AŞK XXI – Ahmet Ada

AHMET ADA AŞK XXI

ah sevgili, bu dünya bu hayat
için ne demeli? sadece acı
veriyor dil bile hatta, kirpikler,
yarım güneşin varoluşu üzüyor yüreğimi

bilmiyorum, gidebileceğim uca kadar
gittim, bulamadım acı vermeyen
bir ülke, hatta beyaz atlar
umar arayan izler bıraktılar

ah sevgili, üzdüm, acı verdim
hep sana, döne döne yazdıklarım,
biliyorum dönüşüyor mavi
bir aleve, bağışla, tek sapağım
tek güzergâhımsın benim

küçümsenemez bir yol aldık gene de
acıyı göğüslemede ey sevgili
yüzümüzde akarsuyun eli
ağzımızda kırların nefesi

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-

BODRUMDAKİ PİYANO – Mustafa Köz

MUSTAFA KÖZ BODRUMDAKİ PİYANO

Neydi aradığı, bu köhne bodrumda?
-Anılar mı? Belki de.-

Onlarla süslüyordu günlerini durmadan
dün, bugün, ertesi gün, daha ertesi…
acemice boyanmış paskalya yumurtaları gibi
rastgele oturtulmuş zaman,
farelerin kemirdiği lime lime, tekdüze
evin ölü, küçük kızının kilitli çeyiz sandığında
çürüyüp dökülen o kör, telaşlı zamana
elinden gelmiyordu daha başka bir şey
bu tatlı uyumsuzluk, bu uysal çatışma
döndürüyordu başını, günlerden öte.

Apansız unutulmuş bir şarkı
başlıyordu bırakıldığı yerden,
apansız bastıran bir öfke, bir avuntu,
ona kalan yalnızca bunlardı işte
o aşağılık savaştan ve parmaksız iki el.

Her gün her sabah iniyordu bu yıkıntıya
batık bir sandaldı orada, o dalgın karaltı
yaysız tuşlar, paslı bir pedal, kırık bir tekne
silinmiş nota kâğıtlarını karıştıran öğle rüzgârı.

Küçük gün ışığı çalıyordu piyanoyu, o küçük gölge
bir örümcek gibi sarkarak mazgallardan
ve gezinerek tuşlarda başsız tunçtan bir arı gibi.

Mustafa Köz
-Öncü Yağmur-