ESKİ MUTFAK – Sabahattin Kudret Aksal

AHMET GÜNBAŞ BAHAR ÇARPMASI

Erkenci bir güneşle ışır mutfağa bahçe. İlkyazın muştucu kuşu öter. Küfünü kokladığımız bir merdiveni ineriz. Terlemiş küpler buluruz orda, güğümler deri değiştirmiş. Soda kokusu leğende, yastağacın hamuru sıyrık. Kapkacak dün geceden yıkanmış, kevgirde, yine de suyu sızıyor. Mavi gözlü gülleri fincanların, raflara dizili.

Sabahattin Kudret Aksal
-Bir Zaman Düşü-

OYUK – Ahmet Ada

AHMET ADA OYUK

Sessizlik, yalnızca sessizlik yalın
bir anlaşma oluyor aramızda. Gölgenin
sarnıcı, ışığın yağmuru, umutsuzluğun
olanakları büyüyor ruhumda. Sararıyor,
yosunlu bir dil oluyor kendime
dönük sefil yazı. Denizi okuyorum
gümüş aynasında gecenin. Kurtulup
katı karanlık taşlardan ve köpek
havlamalarından.

Kırık bir rüzgâr örtüyor
ruhumda açılan oyukları.

Ahmet Ada
-Sözcükler Denizi-

 

Zamanın Tozu – Buket Düzgen

BUKET DÜZGEN ZAMANIN TOZU

Dilemek çocukluk düşü,
Dinlesem şimdi:
Sihirli bir lambası varmış zamanın,
Tozunu sildikçe anılar dökülmüş avcuma.

Aynalara sır vermek hayatın şakası sadece.
Sabrım benim, yüzüm!
Görmüyorum sanma eskimişliğini,
Geçtiğimiz yollar sana çizildi.
Hüznün gözbebeğinde oynayan çocuk,
Avcumuz küçücükmüş dünyanın acısına.

Dinmeyen mırıltım; sesim!
Tellerinde gezinen kuşlara söz verdim.
Aşk’la çözülecek içindeki şarkı.
Susalım mı şimdi?

Buket Düzgen
-Hüznüm Çok Çalışkandı-

Yalınayak – Şeref Bilsel

ŞEREF BİLSEL YALINAYAK ahmetavcu_fdgdfg

Denize uyup gidince erkekler
her kadın bir dağ buldu kendine
dağlara açıldı kadınlar
kim konuşabilir kendi yüreğiyle
çıplak ayaklarla yere basmadan
susmayı ve beklemeyi öğrenmeden
bir öğrenmek buldu kendine kadınlar

Suyun su ile acının acıyla kapanışı
dağlanmış bir denizi görmeye indiler
küfürle tuzla salınan Karadeniz
yalağuz bir yataktı
bir yatak buldu kendine kadınlar

Yokluğa ve yollara inat
peştemallere sarılı sekiz kadın
çıplak ayaklarla şehre varınca
tatoğlu çeşmesinin başında durup
ayaklarını suya verdi…
Sepetlerinden çıkardıkları beyaz
yün çorapları giyip üzerine çarıklarını
geçirdiler
yollara ve yokluğa inat
kadınlar pazarına doğru gittiler
bir pazar buldu kendine kadınlar

Biraz tereyağı biraz kara lahana indirip
tuz ve gazyağı aldı peştemallere sarılı
kırmızılı sekiz kadın aynı çeşmenin başında
çarıklarını ve çoraplarını çıkarıp
sepetlerine yerleştirdi.

Bir kez olsun şikayet etmediler
oğulları ve kocaları ölene dek sustular
dağlar ve arkası görünmeyen ağrılar
onlarındı
kapının arkasında beklemekten
sapı çiçeklenmiş baltalar onlarındı…
sekiz kadın dağlara doğru kayboldu
bir kaybolmak buldu kendine kadınlar

Şeref Bilsel
-Sürgündeki Rüzgâr-

Görsel: Ahmet Avcu