Yolağıdı – Bejan Matur

BEJAN MATUR RÜZGAR DOLU KONAKLAR

I
Haritaları
Taşınmayacak kadar büyük olan
Adamlar
Koklayarak buldular yolu.
Soyun devamı
Ateşin
Ve suyun
Başı için.

II
Bozkırın iyi tanrısı rüzgâr
Göğsümüzden geçerek
Kutsadı bizi.

III
Ateş yakmayı bilmeyen el
Tanrının üzerine olsun.

Şu doğan günün başı için
Diyordu annem
Şu doğan günün
Üzümün
Ve buğdayın
Sabrı için.

IV
Ateşi tanıyan el
Suyla yıkanan göz gibiydi gece.
Geldik
Ve sığındık ovaya.
Tarlamızda buğday
Kuyumuzda acı su.
Kazdık rahmini toprağın
Dilimizi verdik ona.
Bir ürpermeyle yitirdik aşkı
Yanmış o konağın kıyısında.
Yerle gök arasında tereddüt kuşlar
Artık mümkün olmayacak soyun devamı
Diyerek uçtular.
Kuşlara inandık.
Soyun devamı olmayacak
Diyen telaşa.

V.
Göçle gelen
Her kavmin
Titrek ruhuyla
Bakındık etrafa.
Önce dağlara
Sonra ovaya
Taşlara bakındık
Kaynayan suya.
Gördük ki
Hiçbir şey kıpırdamıyor
Yatağında.
O zaman
Hangi lanet
Hangi âh
Girdi kanımıza.
Neydi başımızda daralan göğü
Yazgımız yapan.

VI
Yapraklar gözleridir meşenin
Diyenlerin ardından
Tanrımız da
Gizlendi mağaraya.

Oradan üfledi ölümü
Denizin dibindeki karanlıktan.

VII
Şu batan gün bile
Gideceği zamanı bildi
Biz neyi bekliyoruz
Ne kadar sürecek daha?

VIII
Vakti geldiğinde
Gitmek kadar iyi olan ne varsa
Girdi uykumuza.
Kadına inandık
Soyun devamı olmayacak
Diyen bakışına.

IX
Kadındım o zaman
Bulaşmamıştım
Cinslerin o tuhaf karmaşasına.

Titreyerek sevdiğim her şey
Kesti kanımı
Gönül düşürdüğüm her şey kırılgan.

X
Anladım
Zaman geçiyor
Ne gitmek, gitmek olacak
Ne kalmak.

Sağır dilsizlerin
Diliyle gelip
Sözü düşünsem
Yerim olmayacak.

XI
Ama ruhum
Ruhum başındayken yolun
Safça inandı toprağa

Kadına inandı
O saflık uykusuna.

XII
Rüyada
Sol solum kırılsa
Çocukluğum

Su uykulu
Su dalgın
Aşktan

XIII
Toprak iyidir
Acıyı çeker
Diyor anem.
Kınalı saçlarıyla kapatıldığı ev
Yanmış.
Ama gözleri
Bazı geceler dağınık duran
Yıldızlara benziyor. Hareli.
Elleriyse toprak kokuyor.
Bunu tuhaf bulduğumda
Bana dokunsun istiyorum
Rahatlatmıyor.

XIV
Anladım zaman geçiyor
Anne olmak acısını anlamak başkalarının
Ve merak uyandırdığında gelir bahar.

Bense bir kış resmi içinde ilerliyorum
Yolumda selviler
İstasyon bekçisinin mutsuz karısı
Umudum uzakta
Güneşin acıtıp emdiği karda.

XV
Bakışım yumuşadı sonra
Taş avluda açan begonya
Pamukta oynaşan titrek beyaz
Güneşe akan ne varsa.

XVI
Çığlık çığlığa kuşlar
Vadiye doluşunca
Anne oldum
Seviştim bir adamla.

XVII
Resim içinde dalgın
Bekler
Olgunlaşır
Çürür zaman.
Putlara sövmeli
Putlara sövmeli
Daha ne kadar?

XVIII
Su: Ölü yağmur
Kalır kuyusunda rahmin
Soyumuz sürmedi
Tükendi.

Bejan Matur
– Rüzgâr Dolu Konaklar-

Hakkâri’de Bir Mevsim – Ferit Edgü

HAKKARİ DE BİR MEVSİM FERİT EDGÜ (C) ÖMER GÜLER

XI / Gömüş

O gece uyuyamadım. Uyuyamadım.
Torbalar, odanın bir köşesine atılmış öylece duruyorlardı. İçimden, ne Süryaninin benim için seçtiği kitaplara bakmak ne haritayı incelemek geldi.

Muhtarın evinde bir sıcak çorba içtikten sonra başımı yastığa koymak üzere odama dönmüştüm erkenden. Ama değil başımı yastığa koymak, soyunmak bile gelmemişti içimden. Sobaya iki odun atmış, gaz lambasını söndürmüş, ne düşündüğümü, ne yapmak istediğimi, ne yapabileceğimi bilmeden, öylece oturup kalmıştım yatağın üstünde. Çaresiz.

Ey çaresiz
Neyin çaresini arıyorsun
Neyin çaresi var, neyin yok
Yaz bunları bir kenara
Bir gün belki bulursun çareyi
İnsanlar ölmesin demiyorum
İstediğim ölümsüzlük değil
Ne kendim, ne başkaları için
İstediğim, çocuklar ölmesin
Çocukların ölümüne
dayanamıyormuşum demek
Hiç çocuğu olmayan, hiç çocukluğu olmayan
Hiç çocuklarla yaşamamış ben
Gözyaşlarım utancım değil
Daha önce de ağladığımı ansıyorum
Ama bir düşünce:
Ya öbür çocuklar da ölürse
O zaman ne yaparım
Ama saçmalık bu
Saçmalık mı, değil mi bilmiyorum
Birden ölüveren bu bebe
Saçmalık mı, değil mi bilmiyorum
Bir tek şey istiyorum
Çaresizliği yenmek.

Çaresizliğimi duyuyor, çaresizliği yenmek istiyordum. Dalgalarla boğuşulur. Limanlar özlenir. Bir kuytu limanda demir atılır. Fırtınanın dinmesi beklenir.
Sonra yeniden rota çizilir. Sonra yeniden demir alınır. Yola koyulunur.
Burda:
Hangi çare? Hangi yok?

…..

Ferit Edgü/ Hakkâri’de Bir Mevsim

Görsel: Ömer  Güler, Hakkâri…

İTHAF – Oktay Rifat

OKTAY RIFAT İTHAF

İşte yine dallarda rengârenk çiçek
Ve bir örtü pencerende yaseminden.
Sana kayıp şehirlerden, sana Çin’den
Bahsedeceğim; elbet tahayyül etmek
Yaşamaktan daha güzeldir sevgilim.
Düşünmek açmamış gülü, yıldızları;
Çocuk sevinçleriyle düşünmek baharı;
Sessiz düşünmek, avuçlarında elim.
Sana bütün tadiyle eski günleri

Hâtıralar ki kuşlardır hâfızanda.
Ve işte her şeyin, bekeklerin, sesin,
Çocukluğun desem ve götürsem seni
Çiçek topladığın vâdiye şu ânda!
Ben hikâyeler ve hoş şeyler bilirim.
Dallarından sürüyle kaldırabilirim
Hâtıralarına kuşlardır hâfızanda..
En büyük günü bitmek üzeredir bahtın.
Bak rahat ve sakin yaklaşıyor gece
Ben ki seninçin yazmak isterim sade
Edebî olsun şiirimde saltanatın.

Oktay Rifat
1936
-bu dünya herkese güzel-