PARÇA PARÇA – Can Yücel

CAN YÜCEL PARÇA PARÇA 4

DÖRT

Sen değilsin görüş günü telörgüden görünen,
Boncuklarla işlediğim suretindi o senin;
Gölgenin güneşe nisbeti, leylim…
Hem seni ben, seni görmekle görmüş değilim,
Görmedikçe gözlerinin gördüklerini tekmil:

Sabahları çarşıya giderken, örneğin
Gece dışarda kalmış, üşümüş, tüyleri ıslak bir kedi gibi
Nasıl ayaklarına sürünüyor komşu arsadaki yeşil
Ve tam köşeyi dönerken, ıhlamurların orda
Eteklerini beline sokmuş — Vallâhi-billâhi ha!–
Nası’ tıpkı Esmâ’nım gibi çamaşır yıkıyor sahil !..

Görmedikçe gördüğün bu mucizeleri,
Görmedikçe senin gözlerinle evreni,
Göremiyorum ki dünya gözüyle seni…
Hem ben sana bişey söyleyim mi yavrum,
Ben aslında seni görmek filân değil,
Düpedüz Seni istiyorum!

Can Yücel
-Bir Siyasinin Şiirleri-

Görsel: 1973 Adana Kapalı Cezaevi.. Can Yücel ve Ozan Telli..

SUAD – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN SUAD

Bir bedende kaç yurt gizlenebilir
ele geçiyorsa ruhumuz takma ad gibi,
bende bir Suad var ruhu kimin yerine
hor görüldüyse acıyor bendeki teni..
Suad başkası değil, çoğu kere başkalık,
bir isimden fazlası olmayan kılık;
başkalarının adında hayli unuttumdu onu
kimse içindeki Suad’ı tanımıyordu da
kendi adını başkasının sanıyordu, buna
dayanamadım, benden çalınan adın
terkedilmesine de! Bir göç gibi Suad’ın
adını yurt tuttular, yoktu çünkü
kimsede yurtsuzluğa katlanacak göçebe
bir tenin merhameti, yoktu bende de
açığa çıkarabileceğim fazladan bir ruh!
Hem efendi gibi hem köle gibi
Suad’ın şiirine sığındım da yine
şimdi efendim gibi sanıyorum kendimi
Suad! Kölen gibi yazıyorum ya, şiir
sanıyorlar ruhuna yataklık edişimi

Ya bu tende vücut bul ya da kov beni!

Haydar Ergülen
-40 Şiir ve Bir/nar-

ağlayacaktım – Pelin Onay

pelin onay ağlayacaktım
siyah perde asacağım gözlerime
dışımı görmesin içimdeki savaş
(Hakan Sürsal)

bugün
bir fahişe gibi sakız çiğnedim denize karşı
göz kırptım
tamam dedi
bu gece seninim

balıkçı motorları geçti önümden
el salladım
hadi rast gele
sonra bir martı yanaştı yanıma
hiç sormadan bir büyük biramı bitirdi
helal olsun dedim
adammışsın
ve sallanarak uçup gitti semalara
terk etti beni

ardından güneşi gördüm
sanki kaçıyordu birilerinden
saklanmıştı bulutların arasına
çağırdım
gel dedim
olmaz dedi
bu gece ay’la buluşacağım

yalnızdım yine
bir fahişe gibi sakız çiğnemeye devam ettim
ve yürümeye çalıştım bir yandan
yol uzun
adımlarım kısaydı
bütün taşları fırlattım uçurum kıyılarına,
taşlar intihar etti
bir sigara yaktım
ve üfleyerek beyaz dumanı,
adımı yazdım geceye
gece karanlıktı ama
ışıklar içindeydi ada

canım
canım
canım! Diye haykırdım
yüreğim öyle doluydu ki
biri dokunsa,
ağlayacaktım…

Pelin Onay
-iyi geceler aşk-

 

İsli Alınyazımız – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT İSLİ ALINYAZIMIZ
İsli alınyazımızı okuruz, kanlı
Çıranın ışığında. Yalazın baltası
İkiye bölerken yüzümüzü, bir kuşku
Devirir çarpık duvarları üstümüze.
Döşeğin sülükleri bekler gecemizi.

Güneş karaya çalar ovamızda. Yıldız
Kervan kırar, bel büker. Koca toprak susuz
İki kavak sallanır orda mapusane
Kapısında. Yeşil çayır oynarız bozda,
Ulu ağaç gözleriz çorak uykumuzda.

Bütün umudumuz masaldadır ve tuzda.
Un yok ki yoğursun ince bilekli kızlar!
Yalın testi, çıplak zeytin, kuru bazlama.
Tanyeri değirmeni kızarır usulca,
Yağar gökten damlara, buğday, çavdar, arpa.

Kara kent, kara don! Al giyen beri gelsin!
Beri gelsin avcıların vurduğu geyik!
Beri gelsin yoksula büyüyen Köroğlu
İnci ağlayan sultan kızı kitaplarda
Bak Güneş mavi gözlerinle bize doğru!

Oktay Rifat
-Rüzgârlı-