
Ah, yine de kalbinden kovmazsın belki beni;
Güzelliğini, hoppa gençliğini kınarsın.
Onlar sefahatte de bırakmazlar peşini:
Zorlanırsın ve çifte ihanete kalkarsın

Güzelliğinle çekip aldığın kadına da,
O güzellikle beni aldatarak sana da.

William Shakespeare
-Soneler-
Çeviri: Talât Sait Halman

AYNA KESİĞİ – Arife Kalender

ARİFE KALENDER AYNA KESİĞİ

Kırılan aynanın iki yarısında yüzüm
gözümün biri harfler tufanı
hataların pişmanlıkların çürüttüğü

inkâr dediğim ne varsa
kazıyıp duruyorum tenimden
içimdeki lekeyi biri çıkarsa
kir değil desen
beni bana benzeten suret
ol damga ol işaret

korkuyorum sisler ülkesinden
sesin izinden gidiyorum
yazının gölgesinden
barbar bir kadının çığlığıdır
buğday başaklarını ürküten

hem aç hem açık hem
toplamaları çarpıyor duvarına
saçlarını yoluyor ezbersiz ağıt
yırtmışlar yazmasını
kurtlar gibi uluyor acılarda

kırık ayna parçası boğazımı çiziyor
intihar, firar, Mecnun ve Leyla
resme durmuşlar siyah beyaz
bir şehir hatırasıdır
boynumun atardamarında

saçımla gizlediğim boğazım kesik
noktasız bir soru işaretiyim aslında

Arife Kalender
-Gece Islıkları-

GİBİ – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN GİBİ

Ne gibi biliyor musun, ne gibi
başkası okurken
sesini bulamadığında
azalan şiirler gibi
denizin altında gizlice el değiştiren
ırmaklar gibi
el yazılarının birbirine karışmasından
zamanla oluşan aşk gibi
yıkanmış denizin akıntılarıyla
dolaşmış saçlarını açamayan
ergen uçurumlardaki yosunlar gibi
gök ile denizin öğle güneşinde
araya giren her şeyin
sonsuza karışması gibi
tıpkı karşılıklı aynalarda
araya giren her şeyin
Lale’nin bir şiirinde kaybolması gibi
ne gibi biliyor musun, ne gibi
şiir, şiddet, şehvet, şefkat sözcüklerindeki
ş sesi gibi
bu sesin bütün ikiz kardeşleri gibi
taşıdığı kan gibi
tropikal bitkilerle kutup hayvanları gibi
bir aradalığıyla başka bir imkânın hayatlarını sunan her güzel
ve sağlıklı çelişki gibi, mesafe ile edinilmiş çelişkinin kendinde bilinci gibi
can sıkıntısı, kardeş katli, timsah yılı gibi
şiirle bulunan sözcükler
sözcüklerle bulunan zamanlar gibi
yer arıyorken kendine yeniden Babil’de
ağızdan çıkan her söz
sözcüklerin keşfedilmemiş günlerini yurtsuyorken
dilin aynasından önceki dünya
Aşk gibi ş sesi, aşk gibi
Aşk gibi demek yeterli midir bir şiirin bitmesi için

başka bir şiire giderken yepyeni bir ş sesi…
her seferinde aynı umut: Babil’in Asma Bahçeleri…

Murathan Mungan
1993
-Mürekkep Balığı-