GÜZ RESİMLERİ’NDEN – Güven Turan

TUĞRUL ASİ BALKAR YAŞIYORUZ

I
Tütün tarlaları arasında
dolanıyor
çul bir gül alnında
ağzında
bir yersarmaşığı
pembe
esrik
yeni esmeye başlayan lodosla

II
Sırtında hevenk
kuşağında parmağı ağzında
bir çocuk
perçemi solmuş güneşlerde
sisin içinde
bir büyüyüp bir
küçülüyor
artlarında bir köpek
korkusunu aşıyor
düşük kulakları

III
Önce poyraz
kırdı döktü ne varsa
sonra yağmur
indirdi aşağılara
dalga çatlağında
bir çınar
dal dal kökleri
ak
baldırları gibi
eteğini beline dolamış
deniz köpüğünden doğuyor
gövdesi

Güven Turan
-Bir Albümde Dört Mevsim-

GÜZ – Neriman Calap

NERİMAN CALAP GÜZ

obasına ulaşamayan aşiret kızı
yitirmiş içine dolan serin dağ rüzgârını
da… salınır durur uçurumunda
sarı çiçek. kırılmış bir mermer gezginin
parmaklarında, dudakları kanar durur.
suskunlukla sızlar.
yüreğinde kocaman bir düşkırıklığı.

neydi yaşamın gerçeği
kendinin doğrusu aykırıydı herkese
büyüktü / bir tanrıya yakışırdı ancak
eski mabette kurban edildi
adağı vardı doğanın yedi rengine
boyadıkça tanrı günlerini siyaha.

yumdu gözlerini. hiç kimse ve artık çok şey
yağmurlara yükledi yaşamın anlamını
ölü bir yaprak dökümüydü
aşkın son günlerine kucak açan güz
kökünden yıkılmış ağaçlar. kuşlar katar katar
karlı bir sabaha doğru yola çıktılar

Neriman Calap
-Damar, Aralık’98-

ÇOĞRAFYA SORULARI – Sennur Sezer

SENNUR SEZER COĞRAFYA SORULARI

– Söyle nedir bir ada?
– Bir gemi ya da mavna
Yüzer “heyemol”larla

– Ne yüklenir adaya?
– Üzüm, zeytin ve limon
Balık sepetleri de örtülür mimozayla

– Kim yaşar adalarda?
– Yürekleri adadan büyük olanlar

– En güzel ada nerede?
– En güzel denizlere serpili boydan boya

– Nedir adanın rengi?
– Ne kadar renk varsa
Balığın pullarında
Öyle parlar her ada
Özgür güneş altında

– Bir ada seç kendine
– Yüreğim yeter bana…

Sennur Sezer
-Akdenizli Şiirler-
Hazırlayan : Sennur Sezer

Görsel: Gölyazı/Bursa…

Palanga – Behçet Aysan

BEHÇET AYSAN PALANGA ARTEMİS

çıkarın rüzgârın kelepçesini
size soracak sonra yıldızlar
dağlar koşacak denize doğru
günler ise özgürlüğe doğru
çıkarın rüzgârın kelepçesini.

çıkarın sözün ağızdan kilidi
size soracak sonra geleceğimiz
evlere giden kanlı giysilerle
baharda açan kardeşim gelincik
çıkarın sözün ağzından kilidi.

çıkarın ışıkların pençesini
hapishanelerin taş avluları
ve mezarlarda dolaşan analar
şarkılarımızın acılı ezgileri
çıkarın ışıkların peçesini.

birlikte yürüsün gölgeleri
birlikte yürüsün ölülerimizin.

onu tanımıyordum hiç görmemiştim
sinemanın önünde buluşacaktık
yakasında bir kırmızı karanfil
benim elimde ikiye katlanmış
bir avgi olacak.

buluşma saati geçti
kimse gelmedi.

anlamıştım
sintagma alanına kaçmaya başladım.

peşimdeler.

geceye kadar koştum
koyu bir karanlığın içinde.

barba hristos’un anlattıkları
hep aklımdaydı, eski kapetan.

bir gün başkaları da bizi anlatacak
hazır olalım sözlerin
pas tutmayanı için
çamura bulanmamış çığlıklara.

adımız buydu diyelim
yerimiz buydu, işte tarih

ölü ellerle değil
sevgiyle yarattığımız
işte gökyüzü

adımız buydu bir aşk adı
rüzgârımız denize doğru
ak köpüklü denize
eşitliğin barışın kardeşliğin
yeleleri terli kanatlı atına.

ak köpüklü denize.

poseidon’un altın arabasıyla
dolaşmaya.

“günlerce dolaşır ormanlarda
ve korularda ve pınar başlarında
ve bütün ırmakların kıyılarında

onu aradılar, artemis’i.

sonunda bir denizde yıkanırken
buldular, artemis başladı kaçmaya
o kaçtı, onlar kovaladı, o kaçtı

naksos adasına vardılar.

orada artemis ansızın yok oldu
yerini sütbeyaz bir dişi geyik aldı.

iki kardeş artemisi unutup, geyiği kovalamaya
başladı bu kez, birbirlerinden ayrıldılar

ağazların arasındaydılar.

bir süre sonra otos geyiği gördü
ephialtes de görmüştü.
tam ortalarındaydı geyik.

birden mızraklarını savurdular.

o anda geyik kayboldu gitti.

otos’un mızrağı ephialtes’e
ephialtes’in mızrağı otos’a.

öldüler.

Poseidon’un oğullarıydılar.”

Behçet Aysan
-Deniz Feneri, 1987-

Gün Bitecek – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU GÜN BİTECEK

gün bitecek paramparça döneceksin kendine
silmeye çalışarak geceden suretini
aynaya bakacaksın içindeki deliye

kim bilir hangi aşkta bıraktığın gülüşün
kırıkları olacak yaralı bakışında
aynalarda gördüğün
son cesettir kendine öldürdüğün
diyecek gözlerinde kırılan ayna

sen geceden gizleyip suretini
gövdendeki hayalete sarılacaksın
tanıdık kokular kesecek bileklerini
yırtık fotoğrafları yeniden yırtacaksın

geceyi örtse de geçtiği mevsimlere
hâlâ yalanların en güzelidir aşk
sarışın acılar gizlenir gölgesine

böyle diyecek ayna, yine inanacaksın
ilk kez inanır gibi huzura ve lanete
paramparça bir yüzün son gülüşünden kalan
cam kırıkları hâlâ kanarken yüreğinde

geçtiğin sokaklara yeniden dönmek için
içindeki delinin ardından koşacaksın

sustuğun aşklar gibi konuşkan
yalnızlığın gibi bin parça
yeni bir gün çizerek yüzündeki aynaya
kendine yeniden başlayacaksın

Ayten Mutlu
-ateşin köklerinde-