Kurbanlık – Furuğ Ferruhzad

FURUĞ FERRUHZAD KURBANLIK

bu akşam görkeminin eşiğindeyim
gına gelmişim bu çabadan telaştan gına
ilhamın dürtüsüyle allak bullakım
ey şiir ey kan emen tanrıça

ne zamandır fısıldamıyorsun
kulaklarıma tanrısal şarkılar
yine kana susamışsın bilirim
ama yeter aldığın bu kurbanlar

bilemezsin bencilliğinle sen neler
kuluna öfkeyle sen neler yaptın
sevdanı kalbine koyunca
onu her şeyinden koparıp attın

ne acı ki sana güldüğüm günden beri
beni üzmeğe uğraştın
gözyaşlarım kan oldu ve sen
döktün kadehlerine içtin

attın beni lekeler tuzağının eteklerine
adımı ayaklarına atınca
umut aynamı taşlara çarpan
o kimdir ah ey tanrıça

günah dolu öpüşlerin kokusunda
senin alevli düşlerini gördüm
tatlı bir hüzünle senin
suskunluk tapınağında dans ettim

ne yazık ki bardağımda benim
hasret ve acı vardı sadece
ey sonbahara ermiş umutlarım
adımın çiçek dolu tacı nerede?

benden alabileceğin ne kaldı
yaşlarla dolu bu iki gözden başka
yeter artık bu kurbanlıklar
ey şiir ey kan emen tanrıça

Furuğ Ferruhzad
-Yaralarım Aşktandır-

Çeviri: Haşim Hüsrevşahi

DOĞUŞ – Pablo Neruda

select

Evet, der, adam
soruyu bile anlamadan,
ele geçirilir, derken alıp götürürler
ve bir daha çıkamaz kozasından,
böyledir: düşeriz her zaman
derin kuyusuna başka varlıkların,
dolanır bir kırnap boynumuza,
öbürü ayağımıza dolanır, yolu yoktur o zaman,
yolu yoktur kuyudan başka yere gitmenin:
kimse kurtaramaz bizi başkalarından.

Konuşmayı bilmiyoruzdur sanki,
sözcükler kaçıyormuş gibi olur,
ele geçmiyormuş; sanki gitmişler de
bizi kendimizle bırakmışlar, kapanlar,
kırnaplarla.

Ve birden burdadır işte, bilmeyiz artık
nedir olup biten, ama derindeyizdir
ve bir daha hiç göremeyiz
oyunlar oynadığımız çocuk gözlerimizle,
artık kapalıdır bize o gözler
doğar ellerimiz başka ellerden.

Yalnız kalırsın, o zaman, uyurken düşlerinde
koşarsın özgürce yalnız senin olan
bir düşün koridorlarında,
ah, izin vermeyin hiç, düşlerimizi çalmalarına,
izin vermeyin, ağla yakalamalarına bizi
yataklarımızda.

Bırakmayalım gölgeyi
görelim diye kendi karanlığımızdan
doğup yürüdüğümüzü el yordamıyla
duvarlar boyunca,
pusuya yatalım, yakalamak için ışığı,
bir kereliğine ve her zaman için
kendi ışığımız oluncaya dek,
her günün güneşi.

Pablo Neruda
-Kuruntular Kitabı-

Çeviri : Erdal Alova

Pablo Neruda (12 Temmuz 1904 – 23 Eylül 1973) Anısına saygı ve sevgiyle…

PABLO NERUDA SESSİZ OLMAK
SESSİZ OLMAK – Pablo Neruda

Şimdi on ikiye kadar sayacak
ve hep birlikte susacağız.

Bir an olsun toprağın yüzünde
konuşmayalım hiçbir dilde,
bir saniye duralım,
sallamayalım kollarımızı bu kadar.

Acelesiz, motorlarsız
ne mis kokan bir an olurdu,
birlikte hepimiz
apansız bir gariplikte.

İncitmezdi balinayı
balıkçılar soğuk denizde
tuz toplayan adam
bakardı yaralı ellerine

Yeşil savaşlar hazırlayanlar,
gazlı savaşlar, ateşli savaşlar,
yaşayanı kalmayan zaferler,
temiz giysiler giyerlerdi
yürüyüp kardeşleriyle
gölgede, bir şey yapmadan.

İstediğim karıştırılmasın
kesin eylemsizlikle:
ne yaparsa odur yaşam
bir işim yok benim ölümle.

Sürdürmek uğruna hayatımızı
bu kadar sıradan olmasaydık,
ve bir an, hiçbir şey yapmasaydık,
belki dev bir sessizlik
yarıda kesebilirdi kederini
kendimizi hiç anlamayışımızın,
kendimizi ölümle korkutmanın,
belki de toprak öğretecek bize
ölü görünen her şeyin
aslında canlı olduğunu.

Şimdi on ikiye kadar sayacağım
sessiz olun, ben gideceğim.

Pablo Neruda
-Kuruntular Kitabı-

Çeviri: Erdal Alova